Çocuklarda duygusal istismar çok yaralıyor

Duygusal istismar, çocuğun bedenine yapılan saldırı kadar yaralayıcı oluyor.

Çocuklarda duygusal istismar çok yaralıyor
Paylaş:

Duygusal istismar, çocuğun bedenine yapılan saldırı kadar yaralayıcı oluyor. Haber3Uzmanlar, birinin diğerine  yaptığı küçümseme, aşağılama ya da tehdit etme amaçlı söz veya davranışlara denilen duygusal istismarın çocuğun bedenine yapılan saldırı kadar yaralayıcı olduğunu bildirdi. Selçuk Üniversitesi (SÜ) Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk ve Ergen  Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Sabri Hergüner, AA muhabirine  yaptığı açıklamada, duygusal istismarı gerçekleştiren kişinin sürekli olarak  karşısındakini eleştirdiğini, alay ettiğini, aşağıladığını, görmezden geldiğini,  bu şekilde baskı kurduğunu söyledi. Amacın göz korkutma ve sindirme olduğunu, böylece kişinin kontrol altına  alınmaya çalışıldığını belirten Hergüner, duygusal istismarın kişinin kendine  olan güvenini zedelediğini, değersizlik düşüncesi oluşturduğunu ve çaresizlik  duygusunu pekiştirdiğini dile getiren Hergüner, “Çocuğa yönelik duygusal  istismar, çocuğun görünüşü, fikiri, yeteneği, korkuları ve becerileriyle alay,  bir neden yokken çocuğu suçlama ya da yanlış giden herhangi bir şeyden dolayı  çocuğu sorumlu tutma gibi şeylerle yapılabilir” dedi.Çocuğun aile içi şiddete sıklıkla tanık olması, günlük işler arasında  çocuğa yeteri katar ilginin gösterilmemesinin de duygusal istismara yol açtığını  vurgulayan Hergüner, kendisine küsülen çocuğun tepkilerini dile getirmekten korku  ve kaygı duyacağının altını çizdi. DUYGUSAL İSTİSMARI ANLAMAK ZOR Duygusal istismarın genellikle çocukta fiziksel bir iz oluşturmadığından  ciddiye alınmadığına dikkati çeken Hergüner, şunları kaydetti: “Kendi çocukluğunda benzer bir olayı hatırlayanlar 'ne var' bunda deyip  geçiştirebilir. Halbuki duygusal istismar uzun yıllar devam eder. Çocuğun  bedeninde görünür izler oluşturmasa da ruhunda onarılmaz hasarlar bırakabilir.  Duygusal istismar çocuk için fiziksel istismar kadar yaralayıcıdır. Nasıl ki  fiziksel istismar çocuğun bedenine yapılan bir saldırıdır, duygusal istismar da  çocuğun ruhuna yapılan bir saldırıdır. Bedende yara izleri gibi görünür  belirtiler bıraktığından fiziksel istismar kolaylıkla anlaşılabilir. Duygusal  istismarın ise bıraktığı izlerin dışarda değil içerde olduğundan fark edilmesi  zordur. Duygusal istismara uğrayan çocukların ruhsal, duygusal ve sosyal gelişimi  olumsuz yönde etkilenebilir, değersizlik, çaresizlik ve ümitsizlik düşüncelerinin  gelişmesine yol açabilir.” Duygusal istismarın ruhsal yapıda gizli yaralar bırakacağı ve kendini  davranış değişiklikleriyle belli edebileceğini anlatan Hergüner, altını ıslatma,  uyku düzensizlikleri, yıkıcı davranışlar, öfke patlamaları, içe kapanmanın  davranış değişikliklerinden bazıları olduğunu söyledi. Duygusal istismara maruz kalan çocukların erişkin döneme geldiklerinde de  etkilerinin devam edebileceği, etrafındakilere güvensizliğin en belirgin olanı  olduğunu ifade eden Hergüner, istismarın nedenlerini ve nasıl önlenebileceğini de  şöyle açıkladı: “Ebeveynlerin gün içinde yaşadıkları stres ve sıkıntı, baş etme  becerilerini azalttığı için çocuğa kötü davranmaya daha yatkın duruma gelebilir.  Çocukların anlama ve yönlendirme güçleri çeşitli nedenlerden dolayı azalmış  olabilir. Tek bir neden istismara yol açmaz. Sosyal ve duygusal baskıların bir  araya gelmesi duygusal istismara neden olur. Aile içi huzursuzluk, işsizlik,  parasızlık, boşanma, aileden birinin ölümü, aile içinde birinin alkol ile madde  kullanımı gibi sorunlar duygusal istismara neden olan durumlardır. Sonuçları  nedeniyle ciddiye alınması gereken duygusal istismar, toplumda ve aile içinde  sıklıkla karşılaşılabiliniyor. İstismarın önlenmesi için öncelikle toplumdaki  farkındalık ve bilgi düzeyinin arttırılması gerekir. Ebeveynlerin çocukla  arasındaki etkileşim arttırmalı. Ebeveynlerin mutlaka çocuklarına sıcak ve  destekleyici yaklaşımı nasıl göstereceklerini öğrenmeleri gerekir, sosyal  desteklerin arttırılması önemli” A.A