BEYİN CERRAHLARI İSTANBUL'DA

 BEYİN CERRAHLARI İSTANBUL'DA

CUMHURİYET BİLİM TEKNİK EKİ

Üniversite Nöroşirurjiyenleri Birliği’nin (Society of University Neurosurgeons-SUN) 45. Toplantısı 21-27 Haziran tarihleri arasında Yunanistan (Atina) ve Türkiye’de (İstanbul, İzmir) yapıldı. Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı Prof. Dr. Yücel Kanpolat’ın ev sahipliğinde yapılan toplantının, 24-26 Haziran 2011 tarihlerindeki İstanbul buluşmasını izledik.

 


Milyonlarca yıllık insan evriminin bugün ulaştığı noktayı sıradan bir insana anlatmanın en kestirme yolu bir beyin ameliyatının videosunu izletmek olacaktır. Mikroskop altında saatlerce süren ameliyatlarda, bir tümörü çevre dokulara zarar vermeden ve damarların oluşturduğu karmakarışık ağı zedelemeden çıkartabilen bir el becerisine saygı duymamak mümkün mü?

24-26 Haziran tarihlerinde İstanbul’da bir araya gelen dünyanın en saygın nöroşirurjiyenlerini dinlediğim zaman –ki anlattıklarının pek çoğunu anlamadım- hastaların beyin cerrahlarına niçin büyük bir hayranlık ve minnettarlık beslediklerini anlayacak kadar ipucu yakaladım.

Bir nöroşirurjiyen yetişmesi için çok uzun bir eğitim, çok yoğun deneyim ve bunların üzerine usta-çırak ilişkisi gerekiyor. Wisconsin Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirurji Anabilim Dalı’ndan Doçent Dr. Mustafa Kemal Başkaya’ya göre nöroşirurji aslında bir sanat. Başkaya, Nöroanatomi Tabanlı Mikrocerrahi başlıklı sunumunda, günümüz beyin ameliyatlarının “olmazsa olmazı”nın mikro-nöroşirurji yeteneği, sinir anatomisi ve kafatası anatomisi bilgisi olduğuna da dikkat çekti.

Toplantıda nöroşirurjiyenlerin sunumlarının yanı sıra İstanbul’u, ülkemiz üniversitelerinin geçmişini ve Atatürk’ü tanıtan sunumlara da yer verildi. İstanbul’un arkeolojisini Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, Türkiye’de 1933 Üniversite Reformu’nu Prof. Dr. Necmettin Pamir, Atatürk, Churchill ve Gandhi’nin Penceresinden Küresel Liderlik konusunu da Prof. Dr. Anil Nanda anlattı.

TÜRKİYE ÖN SIRALARDA


Toplantıya ev sahipliği yapan Prof. Dr. Yücel Kanpolat, Türkiye’nin sinir ve beyin hastalıkları cerrahisi alanında dünyanın en iyilerinden biri olduğunu söyleyerek, ülkenin bu alandaki konumuna ilişkin şu bilgileri verdi: “Türk beyin ve sinir cerrahları, dünya genelinde bilimsel çalışma ve yayın sayılarında son 10 yıldır ilk 5 ülke arasında. Ülkemizde çok yetenekli ve gelecek vaat eden nöroşirurjiyenler var. Ama bunları kamuoyuna yeterince duyuramadığımız için kimse tanımıyor. Buraya on kadar başarılı genç cerrahımızı da çağırdık. Aslında bu konuda katiyen alçakgönüllü olmamalıyız; yoksa gerçek sanacaklar.”

Bu arada 4 yılda bir toplanan Dünya Nöroşirurji Dernekleri Federasyonu’unun (World Federation of Neurosurgical Societies-WFNS) 2017 yılında yapılacak olan 16. Nöroşirurji Kongresi için İstanbul’un adaylığı da gündemde. Türk Nöroşirurji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Murad Bavbek, kongrenin İstanbul’da düzenlenmesi için yaptıkları ön çalışmaları şöyle anlattı: “Bu kongre sadece beyin cerrahisi alanında değil tüm tıp disiplinleri açısından çok büyük önem taşıyan bir organizasyon. 2011 yılı Eylül ayında Brezilya’da yapılacak oylama ile 16. Dünya Nöroşirurji Kongresine ev sahipliği yapacak ülke belirlenecek. İstanbul’un dışında diğer aday ülke ve şehirler, Londra (İngiltere), Prag (Çek Cumhuriyeti), Buenos Aires (Arjantin), Madrid (İspanya) ve Bogota (Kolombiya).

İstanbul’un şansı çok yüksek.” Bavbek, başta Başbakan olmak üzere devletin tüm kurumlarının İstanbul’un adaylığı için her türlü kolaylığı gösterme sözü verdiklerini söylüyor.

