E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

SAVAŞ EN ÇOK ÇOCUKLARI VURUYOR

SAVAŞ EN ÇOK ÇOCUKLARI VURUYOR

A.A

Uzmanlar, 1.5 milyondan fazla çocuk savaşı gördüğünü ve savaşın kişilik üzerinde olumsuz değişikliklere neden olabileceğini açıkladı.

Şeref Özer, şunları kaydetti:

"Çeşitli araştırmalarda, savaşı gören toplumlarda, savaştan sonra şiddet ve insan öldürme davranışında ciddi bir artış görüldüğü ortaya çıktı. Örneğin ABD'de Vietnam savaşı sırasında cinayet ve saldırı olayları 2 kat artmıştır. Savaşa giren toplumlarda şiddet ve saldırı olayları savaştan sonra en az yüzde 10 artarken, girmeyenlerde en az yüzde 10 azalmıştır.

Savaş, çeşitli ruhsal bozuklukların oluşmasına, bireyde şiddet ve saldırganlık davranışlarında ciddi artışa, insani değerlerin kaybedilmesine, bireyin kendine ve topluma yabancılaşmasına, gelişmekteki yeni kuşakların kişilik gelişimi üzerinde olumsuz ve kalıcı değişikliklere neden olmaktadır."

"SAVAŞ, TELEVİZYONDAN İZLEYENLERİ DE ÖRSELER"

Özer, savaşın yalnızca yaşayanları ve onların sonraki kuşaklarını değil, televizyonlarda savaşı "Aksiyon filmi gibi" izleyenleri de örselediğini belirtti.

Özer, şöyle devam etti:

"Yaklaşık 6 bin yılı bulan yazılı insanlık tarihinde 15 binden fazla savaş yaşandı. Bu her yıla yaklaşık üç savaş düştüğü anlamına geliyor. Her 30 yılı bir kuşak sayarsak bu güne dek dünya üzerinde yaşamış 185 kuşağın içinde sadece 10 kuşağın savaşsız bir ömür sürdüğünü söylemek yanlış olmaz. Neredeyse yaşamı boyunca savaş görmemiş ya da tanık olmamış insan yok gibidir.

1945-1992 yılları arasında 150'nin üstünde savaş gerçekleşti ve 60 milyonun üzerinde insan yaşamını yitirdi. Bu sayı, 19. yüzyıl savaşlarındaki toplam kayıpların iki katından fazla, 1992'den bu güne yaşanan savaş ve çatışmalar da bu sayıyı neredeyse iki katına çıkardı.

Artık her insan savaşı bir şekilde görüyor, ya yaşayarak ya izleyerek. Bu durum yaşayanlarda doğrudan, izleyenlerde dolaylı savaş travması yaşatabiliyor. Savaş travmasında birey öncelikle durumu inkara yöneltip, yaşanan deneyimleri tahrip edici olmayan bir olay gibi algılamaya çalışıyor. Bireyde, olup biteni yanlış yorumlamak ve çarpıtmak, saldırganla özdeşleşmek, doğa üstü güçlere yönelmek ve sığınmak, çaresizlik ve güçsüzlükle örülü bir biçimde zayıf güçsüz kişilere yönelik eylemler üretmek biçiminde yeni ifadeler ortaya çıkabiliyor."

"EN ÇOK ÇOCUKLAR YIPRANIYOR"

Savaşlardan en çok yıpranan kesimin çocuklar olduğunu vurgulayan Özer, bu konudaki çeşitli verilere dikkati çekti.

UNICEF'in araştırmasına göre, 2002-2006 yılları arasında 42 ülkede 1.5 milyondan fazla çocuk savaşa bire bir tanıklık etti. Tüm dünyada 250 bin çocuk, asker ya da askeri birlikler içinde, aşçılık, cephane taşıma gibi çeşitli görevlerde çalıştırıldı. Hatta birçok çocuk, sıklıkla cinsel ve fiziksel istismara uğradı.

Ayrıca, 1986-1996 yılları arasındaki savaşlarda 2 milyon çocuk öldü, 5 milyon çocuk sakatlandı. Bunun yanında, 12 milyon çocuk evsiz, 1 milyondan fazla çocuk ana-babasız kaldı ve 10 milyon aşkın çocuk ruhsal sarsıntı geçirdi.

Yine UNICEF'in verileri, Filistin Gazze'de 2000 yılında 7-12 yaşlarındaki ilkokul öğrencilerinin yüzde 42'sinde savaş bağlı travma sonrası stres bozukluğu olduğunu, çatışmalar bittikten yaklaşık 1 yıl sonra ise bu oranın yüzde 19 olarak belirlendiğini ortaya koydu.