E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

ŞİZOFREN VE DAHİLER

ŞİZOFREN VE DAHİLER

Bbc.com / Çeviri: Ayda Çayır - Şaban Özdemir (NPGRUP)

Zihnin işleyiş tarzını inceleyen bilim adamlarına göre yaratıcılıkla deliliğin örtüşen yanları bulunuyor…

 


Beyin skenlerinde, şizofren hastalarla yaratıcılığı yüksek kişilerin düşünce yolları arasında çarpıcı benzerlikler olduğu ortaya çıktı. Her iki grupta da düşünceyi filtreleyen ve yönlendiren önemli reseptörler eksik çıktı.

İsveç Karolinska Enstitüsünden uzmanlara göre düşüncelerin ketlenmeden işlemden geçirilmesi yaratıcı kişilerin sıradışı fikirlere sahip olmalarına izin verirken, aynı durum bazı kişilerde mental hastalıklara yol açabiliyor.

Yaratıcılığın depresyon, bipolar bozukluk ve şizofreninin artmış riskiyle ilişkili olduğu biliniyor. Dünya çapında ünlü bazı sanatçılar, yazarlar ve teorisyenler de mental hastalıktan muzdariplerdi, ressam Vincent van Gogh ve matematikçi John Nash gibi. Benzer şekilde, ailesinde mental hastalığı olan kişilerin yaratıcı olma şansları daha yüksek.

Profesör Fredrik Ullen’e göre elde edilen bulgular bunun sebebine ışık tutabilir. Ullen ıraksak düşünceyi yönettiğine inanılan, beynin dopamin reseptör genlerini (D2) inceledi. Iraksak düşünce testlerinde iyi performans sergileyen, yaratıcılığı yüksek kişilerin aynı şizofrenler gibi, talamustaki D2 reseptör dansitelerinin beklenenden düşük olduğu saptandı.

“Talamus bir röle istasyonu işlevi görüyor, özellikle kognisyon ve muhakemeden sorumlu, korteks bölgelerine ulaşmadan önce bilgiyi filtreliyor. Talamustaki az sayıdaki D2 reseptörü muhtemelen sinyal filtrelemenin daha düşük derecede olduğu anlamına geliyor. Bu da talamustan daha yüksek düzeyde bilgi akışına izin veriyor” diyor Profesör Ullen. Sansürlenmemiş bu bilgi bombardımanı ise yaratıcılık ateşini tutuşturuyor.

Ullen’e göre yaratıcı kişilerin problem çözmede başkalarının kolayca atladığı, olağandışı bağlantıları görebilme becerileri bundan ileri geliyor.

Benzer şekilde şizofrenler de alışılmışın dışında ilişkilendirmeler yapabilme becerilerine sahipler. Ancak bu durum şizofreni de tuhaf ve rahatsız edici düşüncelere yol açıyor.

İngiliz psikolog Mark Millard’a göre mental hastalıkla olan bu örtüşme yaratıcı kişilerde görülen motivasyon ve kararlılığı açıklayabilir. Aslında yaratıcılık rahatsızlık verici, sancılı bir durum. Mevcut olanla yetinememeleri onları değişiklik yapmaya itiyor. 

 Psikotik hastalıklarda olduğu gibi, yaratıcı kişiler dünyayı farklı bir gözle görme eğilimindeler. Bu adeta paramparça olmuş bir aynaya bakmaya benziyor. Onlar dünyayı bu parçalanmış haliyle seyrediyorlar. Ortaya koydukları eserlerde gelenekselliğin getirdiği sınırlandırmaları tanımıyorlar. Salvador Dali örneğine bakarsak, dünyayı çok farklı bir şekilde algıladığı ve insanlarca tuhaf karşılanan davranışlar sergilediğini söyleyebiliriz.