E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

ÖDEVİNİ YAPMIYOR MU?

ÖDEVİNİ YAPMIYOR MU?

YENİ ANNE DERGİSİ/MAYIS

Çocuğunuz ödevini yapmıyor mu? Peki, ödev konusunda inatlaşan çocuğumuzla nasıl baş edeceğiz!

 


Dr. Birim Sungu Danışmant ödev, çocuk ve ebeveyn arasındaki ilişkiyi anlattı…

"Ben söylemezsem ödevini yapmıyor, baştan savma yapıyor ya da bir türlü bitiremiyor." dediğinizi duyar gibiyiz. Ödev yapmak çoğu çocuk için çok keyifli bir durum değil açıkçası. Diğer yandan ödevler çocukların öğrenme becerilerini geliştirir. Sorumluluk, sebat ve zaman kontrolü yeteneği kazanmalarını sağlar. Peki, ödev konusunda inatlaşan çocuğumuzla nasıl baş edeceğiz!

Ödev yapma alışkanlığının kazandırılabilmesi için ilk olarak çocuğa niçin ödev yapmaları gerektiğinin anlatılması gerektiğini söyleyen Psikiyatri Uzmanı Dr. Birim Sungu Danışmant, çocuğa bu konuda açıklama yapılmasının çocuk ve ebeveyn arasındaki gereksiz tartışmaları önleyeceğini dile getiriyor.

DAVRANIŞLARINIZ BELİRLEYİCİ


Ödevin okulun, öğretmenin sorunuymuş ve öğretmen verdi diye yapılıyormuş şeklinde anne baba yaklaşımları olabileceğini ifade eden Dr. Birim Sungu Danışmant;

"Öğretmen çok ödev veriyor ya da az ödev veriyor, öğretmeninle konuşacağım, ödevini yap yoksa öğretmenine sen hesap veririsin." gibi sözlerin ödevlerin öğretmenden kaynaklandığı yoksa gereksiz olduğu hissini uyandırabileceğine dikkat çekiyor ve ödevler konusunda nasıl davranılması gerektiğini anlatıyor:

Çocuğun ödevinin anne baba tarafından öğrenilmesi, ödev yapmasının anne babası tarafından sürekli hatırlatılıyor olması çocuğu anne baba söylemeden ödev yapamaz hale getirebilir. Aşırı müdahaleci ya da eleştirel olmak çocukları ödev yapmaktan soğutabilir.

Ödevlerin ne yarar sağladığı çocuklara açık ve net bir şekilde anlatılmalıdır. Çocukların ödevi anne ve baları arasında da tartışmalara sebep olabilir, bu konudaki tartışmalar çocuğun önünde yapılmamalıdır. Anne baba çocuğun önünde aynı fikirde görülmelidir.

Ödev yapma konusunda anne ve baba çocuğun kendi özelliklerine bir çalışma odası düzenlemeli, mümkün değilse evin sessiz bir iaşesi çocuğa ayrılmalıdır.

Çalışma ortamında televizyon, telefon gibi dikkat dağıtacak eşyaların olmamasına, çocuğun odasına ders çalışırken fazla girilmemesine dikite edilmelidir.

Çocuğun çok değil verimli çalışması önemlidir. Çocuğun sürekli ders çalışmasını beklemek ve bu kornoda sürekli uyarmak çocukların tepkisel davranmasına sebep olabilir.

Çocuğun uyabileceği, kolay bir programın birlikte yapılması işleri kolaylaştırabilir. Program yeterince esnek olmalıdır.

Çocuk okuldan geldiğinde dinlenmek için yeterli zamanı olmalıdır. İkindi kahvaltısı, sohbet, oyun oynama gibi. Ders çalışma süreleri 20-25 dakika çalışma, 10 dakika mola şeklinde düzenlenmeli, bu süreler çocuğun dikkat süresine göre esnek olmalıdır.

Ders sonrası kısa tekrara programda mutlaka yer verilmelidir.

