Dizilerimiz, aşklarımız ve biz...

Her şey gibi aşk da metalaştı artık.

Dizilerimiz, aşklarımız ve biz...
Her şey gibi aşk da metalaştı artık. nazifegungorPaketlenip sunuluyor bizlere. Hayata dair ne varsa piyasaya malı oluverdi pop kültürün endüstriyel üretim ortamında. İnsana, insanlığa ilişkin ne varsa kazanç aracı haline geldi pop kültür üreticileri için. Aşk da öyle… İnsanlık tarihinin her döneminde şarkılara, şiirlere, resimlere vb. konu olmuştu elbet. Ama hiçbir zaman bu denli piyasa malı olmamıştı. Bu denli ucuzlamamış, bu denli ucuzlatılmamıştı. Bu denli kolay üretilmemiş, bu denli de kolay tüketilmemişti aşk denilen o gizemli ve bir o kadar da yüce duygu. Kimseler onu paketleyip satışa sunamazlardı eskiden. Dokunamazlardı. Dokunmaya korkarlardı  çünkü. Yakıcıydı çünkü aşklar. Hala da öyle. Gerçekse yakar,  bazen mutluluğun sıcağında yakar, bazen de mutsuzluğun ateşinde kavurup yok edebilir insanı. Patenti kendimize aitse eğer etkisi de derin olur aşkın. Bütün bir hayatı etkiler, yön verir hayat yolculuğumuza. Patenti bize ait değilse, birileri tarafından paketlenip sunuluyorsa hayır gelmez o aşktan. Aşk falan da değildir zaten. Orijinalinden fotoğraflanmış resim gibidir. Hepsi birbirinin aynısı bir dolu paketten birini de siz alır, paketin üzerindeki tarifeye uygun olarak açar, kullanır ve atarsınız. Hepsi bu kadar. Peki nereden alınır bu hazır aşk paketleri diye sorarsanız, fazla uzağa gitmeye, mağaza mağaza dolaşmaya da gere olmadığını söyleyebilirim. En uygun ve ulaşılırlığı en çabuk satış noktaları televizyon dizileridir. Alın elinize kumandayı, zaplayın kanalları. Ambalajı farklı görünse de hepsinin sunduğu paketin içeriği aynıdır. Seçip beğenip alabilirsiniz istediğinizi. Paketi açıp bakın, bakalım ne anlatılıyor aşk için. Neler öneriliyor aşk isteyenlere. Sonra bir de çevrenize göz atın. Göreceksiniz hiçbir farklılık olmadığını. Biri kurmaca, biri gerçeklik. Evlere, yatak odalarına, oradan caddelere, sokaklara taşan aşklar, sevgililer günü gibi sözde özel günlerle pekiştirilen sevgiler tıpa tıp aynılaşmış. Hangisi gerçek, hangisi kurgu belli değil. Ama gerçek olan bir şey var ki o da hayatı dizilerdeki gibi yaşamakta olduğumuz. Aşklarımızı da öyle. Nazife Güngör