Dünyanın en zeki insanları

Bu çocuklar dünyanın en zeki insanları arasında. İşte dünyanın en zeki insanları.

Dünyanın en zeki insanları
Paylaş:

Bu çocuklar dünyanın en zeki insanları arasında. İşte dünyanın en zeki insanları.

“Bulmaca çözüyorlar” dersek ayıp olur. Onların uğraştıkları, bulmaca dünyasının katil balinaları. Çözmedikleri zaman yeni sorular icat ediyorlar. Kim mi onlar? Dünyanın en zeki insanları… Londra’daki Dünya Bulmaca Şampiyonası’nda rakamların içinde bir yol görenlerin arasına karıştım. dunyazekiSaat işlemeye başlıyor... Koca salonda çıt çıkmıyor artık. Sadece kâğıt üzerinde hızlı hızlı ilerleyen kalemlerin sesi... Çoğu genç yaşlarda, kadın-erkek yüzü aşkın kişi, önlerindeki soruları harıl harıl cevaplamaya çalışıyor. Gözetmenler sıraların arasında dolanıyor. Sıradan bir sınav ortamı... Ne var ki ne sorular sıradan ne de o soruları çözenler... Salon, IQ seviyeleri zirvelerde dolaşan, ‘sıradışı’ insanlarla dolu. Bu ‘güzel akılların’ harıl harıl çözmeye uğraştıkları da soru değil zaten, ‘sıradan’ insanların daha ne olduğunu saptayana kadar saatler tüketeceği özel bulmacalar. O salondaki sıradan insan benim. Kendini dış dünyadan soyutlayıp bulmacalara gömülmüş bu akıllı gençlere gıptayla bakıyorum. Londra’nın güneyinde, yaşı iki yüze yakın bir konaktan dönüştürülmüş, görkemli bir oteldeyiz... ‘Dünya Zekâ Oyunları Şampiyonası’ bir haftadır burada devam ediyor ve organizasyonun isminin hakkını tam anlamıyla veren ‘dünyanın en zeki insanları’ yaklaşık bir haftadır buraya kapanmış akıllarını yarıştırıyor.

BÖYLE SUDOKU OLMAZ

Önündeki bulmacaları bitiren salondan çıkıyor, çayını kahvesini alıp, bir sonraki seans için zihin antrenmanına başlıyor. Yine bulmaca çözüyor yani. Molada Türkiye takımı üyelerinin ellerindeki sorulara göz atıyorum. Ama pek bir şey anlamıyorum. Sudoku tamam tanıdık ama o kutucuklara ne kadar baksam da hepi topu dokuz rakamla irtibatlarını kuramıyorum. Gazete ilavelerinde verilen Sudoku örnekleriyle bir alakaları yok. Bunlar bulmaca âleminin ‘katil balina’ soruları, daha zoru mevcut değil... Bazılarının ne olduğunu bile anlayamıyorum: Gökdelenler, çitler, daha bir dolu rakam, şekil, bağ... Türkiye ekibi, organizasyonda iki takımla yarışıyor. A takımındakiler daha önce birçok şampiyonaya katılmış, dereceler almış isimler. Bilgisayar mühendisi Mehmet Murat Sevim (26), Makine Mühendisi Salih Alan (30), Bilgisayar Mühendisi Taner Karabulut (35), Boğaziçi Üniversitesi’nde yine bilgisayar mühendisliği okuyan Hatice Esra Aydemir (19). Bir de ümit veren gençlerden kurulu B takımı var: 15 yaşındaki Mehmet Durmuş (Bilsem Ataşehir), yine 15’indeki Beri Kohen (Bilsem Ataşehir), 19 yaşındaki, İTÜ Metalurji öğrencisi Ahmet Alan ve Polis Akademisi’nde öğrenci olan Fatih Kamer Anda (21). Onlar Dünya Bulmaca Federasyonu’nun (World Puzzle Federation) Türkiye temsilcisi, memlekette zekâ oyunları alanının lideri konumundaki ‘Akıl Oyunları’ kuruluşunun seçtiği ‘beyin takımı’. Genel Enerji şirketinin de desteğiyle Londra’dalar (Bu sene içlerinden Mehmet Durmuş, Londra’da gençler kategorisinde dünya üçüncüsü oldu.) Aralarında daha önce şampiyona görenler, Çin’de, Polonya’da, Türkiye’de (Akıl Oyunları bu organizasyonu 2009’da Antalya’ya getirmişti) ve dünyanın daha birçok köşesindeki benzer salonlardan anılarını aktarıyor. Rakiplerin zayıf noktası, huyu suyu, tuhaflıkları tek tek ele alınıyor. Eski şampiyonlar geçiyor yanımızdan. Selamlar, şakalaşmalar... En zeki insanlar dünyasında herkes birbirini tanıyor. Herkes birbirinin derecesini biliyor.