Program yaparken çocukların algı ve öğrenmesinde farklılıklar olduğu unutulmamalıdır. Sabah mı daha iyi öğreniyor, akşam mı? Okuyarak mı, dinleyerek mi, seyrederek mi öğreniyor? Tespit edilmelidir.
Ödev konusunda inatlaşmak yerine ders çalışmak çocuk içlıı çekici hale getirilmeye çalışılmalıdır. Ödevler kısa bölümlere ayrılmalı, iki sıkıcı ya da zor ders arasına bir yorucu olmayan ders konulmalıdır.
Çocuk program hedefine ulaştığında ödüllendirilmen, bu ödül maddi bir ödül olmamalıdır.
Çocuğunuz size uygulanamayacak bir | program önerisiyle gelebilir. Örneğin 3 saat bilgisayarda oyun oynama, TV seyretme gibi faaliyetlerin yer almasını isteyebilirler. Bu durumda ebeveyn tavrı net olmalıdır.

Ders ve dinlenme zamanları planlanırken;

Çocuğunuz size uygulanamayacak bir program önerisiyle gelebilir. Örneğin 3 saat bilgisayarda oyun oynama, Tv seyretme gibi faaliyetlerin yer almasını isteyebilir. Bu durumda ebeveyn tavrı net olmalıdır.
Çocuklar okula ilk başladıkları dönemde ödevlerini nasıl yapacaklarım, bilgiye nasıl ulaşacaklarını bilmediklerinden ödev yapmakta problem yaşayabilirler. Bu dönemde aileler çocuklarına nasıl ders yapacakları konusunda yardıma olmalıdır.

Çocuğa hiç yardımda bulunmamak da çocukta güven duygusunu zedeler. Zorluklar karşısında desteksiz kalacağı duygusunu uyandırır, korku duygusunun geliştirmesine sebep olur. Çocukların ders çalışırken sıkılması doğaldır. Ancak hiç ödev yapmıyorsa, ödev yapması çok uzun sürüyorsa, çalıştığı halde başarısız oluyorsa, ders çalışmaktan soğuduysa altta yalan nedenler ortaya çıkarılmalıdır. Nedenler ve çözümler konusunda gerekirse bir uzmandan yardım almalıdır.

Çocuklarda dikkat eksikliği gibi özel durumların varlığında birebir öğretim faydalı olabilir, özel derse başvurulabilir. Aynı şekilde özel öğrenme güçlüğü olan çocukların da deneyimli öğretmenlerce birebir eğilimi söz konusu olabilir.

Yani çocukların bireysel farkları olduğu, bu nedenle öğrenme tarzlarının değişiklik gösterebileceği unutulmamalıdır. Çocuğun zekasında, öğrenmesinde, dikkat becerilerinde sorun varsa Özel eğitim desteği alınması gerekebilir.

Bazı çocuklar için arkadaşlarla ders çalışma faydalı olabilir. Bu şekîlde ders çalışma zevkli hale getirilebilir, farklı öğrenme metotları çoraklar arasında paylaşılabilir.

Çocukların başarılı oldukları konularda desteklenmeleri, yetersiz oldukları konularda zorlanmamaları önemlidir. Hiçbir zaman arkadaşlarla kıyaslama yapılmamalıdır, Başarısız olsalar da yeniden denemeleri konusunda yüreklendirilmeleri şarttır.

Ders çalışmaktan sıkılıyorsa bağırmak, kıyaslamak çocukta savunmalar nedeniyle ciddi davranış sorunları gelişmesine neden olur. Bu konuda anne-baba ya da öğretmenin yanlış tutumu çocukla sinirlilik, içe kapanma, konuşma bozuklukları. uyum ve davranış sorunlarına yol açabilir. Aile sorunu çözemiyorsa mutlaka bir uzmana başvurması gerektiği unutulmamalıdır.

SÖZLÜĞE NASIL BAKILACAĞINI ÖĞRETMEK

Çocuklara ödev konusunda yardım etmek çocukların ödevini onlar yerine yapmak değil, nasıl yapmaları gerekliği konusunda çocukları bilgilendirmektir. Örneğin sözlüğe nasıl bakılacağım öğretmek gibi. Zaman içersinde ödev yapma sorumluluğu tamamen çocuğun kendisine bırakılmalıdır. Çocuğa fazla yardımda bulunmak sorumluluk alma alışkanlığını kazanmasına ve kendi sorumluluğunu başkalarının üzerine yıkma davranışı geliştirmesine, tek başına kaldığında çabuk sıkılan, vazgeçen, ağlayan çocuk haline gelmesine neden olabilir.