DİYANETTEN SABIR ÇAĞRISI

DİYANETTEN SABIR ÇAĞRISI
Paylaş:

A.A

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Özafşar, "yoğunlaştırılmış bir ibadet iklimi olarak" tanımlanabilecek ramazanın çok özel bir ay olduğunu belirtti. Özafşar, ramazanın, kişilere, yüksek ahlaki erdemlerin kalıcı karakter özelliği haline getirmesi fırsatı verdiğini söyledi.

Müslümanlık inancının esasının nezaket olduğunu vurgulayan Özafşar, bu nedenle tevazu, alçak gönüllülük, karşıdakine saygı duyma ve haklarına riayet etmenin İslam anlayışının esasını oluşturduğuna işaret etti.

İbadet sırasında işlenen küçük kusurların, "büyük kabahatler" olarak değerlendirildiğini ifade eden Özafşar, "Ramazan ayında oruçluyken zamanın tamamını ibadete tahsis ediyoruz. Gündelik yeme, içme gibi ihtiyaçlarımızı bir süreliğine erteliyoruz. Ramazanı ve bu ihtiyaçları ertelemeyi gerekçe göstererek agresif tutumlara girmek, arkadaşlarımızı ve dostlarımızı incitmek, insanların haklarına tecavüz etmek, hele hele kaba davranışta bulunmak ibadetin ruhuna aykırıdır" diye konuştu.

Büyükşehirlerde metropollerde bir koşuşturma yaşandığını ve insanların trafik çilesiyle uğraştığını belirten Özafşar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu çileyi çekerken öz denetim bilincimizi hatırımızdan çıkartmayalım ve ibadetimizi lekeleyelim. Tahammül ve sabır çok önemli çünkü oruç demek sabır demektir, tahammül demektir. O bakımdan trafikte kargaşaya yol açacak, insanları rencide edecek davranışlardan uzak duralım. Hz. Peygamber, 'Kötü söz ve kötü davranışı bırakmadıktan sonra bir kişinin aç ve susuz kalmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur' demiştir. Kötü olan şey vicdanen, madden, aklen ve sosyal bakımdan insanın içine sinmeyen olumsuz davranışlar demektir. Bunlardan uzak durmak gerekir. Ramazan ayı meleklerin ahlakını kazanma ayıdır."

Bazı ilim adamlarının yanlış davranışların orucu bozduğu yönünde görüş bildirdiğini aktaran Özafşar, dolayısıyla çirkin söz söylemenin, kontrolsüz işler yapmanın orucun ahlakına yakışmadığını kaydetti.

"ORUÇ TUTAN, TUTMAYAN HERKESİN TAKDİRİNE SAYGILI OLUNMALI"

Özafşar, iş yerlerinde orucu gerekçe göstererek, yükümlülükleri savsaklamanın gayri ahlaki bir tutum olduğuna dikkati çekti.

"Ramazan, oruç ve ibadet yanlış işlerin, eksik işlerin bahanesi ve gerekçesi olmamalıdır" diyen Özafşar, orucun ahlakının oruçluyken insani sorumlulukları yerine getirmek olduğunu, aksi halde orucun aç kalmaktan öteye gitmeyeceğini söyledi.

Mehmet Emin Özafşar, ayrıca oruç tutan tutmayan herkesin takdirine saygılı olunması gerektiğine işaret etti. İbadetlerin bireysel yükümlülükler olduğuna dikkati çeken Özafşar, "İnsanların mazeretleri olabilir.

Oruç tutmamayı tercih edenler de ahlaki olarak oruç tutanların hukukuna saygılı olmalı. Eskiden farklı inanca mensup olanlar bile açıkta yemezlermiş. Oruç tutmayanlara tutanlar nezaket ve saygıyla davranmalı. Oruç tutanlara da tutmayanlara aynı saygı ve nezaketi göstermeli" diye konuştu.