Bu gerilim iş dünyasını korkutuyor

Uzun süredir devam eden Çin ve Japonya arasındaki mücadele yakında taşma noktasına gelebilir.

Bu gerilim iş dünyasını korkutuyor

Uzun süredir devam eden Çin ve Japonya arasındaki mücadele yakında taşma noktasına gelebilir.

gerilimGeçenlerde yapılan Dünya Ekonomik Forumu'nda konuşan üst düzey bir yönetici bu ülkeler arasındaki ilişkiyi "gizli bir savaş" olarak nitelendirdi. Bunun küresel ekonomiye (hatta bazı çokuluslu şirketlere) etkisi oldukça fazla. Çin ve Japonya, ABD'den sonra dünyanın ikinci ve üçüncü büyük ekonomileri ve ikisi de, birbirinin en büyük ticari ortağı. Siyasi risk araştırma ve danışmanlık şirketi Eurasia Group'un kurucusu olan, siyaset bilimcisi Ian Bremmer şöyle diyor: "40'ın üzerinde Amerikalı CEO ile görüştüm. Bu mesele, görüşmelerimizin yarısından fazlasını oluşturuyordu. Çin-Japonya meselesi, düşündüğümüzden çok daha problemli. Japonya karşıtı bir düşünceye sahip olmanız, bunun ticaretteki bozucu etkiye sebep olması ve her iki ekonomiye de zarar vermesi ihtimali var." Forumda, Japonya başbakanı Shinzo Abe ülkesi ile Çin arasındaki mevcut durumun, Birinci Dünya Savaşı öncesi Almanya-İngiltere ilişkilerine benzediğini söyledi. Çinli lidere yakınlığıyla bilinen ve Çin'de bir üniversite dekanı olan Wu Xinbo, Abe'nin problem çıkardığını söyledi ve onu Kuzey Kore Diktatörü Kim Jong-un ile dolaylı olarak kıyasladı. Şu anda iki ülke arasındaki siyasi güvenin en alt seviyede olduğunu ve Japonya'da Abe hükümeti devam ettiği sürece, bu iki ülke arasındaki ilişkilerin soğuk kalacağını hatta tamamen kesilebileceğini söyledi. Çin ve Japonya arasındaki ilişkiler, özellikle Japon başbakan Abe, yeni anayasa hazırlama planları yapıldığını ve uzun süredir yalnızca savunma politikası sürdüren askeri gücün yeniden yapılandırılacağını açıkladıktan sonra daha da gerildi. Geçtiğimiz Kasım ayında, Çin, her iki ülkenin de üzerinde hak iddia ettiği Doğu Çin Denizi'ndeki adalar üzerinde hava savunma teşhis bölgesi oluşturma düşüncesiyle Japonya'yı kızdırdığında, tansiyon daha da yükselmişti. Abe, Japon şehitlerinin anıldığı ve İkinci Dünya Savaşı'nda Japonya'nın müdafaasından sonra öldürülen savaş suçlularının da bulunduğu Yasukuni Tapınağını ziyaret ettiğinde tartışmalar daha da ateşlendi. Birçok Çinli bu ziyaretten rahatsız olmuştu. Pew Araştırma Merkezi verilerine göre, 20 Japon'dan yalnızca biri Çin hakkında olumlu düşünüyor. Çin'deki Japonya karşıtı düşüncenin ise oldukça güçlü olduğu görülüyor. Halkın yüzde 90'ı Japonya hakkında olumsuz düşünüyor. Son yaşanan gerginliklerin ekonomi üzerinde doğrudan etkiye sahip olduğu görülüyor. Artık Japonlar, Çin'de daha az yatırım yapıyor. Bremmer meseleyi açık açık dile getirdi: "Çinliler Shinzo Abe'yi birlikte çalışabilecekleri kişiler listesinden çıkarmıştır. Ona olan güvenleri boşa çıkmıştır. Onun, Çinlilere karşı saldırgan bir tutum içinde olduğunu düşünüyorlar." Abe, artan tansiyonun askeri çatışmaya yol açacağının işaretlerini hafife almayı denedi. "Japonya bir daha savaşa girmeyeceğine ant içmiştir. Dünya barışı arzularımızı hiç durdurmadık ve bu isteğimize devam edeceğiz." diye konuştu. Birçok yönetici, onun bu konuşmalarından aynı sonucu çıkarmadılar. Fortune 500 listesinde yer alan bir CEO, Çin ve Japonya'daki takım üyelerinden tam bir analiz isteyeceğini, daha önce fark etmesi gereken bir durum olabileceğini ve bunu daha yeni fark etmiş olabileceğini söyledi.

PEKİ, EN BÜYÜK RİSK NEDİR?

Bremmer "Ölüme sebep olabilecek hata ihtimali artıyor. Her gün askerlerini Doğu Çin Denizi'ne gönderiyorlar" dedi. Yanlış anlaşılmaların derinleşebileceğini ise, "Hatanın sonucu i ki ülke arasında, diyalog mekanizması olmadan ve Amerika'nın müdahalesi olmaksızın karşılıklı güvensizlik oluşturabilir." sözleriyle dile getirdi. Wu, savaş ihtimalinin meseleyi abartmak olacağını söyledi ve Çin'in savaşa girme niyetinin olmadığını ekledi. ABD, Japonya ve Çin arasındaki tartışmaya müdahil olmak istemeyebilir. Japonya'ya yakın duran birçok ABD yetkilisi Obama yönetiminden istifa etti. Bremmer şöyle diyor: "Obama diyarında ya da ABD millet meclisinde kim dış politikayı önemsiyor? Hiç kimse." THE NEW YORK TIMES