NÖROŞİRÜRJİYENLERİN KORKULU RÜYASI?

Prof. Kanpolat’ın geleceğin başarılı cerrahların biri olarak tanıttığı Başkaya’ya bugün nöroşirurjisyenleri en fazla zorlayan nörolojik hastalığın ne olduğu sorduk. İşte Başkaya’nın yanıtı: “Beyin tümörleri doktorları en fazla zorlayan hastalıkların başında geliyor. Özellikle kanserli tümörler en zoru. Bugün beyin tümörü tedavisinde cerrahi girişimle tümörü çıkartarak yaşam kalitesini yükseltmeye çabalıyoruz; hayatta kalma süresini uzatma konusunda iddialı değiliz. Ancak hedefimiz her hastaya özel tedavi uygulamak. Örneğin hastanın genetiğine, tümör dokusunun özelliklerine ilişkin analizlerden sonra tedavi aşamasına geçmeliyiz. Bu konuda hem çok ileriyiz hem de çok geri.”

Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi Nöroşirurji Bölümü’nden Aclan Doğan’a göre kendilerini en fazla yoran sorun anevrizmalar: “Anevrizmalar da karşılaştığımız zor problemlerden biri. Bu konuda yapılması gereken ilk şey, anevrizmayı patlamadan önce tespit etmek. Bunun için de aile hikâyesi çok önemli. Ailesinde bu tür vakaların yaşanmış olduğu kişilerin bir ön taramadan geçmesi gerekiyor. Yırtılmayı yakalarsak cerrahi tedavi uyguluyoruz. ‘Coiling’ dediğimiz yöntem yaygın olarak kullanılıyor.” Doğan’a anevrizma yırtılmasının neden olduğu baş ağrılarının belirgin bir özelliği olup olmadığını soruyoruz: “Bunlar dayanılması güç, bıçak gibi saplanan ağrılardır. Normal baş ağrısına benzemez.”

New Jersey’deki Capital Health System’in Sinirbilim Enstitüsü’nden nörojirurjiyen Erol Veznedaroğlu ise en çok inmelerin hem hastayı hem de doktorları zorladığını söylüyor: “İnmelerde en önemli faktör zaman. İlk üç saat içinde hastaneye başvurduğunuz zaman kalıcı hasarlar olmadan şifa bulmak olası. Ancak kalp krizinin ilk belirtileri konusunda oldukça eğitimli olan kamuoyu, inmenin habercisi olabilecek işaretleri bilmiyor. Niçin? Çünkü bu konuda yeterli eğitim verilmiyor. Nedir bunlar? Öncelikle kolda uyuşma, sonra denge bozukluğu ve konuşma zorluğu. İnsanlar sabah yataktan kalktıklarında kolunda uyuşukluk hissettiği zaman, bunun üzerine yatmaktan kaynaklandığını sanır. Bu belirti katiyen göz ardı edilmemeli. İnme, zamanında müdahale edilmediği zaman hasta için ölümden beterdir.”

TÜMÖR TEDAVİSİNDE GELİŞMELER

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirurji Anabilim Dalı’ndan Doç.Dr. Melike Mut, “High Grade Gliomas” başlıklı sunumunda yetişkinlerde kesin teşhis için cerrahi müdahalenin gerekli olduğunu, maksimal rezeksiyonun da halatta kalma ve yaşam kalitesini arttırmak için yapıldığını açıkladı. Beyindeki kanser tümörlerinin tedavisinde ne gibi gelişmelerin yaşandığı sorumsuzu ise Dr.Mut şöyle yanıtladı: “Bu konuda gelişmeler yok değil. Ancak bebek adımlarıyla ilerliyoruz.”

Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Bebeklerin geçiş dönemlerinde, babaların rolü nedir? Nasıl bir baba olmalı? Yoksa sizin bebeğinizde babasına çok mu düşkün?
  • Eşinizin veya sevgilinizin arkasından ne kadar yas tutabilirsiniz? NPİSTANBUL Beyin Hastanesi'nden Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar anlattı...
  • Lösemi ile mücadelede ailenin tutumları tedavi sürecinde çok etkili.
  • Aşk herkese göre değişen kavram; kimine göre süresi, kimine göre şekli önemli. `Aşk olmazsa meşk olsun` diyen de var, aşkın platoniğini seçen de.
  • Okyanusta karaya en uzak nokta Nemo Noktası olarak biliniyor.
  • Sadece yaşanan psikolojik durum değil, kalp, şeker gibi hastalıklarda panik nöbeti geçirtebilir. Panik nöbetin başka nedenleri de var...
  • Randevu Al