E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

MUTLULUK KAYNAĞI

MUTLULUK KAYNAĞI

THE NEW YORK TIMES

Seratonin hem ruha iyi geliyor hem de bedene.

Araştırmacılar son zamanlarda serotoninin vücutta son derece önemli roller oynadığını öğreniyor.

 


Bunlardan biri de kemiklerin yeniden şekillendirilmesi. Örneğin osteoporoz yüzünden kemikleri incelen bir farenin serotonin seviyesini azaltmak için bir ilaç kullandıklarında, hayvanların kemiklerinin neredeyse tamamen iyileştiğini gözlemlediler. Güney California Üniversitesi'ndeki Zilkha Nörogenetik Enstitüsü'nden Pat Levitt'e göre bilim insanları serotoninin hamileliğin ilk üç ayı boyunca annenin plasentasından embriyonun beyninin ön kısmına sızarak henüz anne karnındayken etki etmeye başladığını da fark ettiler.

New York'taki Columbia Üniversitesi Tıp Merkezi'nde serotoninin kemik biyolojisi üzerindeki etkisini araştıran Patricia Ducy, "Serotoninin vücuttaki etkilerine, kemik gibi dokular açısından ne kadar önemli olduğuna şaşırmadığımı söylesem yalan söylemiş olurum" diyor.

İlk olarak 1948'de kan serumunda keşfedilen serotoninin, o dönemde kan damarlarını daralttığı fark edilmişti. 5 yıl sonra bilim insanları serotonine beyin dokularında da rastladı ve o dönemde keşfedilen lisergik asit ditaylamid (LSD) isimli uyuşturucu maddenin beynin serotonin sisteminden faydalanarak etkilediğini öğrendi. İnsanlar ve diğer canlı türleri serotonin üretmek için hindi, peynir, tofu, kuruyemiş, tohum ve muz gibi pek çok besinde bulunan doğal bir amino asit olan "triptofan"ı kullanıyor. Araştırmalar genelde serotonin birer sinir iletici (nörotransmitter) olarak görev yaptığı beyinde nasıl faaliyet gösterdiğini anlamaya odaklanıyor. Oxford Üniversitesi'nden Philip J. Cowen, "Serotonin insanların zorluklarla baş etmesini, yola devam etmesini ve her şeyi çözmeye çalışmasını sağlayan bir molekül" diyor. Serotonin, Cowen'in Manchester Üniversitesi'nden meslektaşı Bill Deakin'in deyişiyle, "Henüz paniklemeye gerek yok" molekülü.

Serotoninin salgılanışındaki aksaklıklar depresyon, kaygı, panik atak gibi rahatsızlıklara neden olabiliyor. Prozac gibi antidepresanlar bu molekülün beyindeki alıcıları beslemesini sağlamak için serotonin taşıyıcılarını bloke ediyor. Ancak Viladozone gibi yeni nesil antidepresanlar bir adım öteye geçerek 15 serotonin alıcısını hedef alıyor. Bu sayede ilacın etkisi artarken kilo artışı ya da cinsel sorunlar gibi yan etkiler kısıtlanıyor.

Serotoninle ilgili yeni araştırmaların çoğu molekülün aynı zamanda dokulara şekil veren bir hormon olarak görev yapmasına odaklanıyor. Nature isimli bilimsel derginin son sayısı için yazdıkları araştırmada Levitt ve çalışma arkadaşları, farelerdeki sinir sisteminin erken dönemdeki gelişimine ve gebelik döneminin onuncu gününden itibaren farenin beyninin ön kısmının nasıl serotoninle dolduğunu anlaştılar. Araştırmacılar daha önce seratoninin yeni sinir bağlantılarının gelişmesine ön ayak olduğuna dair bulgular elde etmişti. serorotonin ise plasentadan geliyordu. Vücuttaki serotoninin büyük bir kısmı beynin dışında, çoğunlukla bağırsaklarda üretiliyor. İki seratonin deposu birbirine karışmıyor ancak son araştırmalar kemiklerimizin her iki tür serotoninden yararlandığını gösteriyor.

Biri iskeletin delikleri ve çatlakları tıkayan osteoblastlara (kemik yapıcı hücreler) yardımcı olurken diğeri yaşlı kemik dokularını yok etmeye çalışan osteoclastlara (kemik yıkıcı hücreler) destek oluyor.

Ducy, Gerard Karsenty ve meslektaşlarının Hücre Biyolojisi ve Doğal Tıp Dergisi'nde açıkladığı gibi, bağırsaklardan gelen seratonin kemik yapıcı hücrelerin yeni kemik oluşturmasını engelliyor. İleri derecede kemik erimesi bulunan fareler ve sıçanlar üzerinde yapılan bir deneyde, araştırmacılar şunu gözlemledi: Kemirgenin bağırsaklarındaki seratonin üretimini sadece yüzde 40 düşüren bir ilaç kullandıklarında kemik yapıcı hücreler mükemmel bir şekilde serbest kaldı ve üzerlerinde en fazla hasar bulunan iskeletler kendi kendilerini onardı. Ducy, "Tedavinin herhangi bir yan etkisini görmedik.

Bunun en büyük nedeni kemik üzerindeki olumlu etkisini görmek için seratonin üretimini tamamen ortadan kaldırmak zorunda olmamamızdı" diyor.