ÇOCUKLUĞUNU YAŞAYAMAYANLAR

ÇOCUKLUĞUNU YAŞAYAMAYANLAR

Hürriyet Aile

Günümüz hayat şartlarında çocukların, çocukluklarını yaşayamadıklarını belirten Psikologlar, çocukların sürekli yetişkinlerin gözetimi altında, özgür yaşam alanlarından yoksun büyüdüğüne dikkat çekiyor.

 


Şehir yaşamının ve hayat şartlarının getirdiği sorumluluklar çocukların da çocukluklarını yaşayamama sonucunu doğuruyor. Uzmanlar, çocukların çocukluklarını yaşayamadıklarını vurgulayarak şunları söylüyor:

"Çocukluğun alanı giderek daralıyor. Çocuklar zamanlarını çok erken yaştan itibaren kurum bakımı altında ve sürekli bir yetişkinin gözetiminde geçiriyorlar. Bir taraftan günümüz çocuklarının konuşma ve davranışları yetişkinlerinkini andırırken ve bu toplum tarafından övgüye değer bulunurken, çocukların çocukluklarını yaşayamadıkları gerçeği göz ardı ediliyor.

Özellikle şehirlerde yaşayan çocuklar neredeyse zamanlarının büyük bölümünü yapılandırılmış ortamlarda geçiriyorlar. Oysa çocukluk sürecinde boş zaman etkinlikleri çok önemlidir.

Çocuğun kendisinin kurguladığı, yönettiği oyunları oynaması gereklidir. Söz gelimi sokak oyunlarının çocuğun gelişimine katkısı büyüktür fakat şehir yaşamı bu fırsatı neredeyse tamamen ortadan kaldırır."
Son 25 yılda ergenlerde dikkat eksikliği, davranış bozuklukları, duygu durum bozukluklarında ciddi bir artış olduğuna dikkat çeken Dandul, "Bunun nedeni çocukların zamanlarının büyük bölümünü yetişkin süper vizyonu altında geçirmeleridir. Üstelik o yetişkin de anne-baba değil, öğretmenler oluyor.

Yapılan bir araştırmaya göre Hollanda, İskandinav ülkelerinde çocukların daha mutlu olduğu saptanmış, çünkü bu ülkeler çocuk dostu kentler yaratmak üzere harekete geçtiler. Örneğin, çocukların okula kendilerinin yürüyerek gidebilmeleri için birtakım düzenlemeler geliştirdiler" diyor.

ÇOCUKLARIN ÖZGÜR ALANLARI OLMALI

Bu konunun devlet politikası olarak görüldüğünde çözülebileceğini belirten uzmanlar yapılması gerekenleri şöyle anlatıyor:

"Öncelikle eğitim sisteminin gözden geçirilmesi gerek. Mesela çocukların uzun zaman geçirdikleri kurumların geniş oyun alanlarının olması lazım. Yeni yapılan bir araştırmaya göre çocuğun açık alanda vakit geçirmesi, davranış problemlerini azaltıyor. Çocukların özgürce vakit geçirip, koşturup oynayabilecekleri, doğayla iç içe olabilecekleri, enerjilerini boşaltabilecekleri ortamların arttırılması gerek.

Anne-babalar, 'Sen çok şanslı bir çocuksun, bak benim çocukluğumda bu yoktu. Bak senin bunların var' gibi söylemler içerisindeler. Oysa günümüzde çocuklar büyük bir baskı altındalar. Çok erken yaştan itibaren söz gelimi 'sınav' gerçeği ile karşılaşıyorlar. Geçmişte çocukların daha özgür yaşam alanları vardı.

Şimdi ise çocukların her alanda başarılı olmaları bekleniyor. Bale yapmalı, spor yapmalı, kitap okumalı, İngilizce bilmeli gibi... Oysa bir anaokulu çocuğunun bolca dışarıda koşup oynamaya ihtiyacı vardır.

Oyun sadece çocuğu eğlendiren bir etkinlik değil, çocuğun kendini geliştirdiği, ifade ettiği önemli bir deneyimdir. O yüzden anne-babalar anaokulu seçerken çok pahalı programlara, çok pahalı etkinliklere bakmak yerine, çocuğun gelişime ne kadar uygun bir anaokulu diye bakmaları gerekir."

Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Teselli edici sözler kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Önce kişilere üzülme, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir.
  • Motivasyonunuzu kaybettiğiniz anda hayatınızda bazı değişikliklere ihtiyacınız olabilir. İşte öneriler...
  • Kişinin hayatta en çok endişe duyduğu şeylerin başında sevdiklerinin başına kötü bir şeyin gelmesidir. Bu dönem eğer doğru biçimde geçirilmezse kişiy
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aşk su gibidir fazla kaynarsa buharlaşır diyor ve ekliyor: Aşkın formülü H20'dur. Pozitif iletişim kurulamazsa aşk buhar olu
  • Sevdiğini hastalık derecesinde kıskananlar, çevresine kötü koku yaydığına inandığı için suçluluk duyanlar, doktor muayenesine genelde kendi kafasında
  • Çocukluk çağında olduğu gibi erişkin yaşamda da DEHB tedavisinde ilaç kullanımı genellikle etkili ve hızlı cevap oluşturur.
  • Randevu Al