YA ÇÖZ YA İCAT ET

Akıl Oyunları’nın kurucusu ve Beyin Takımı’nın kaptanı Ferhat Çalapkulu, takımından umutlu. “Her şey daha da güzel olacak” diyor; yine de bir ‘ama’sı var... Ama Türkiye’de zihinleri eğitmek zor. “Çok küçük yaştan başlamak lazım. Çalışmaya başlıyoruz; çok akıllı, zekâ küpü çocuklar, hepsi ışıl ışıl ama tam şampiyonalara katılacakken araya üniversite sınavları giriyor. Sınavlara hazırlanmaktan antrenman yapamıyorlar. Ancak üniversiteye girdikten sonra tekrar katılıyorlar takıma... Avrupa’yla, ABD’yle, Japonya’yla fark böyle böyle açılıyor.” Japonlar sayıca da fazla. Dev bir ekiple gelmişler; ne kadar zeki olurlarsa olsunlar ülkelerine dair klişeleri şevkle yaşatıyorlar. İki bulmaca arasında fotoğraf çekmeyi ihmal etmiyorlar örneğin. Ev sahibi İngilizler işin eğlencesinde, keyiflerine bakıyorlar; Almanlar ciddi, sessiz ve çalışkan... Amerikalılar  her zamanki gibi girişken; akşam partilerinde hevesle sosyalleşiyorlar. Hangi ülkeden olursa olsun, hemen tüm yarışmacıların benim gibi sıradan fanilerden farkları ellerinden bulmacalarını düşürmemeleri. Şöyle söyleyeyim: Çözmedikleri zaman bulmaca icat ediyorlar.

HAZİNE AVININ PİRİ

İcat demişken, o işin pirleri de burada. Google’ın ilk çalışanlarından, bulmaca üstadı Wei-Hwa Huang etrafta aylak aylak dolaşıyor. Bu yarışmayı daha önce dört defa kazanmış; artık sadece keyfini çıkarıyor. Google’dan da dünyalığını alarak ayrılmış; eşe dosta ‘hazine avı’ türü bulmaca partileri düzenleyerek günlerini geçiriyor. “Şimdi ne yapıyorsunuz” diye sorduğumda çantasını açıp yeni oyuncağını gösteriyor: Bir nevi hareketli sudoku. Bulmaca, birbirinin üzerinden kayan parçalar yardımıyla çözülüyor. Ürettiği her bulmaca ses getirmiş Huang’ın, “2015’ten sonra da bunu konuşacağız” diyor. Ama o an için herkes bir başka şeyi konuşuyor. Şampiyonlar şampiyonu, Alman Ulrich Voigt bu yarışmayı da kazanacak mı? Voigt, tabii ki finale kalan son dördün içinde. Bir saatliğine herkes nefesini tutmuş, dört kişinin düşünmesini, kafasını kaşımasını, bir şeyler karalamasını izliyor. Bulmacalar birbirini izliyor ve Voigt yine kazanıyor. Tam sayıyı verelim: Onuncu defa. Salon alkıştan kırılıyor.

ŞAMPİYON NASIL DÜŞTÜ?

Yarışmadan sonra şampiyonla oturuyoruz. “Dünyanın en zeki adamı siz misiniz” diye soruyorum. “Ben sadece çok antrenman yapıyorum” diyor. “Benim hayatım bulmaca”. En çok ‘apartmanlar’ı seviyor. “Ben onu anlamadım” deyince kâğıt kalem çıkartıp öğretiveriyor hemen. İçine kapanık bu adam, bulmacalardan bahsederken dünyanın en dost canlısı insanı oluyor. Tek sıkıntısı var Voigt’un: Dikkatsizliği. Zekâsıyla bir dünya yarışmacıyı dize getiren adam, düz yolda yürürken düşüyor ve Londra’yı tekerlekli sandalyeyle terk ediyor. Umrunda değil. Kafasında halen rakamların döndüğünden eminim. Bunlar, rakamlara bakıp, onların içinde gizli yollar gören insanlar. İçlerinden en iyisi önündeki yolu görememiş, çok mu? HÜRRİYET