

ABD'li bilim insanları, ilaç kullanılmadan uygulanan düşük yoğunluklu sürekli ultrason tedavisinin eklem yaralanmaları sonrası gelişen iltihabı azaltarak osteoartrit riskini düşürebileceğini ortaya koydu. Laboratuvar ortamında gerçekleştirilen araştırma, bağışıklık sisteminin iyileştirici hücrelerini harekete geçiren bu yöntemin gelecekte eklem kireçlenmesini önlemede yeni bir tedavi seçeneği olabileceğini gösterdi.
Eklem yaralanmalarının ardından gelişen uzun süreli iltihaplanma, milyonlarca kişiyi etkileyen travma sonrası osteoartritin (eklem kireçlenmesi) en önemli nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak ABD'deki araştırmacılar, invaziv olmayan ve ilaç gerektirmeyen bir ultrason uygulamasıyla bu sürecin tersine çevrilebileceğine dair önemli bulgular elde etti.
Araştırma, Alabama Üniversitesi Huntsville Kampüsü (UAH) bilim insanları tarafından gerçekleştirildi. Çalışmada, sürekli düşük yoğunluklu ultrason (Continuous Low-Intensity Ultrasound - cLIUS) uygulamasının, bağışıklık sisteminin önemli hücrelerinden olan makrofajlar üzerindeki etkisi incelendi.

M1 makrofajları: Hasarlı dokuyu temizleyen ve iltihap oluşturan savunmacı hücreler.
M2 makrofajları: Doku onarımını ve iyileşmeyi destekleyen hücreler.
Araştırmacılar, ultrason tedavisinin iltihabı artıran M1 hücrelerini, iyileşmeyi destekleyen M2 benzeri hücrelere dönüştürmeye yardımcı olduğunu belirledi.
Bilim insanlarına göre eklem yaralanmalarından sonra M1 makrofajlarının uzun süre baskın kalması, kronik iltihaba neden oluyor. Bu durum zamanla kıkırdak dokusunun bozulmasına ve osteoartritin gelişmesine zemin hazırlıyor.
Yeni araştırmada ise düşük yoğunluklu ultrason uygulamasının:
-İltihaplanmayla ilişkili biyolojik belirteçleri azalttığı,
-Doku onarımını destekleyen genleri artırdığı,
-Bağışıklık sisteminin iyileşme sürecini hızlandırabilecek değişiklikler oluşturduğu tespit edildi.
-Gerçek eklem ortamı laboratuvarda taklit edildi
Araştırmacılar, klasik laboratuvar yöntemlerinin ötesine geçerek yaralanmış eklemlerde doğal olarak oluşan fibronectin parçacıklarını kullandı. Böylece eklem yaralanması sonrası oluşan biyolojik ortam laboratuvarda daha gerçekçi biçimde modellenebildi. Bunun yanında ekip, gen aktivitesini inceleyen transkriptom analizi ile gelişmiş hesaplamalı analiz yöntemlerini bir araya getirerek ultrason tedavisinin hücrelerde oluşturduğu değişimleri ayrıntılı şekilde değerlendirdi.

Araştırmacılar, düşük yoğunluklu ultrasonun en önemli avantajlarından birinin ilaç kullanılmadan uygulanabilmesi olduğunu vurguluyor.
Bu yaklaşımın gelecekte;
-Spor yaralanmaları,
-Diz ve kalça travmaları,
-Bağ yaralanmaları,
-Menisküs hasarları,
-Kıkırdak yaralanmaları sonrasında gelişebilecek eklem kireçlenmesini önlemeye yardımcı olabileceği düşünülüyor. Ancak uzmanlar, yöntemin henüz laboratuvar aşamasında olduğunu ve insanlar üzerinde kullanılabilmesi için klinik çalışmaların tamamlanması gerektiğinin altını çiziyor.
Bilim ekibi, bir sonraki aşamada yöntemi travma sonrası osteoartrit gelişen hayvan modellerinde test etmeyi planlıyor. Amaç, ultrason tedavisinin uzun vadede eklem dokusunu gerçekten koruyup koruyamadığını ortaya koymak. Eğer sonuçlar başarılı olursa, gelecekte düşük yoğunluklu ultrason uygulamaları eklem yaralanmaları sonrası kullanılan tedavi protokollerinin önemli bir parçası haline gelebilir.
https://www.sciencedaily.com/releases/2026/07/260710003521.htm
Paylaş