DEVRİMLER NEDEN BAŞARISIZ

DEVRİMLER NEDEN BAŞARISIZ
Paylaş:

YeniŞafak

Prof. Dr. Nevzat tarhan kültürde devrimlerin neden başarısız olduğunu köşe yazısında anlattı:


"Çin'de Mao kültür devriminin ve Türkiye'de Cumhuriyetin kültürel devriminin toplumda benimsenmemesinin biyopsikolojik nedenleri incelenmelidir.

Meşhur Bayburt'lu hikayesi vardır. Modernleşmenin ilk yıllarında Bayburt'a Batı müziği konseri veriliyor halk zorla salona toplatılıyor. Konser sonunda bir vatandaş ağlarken gazeteci röportaja geliyor. "Müzik size çok etkilemişe benziyor neden ağlıyorsunuz" diye soruyor. Bayburt'lunun cevabı "Evladım Rus zülmü gördük, Ermeni zulmü gördük ama bu kadar zulüm görmedim" diyor. Hikaye aslında topluma zorla biçimsel modernlik uygulamalarına bir cevap gibiydi.

İnsanlık tarihinde yukaırdan aşağıya kültürel zorlamalar başarılı olamadı. Dinlerin yaptığı kültürel değişim ise gönüllü itaat ve özgür iradi tercih nedeni ile başarılı olmuştu. Hristiyanlık 300 yılda İslamiyet 23 yılda yapısal hale geldi.

İnsan beyninde yıllar içinde yontularak oluşturulan yollar istenildiği zaman değiştirilemez çünkü bu, 20-30 senede beyinde oluşmuş bir şebeke sistemidir. İstanbul'un su tesisatı bir günde nasıl değiştirilemezse insanların beynindeki kalıcı "network"ler de hemen değiştirilemez. Sosyolojik devrim yapanlar da bu sebeplerden dolayı başarılı olamadılar. Asırlardır insanların beyinlerine yerleşmiş kültürel kalıplar vardır. Belirli bir kültürde anne ve babasının yanında yetişmiş bir çocuğun alınıp, okulda farklı bir kültür, müzik ve yemek zevki vermeye çalışıldığında hemen değiştirilmesi mümkün değildir. Çünkü anne ve babasından gelen kültürel aktarımlar vardır. Hitler annesiz babasız çocukları alıp devşirerek büyütmeye çalışmıştır. Fakat bu insanın biyolojik doğasına aykırı olduğu için başarılı olamamıştır. Hâlbuki verilmek istenen kültürel standartları toplum benimseyip kabul etseydi, bütün toplum birden bire değişebilirdi. Türklerin Müslüman oluşu bu şekilde olmuştur. Türklerin Orta Asya'daki yöneticileri Müslüman kültürü kendileri için çok uygun görüp benimsemişler, çocuklarına da benimsetmişlerdir. Mesela Cengiz Han'ın torunu Hülagu Han, Bağdat'ı yakıp yıkmıştır, kütüphaneleri, kitapları yakmıştır, Dicle nehrinde mürekkep akıtmıştır fakat çocukları Müslüman olmuştur. Hülagu asker olarak galip gelmiştir ama kültürel olarak yenik düşmüştür. Bizim Cumhuriyet tarihimizde de tam tersi olarak İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar asker olarak yenilmişlerdir ama kültürel olarak kazanmaya çalışmışlardır. Ama toplum kabul etmediği için tam başarılı olamadılar.

Toplumlarda din değiştirmek biyolojik doğaya uygun olursa olumlu sonuç verir. Kültürel ve sosyolojik değişikliler biyolojik doğada karşılığını bulmazsa başarılı olmaz. Sevilerek benimsetildiğinde kabul edilir, takdir edilir ve kültürel standartlar değişir. Fakat zorla kültürel değişiklik yapıldığında başarılı bir aktarım gerçekleşmez.

Çin'de ve Rusya'da zorlama yapıldığı için başarılı olunmadı. Ülkemizde ise batı kültürü zorla verilmeye çalışıldı. 1950'lere kadar Türk Sanat Müziği yasaktı ve onun yerine batı müziği benimsetilmeye çalışıldı. Osmanlıyı sevmek ve övmek yasaktı. Zorlamalarla Türkiye'deki batı tarzı modernleşmeyi ülkenin % 10'u veya 20'si gibi az bir kısım kabul etti. Kabul edenler de kültürleşmeden çıkar sağlayan, Türkiye'nin kaymağını teşkil eden kişilerdir. Çünkü o kültürde bulunmak onları özel imtiyazlı yapıyor ve bu nedenle o kültüre sahip çıkıyorlardı.

ARABESK KÜLTÜRÜN DOĞUŞU

Kendi kültürüne karşı yasaklanan çoğunluk ise, bu kez arabesk kültüre itilmiş oldu. Osmanlı döneminde Araplarla daha fazla temas olmasına rağmen arabesk bu kadar yaygın değildi. Çünkü kültürümüz yasak değildi ve halk başka bir kültüre ve müziğe ihtiyaç duymadı. Batı kültürü zorla dayatıldığında, ona karşı pasif bir direniş gösterildi. Sadece Urfa yöresinde olan arabesk müzik bütün ülkeye yayıldı. Bu aslında müzik kültürünün değiştirilmesine bir reaksiyondu ve çarpık modernleşmenin sonucuydu.

Hâlbuki batı kültürünün etkileri doğal akışına bırakılsaydı, böyle sonuçlar olmayacaktı. Osmanlı zaten Tanzimat'la birlikte batı kültürüne kapılarını açmıştı. Heykeller saraylara girmişti. Paşalar çocuklarına piyano öğretiyordu. Kıyafet ve sarık değiştirildi, fese geçildi. Batı kültürüne yöneliş vardı fakat Cumhuriyet döneminde bu gidiş hızlandırılmak istenince arabesk kültür ortaya çıktı.

Bu durum biyolojik doğasına uymayan kültürleşme projesinin, yanlış bir proje olduğunu gösteriyor. Yapılması gereken, özgür tartışma ortamı içersinde toplumun kendi modernizmini oluşturmasına fırsat vermektir. Bunun için de özgür tartışma ortamı gerekir. Kültürün insanlara uyup uymadığı, benimsenip benimsenemeyeceği kültürel yatay ilişkilerle ortaya çıkar. Dikey yani yukarıdan aşağıya kültür oluşmaz. Aşağıdan yukarıya kültür hareketinde de yukarısı kabul etmezse, yine proje yürürlüğe giremez.

İngilizler sömürgelerinde zorlama yapmadılar neşe ile kültürel doktrşinizasyon yapıldıçCanlı örneği Kıbrıs Türklüğüdür.

Halkla devlet arasında kopukluk olan bir çarpıklık ortaya çıkar. Türkiye'nin bu konudaki sıkıntısını eski Yunan mitolojisinde yer alan, başı aslan, vücudu boğa şeklindeki heykellere benzetilebilir. Türkiye'nin başı batı kültürü, vücudu doğu kültürü şeklindedir. Kültürel politikalar oluşturulurken bunların göz önüne alınması gerekir."