E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

TACİZCİLERİN ÇOĞU AKRABA

DHA

Uzmanların, çocukların cinsel istismarı konusunda yaptığı araştırma, çarpıcı sonuçlar ortaya çıkardı. İşte sonuçlar.

 


Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Ayten Erdoğan'ın, çocuğun cinsel istismarı konusunda yaptığı araştırma, çarpıcı sonuçlar ortaya çıkardı.

Araştırmaya göre cinsel istismarda bulunanların yüzde 70'i yakın akraba veya tanıdık, yüzde 40'ı evli, yüzde 30'u ise lise veya üniversite mezunu. Dünyada pedafoli hastalığının görüldüğü 40 yaş ve üzeri olan tacizcilerin yaş oranının Türkiye'de 15 ile 40 arasında olduğunu saptayan Doç. Dr. Erdoğan, “Bizde 15-40 yaş arası çıkması çok tehlikeli. Hastaların değil de normal kişilerin daha çok cinsel istismarda bulunduğunu gösteriyor” dedi. Doç. Dr. Erdoğan, “Nedense bir suskunluk var. Çalışma yoksunluğu var. Yetkililerin bu konuyu hiç konuşmak istememesi, konuyu ‘yok’ sayması gibi bilimsel camiada da bu konu ‘yok’ sayılmış” dedi.

Hüseyin Üzmez'in cinsel istismarına uğrayan 14 yaşındaki B.Ç.'ye rapor verileceği süreçte çocuk psikiyatristi olarak atandığı İstanbul Adli Tıp Kurumu 6'ncı İhtisas Kurulu üyeliğinden 4 ay sonra istifa eden çocuk psikiyatristi Doç. Dr. Ayten Erdoğan'ın, 10 kişilik ekiple yaptığı araştırma, çocuğa cinsel istismar veya tecavüzde bulunanların profilini ortaya çıkardı. Karadeniz, Akdeniz, Marmara ve Doğu Anadolu bölgelerindeki şehirlerden 182 adli vakayı inceleyen Doç. Dr. Erdoğan, ilginç veriler elde etti.

TACİZCİLERİN YÜZDE 70'İ YAKIN AKRABA


Araştırmaya göre cinsel istismarda bulunanların yüzde 70'i yakın akraba veya tanıdık. Bu sonucun, yabancı kişilerin çocuğa cinsel istismarda bulunma oranının düşük olduğunu gösterdiğini kaydeden Doç. Dr. Erdoğan, “Bizim ailelerimiz, ‘tanımadığına yaklaşma, şeker verirse gitme’ gibi şeyler söyleyerek çocuklarını böyle öğretiyorlar. Asıl istismarda bulunanların yakın akrabalar, komşuları olduğunu genel olarak halkımız bilmiyor. Biz bunun, ‘iyi dokunma’, ‘kötü dokunma’ şeklinde çocuklara öğretilmesini istiyoruz. Yani, ‘istemediğin bölgelerine kimsenin dokunmasına izin verme. Bu, akraban, tanıdığın, baban bile olsa’ diye öğretmek gerekiyor” dedi.

NORMAL KİŞİLER CİNSEL İSTİSMARDA BULUNUYOR


Cinsel istismarda bulunanların yaş oranı 15 ile 40 arası olarak belirlenirken, Doç. Dr. Erdoğan, bu sonucun çok tehlikeli olduğunu söyledi. Pedafoli hastalığının 40 yaş ve üzerinde görüldüğünü, dünyada da çocuğa cinsel istismarda bulunanların yaş oranının daha çok 40'ın üzerinde olduğunu kaydeden Doç. Dr. Erdoğan, “Bizde 15-40 yaş arası çıkması çok tehlikeli. Hastaların değil de normal kişilerin daha çok cinsel istismarda bulunduğunu gösteriyor. Bunun, neden- sonuç ilişkilerini ortaya koyan daha büyük araştırmalarla incelenmesi gerekiyor” diye konuştu.

SAHİPSİZLİK VE FAKİRLİK CİNSEL İSTİSMAR ORANINI ARTIRIYOR

Araştırmaya göre, tacize uğrayan çocukların yüzde 70'i kız, yüzde 30'u erkek. Yüzde 60'ı bekar olan tacizcilerin, yüzde 40'ı ise evli. Doç. Dr. Erdoğan, bu sonucun da çocuğa cinsel istismarda bulunanların önemli bir kısmının evli, çocuk sahibi ve cinselliğe aç olmayan kişiler olduğunu gösterdiğini söyledi. Yüzde 70'i ilkokul ya da altı eğitime sahip olan tacizcilerin yüzde 30'unun da lise ve üniversite mezunu kişiler olduğunu ortaya koyan araştırmada, sanıkların kurbanlarını daha çok anne babası boşanmış, ölmüş, fakir veya yetersiz eğitim düzeyi olan ailelerden seçtikleri de saptandı. Bu nedenle bu kesimin korunması ve daha dikkatli olması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Erdoğan, “Bir nevi sahipsizlik ve fakirlik cinsel istismar edilme oranını artırıyor. Siirt olayında da bunu gördük. Bizim araştırmamız da bunu doğruluyor” dedi.

Bu konuda koruyucu önlemlerin alınabilmesi için bütün şehirlere yayılmış daha büyük araştırmaların yapılması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bu çalışma, finansman ve organizasyon isteyen bir iş. Biz kimseden destek almadan, kendi imkanlarımızla yaptık. Bunu bütün Türkiye çapında yapmak mümkün. Ben ve benim gibi bilim adamları böyle bir çalışmayı yapabilir. Bu kişilerin profilinin ortaya çıkarılması demek, çocuklarımızı koruyabilmek ve bu işin tekrar olmasını önlemek açısından veri getirmiş oluyor. Halkın bilinçlendirilmesi, bilgilendirilmesi, okullara eğitim programları konulması açısından bu verilere ihtiyaç var."