Dünyanın sonu hep yazları gelir

Olga Kurylenko ve Tom Cruise, 2077'de geçen "Oblivion" filminden bir sahnede.

Dünyanın sonu hep yazları gelir
Olga Kurylenko ve Tom Cruise, 2077'de geçen "Oblivion" filminden bir sahnede. dunyaninsonuHollywood'a yaz geldiği gibi, dünyanın da sonu geldi. Yine. Sinemaseverler kıyamet filmlerini onlarca yıldır ilgiyle izliyor. En azından "The Day the Earth Stood Still" filminden beri bu geçerli. 1951 tarihli filmde uzaylı bir robot insanlığı savaş tutkusundan dolayı cezalandırmak için Dünya'yı yok edecekken Patricia Neal "Klaatu barada nikto" şeklindeki robotu durduran sihirli kelimeleri söylemişti. Bu yazın filmlerinden "Oblivion"da, uzaylılar Ay'ı havaya uçuruyor ve insanlar Satürn'ün uydularından biri olan Titan'a kaçıyor. Sally isimli korkutucu bir NASA denetçisinin yönetimindeki Tom Cruise tarafından canlandırılan Jack Harper, elektrik üretip gökyüzünde Tet adı verilen devasa bir alıcıya yansıtan makinelerin bakımını üstleniyor. İçinde insanların bulunduğu gizemli bir uzay gemisinin Dünya'ya düşmesini inceleyen Jack Harper, büyük ve uzun bir puro tüttüren Morgan Freeman'ın önderlik ettiği, korkutucu bir asiler çetesi tarafından ele geçiriliyor. "After Earth" filminde Will Smith ve oğlu Jaden, bin yıldır insanların yaşaması için uygun görülmeyen bir Dünya'ya çakılıyor. Bu süre boyunca gezegendeki her şey, insanları öldürmek için evrim geçirmiş. Jaden'ın canlandırdığı Kitai karakterinin, alarm vermek için gezegeni baştan başa kat etmesi gerekiyor. Bu filmler elbette dünyanın sonuyla ilgili değil. Kıyamet, insanların özel efektler ve bilimsel düşüncenin askıya alınmasıyla kaderlerinin peşine düştüğü bir evre sadece. Aslında "After Earth", babasına güvenmeyi ve insanları takip edip onları öldürebilen bir uzaylı tarafından öldürülmemek için, duygularını kontrol edebilmeyi öğrenmek zorunda olan bir gençle ilgili bir baba-oğul hikâyesi. Filmin afişinde, "Tehlike gerçektir. Korkuysa bir seçim" yazıyor. "Oblivion" 2077'yi, uzaylıların Dünya'yı istila etmesi ve nükleer silahlarla püskürtülerek dünyayı yaşanmaz bir hale getirmesinden 60 yıl sonrasını anlatıyor. Hafızası silinen Cruise'un (bir güvenlik önlemi olarak) Freeman'a güvenmeyi (ki bunu her zaman yapmalısınız) ve Dünya'ya çarpan kadınla, Empire State Binası'yla ilgili rüyalarındaki aynı kadın olduğunu anlaması gerekiyor. Freeman'ın kanatlarının altında kahramanlarımızın kendileri ve yakın tarih hakkında bildikleri her şeyin yanlış olduklarını keşfedeceklerini söylemek, ipucu vermek sayılmaz. "After Earth", Will ve Jaden Smith tarafından, birlikte çalışmanın bir yolu olarak tasarlandı. Yapım sürecinde insanların gezegeni nasıl mahvettiğini ve hava kirliliği, olumsuz hava koşulları, tsunami ve depremler yüzünden nasıl terk-i diyar etmek zorunda kaldıklarını anlatan 300 sayfalık bir arka plan hikâyesi yarattılar. Tıpkı siz de benim gibi insanların tsunami ve depremlerle ne gibi bir bağlantısı olduğunu merak edebilirsiniz. Geçenlerde yaptığımız bir röportajda yönetmen Night Shyamalan'a bu soruyu sorduğumda, her şeyin arkasında bir "ruh" olduğu yönündeki düşüncesinden bahsetti. "Gaia bizi reddediyor" diye açıkladı. 1000 yıl sonraki Dünya, dev ağaçları, baş döndüren şelaleleri ve birbirini yiyen canlılarıyla cehennem olarak yansıtılıyor. İlginç bir şekilde bu Dünya aslında oldukça çekici de görünüyor. Shyamalan, burayı tehlikeli hale getiren tek şeyin insan korkusu olduğunu söylüyor. Bir şekilde Dünya devam ediyor ama bu bildiğimiz Dünya değil. Şair Muriel Rukeyser'in sözleriyle dünyamız atomlardan değil (hastalık ya da avcıav ilişkilerinden de değil) hikâyelerden oluşur. Bu yüzden sürekli ölür ve yeniden doğar. Her bir ölüm dünyanın sonu, her bir boşanma kozmolojinin çöküşüdür. THE NEW YORK TIMES