E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

GÜRÜLTÜDEN KAÇIŞ YOLLARI

GÜRÜLTÜDEN KAÇIŞ YOLLARI

CUMHURİYET BİLİM TEKNİK EKİ

DSÖ’ye göre, her yıl 200 bini aşkın kişi süreğen gürültüye bağlı kalp hastalıklarından  yaşamını yitiriyor..

 


Kentsel yaşam korna sesleri ve bangır bangır çalan müziğin pes sesleriyle insanları yaylım ateşine tutuyor. Peki, bu tür gürültülerden kurtulup geceleri huzurlu bir uyku çekmenin bir yolu var mı?

Gürültü kirliliği, kentlerin giderek büyümesi, nüfus yoğunluğunun artması ve makinelerin yaşamımıza egemen olmasıyla birlikte her geçen gün daha çok sayıda insanı etkileyen ciddi bir sorun oluşturuyor. Araştırmacılar son yıllarda gürültü kirliliğinin insan bedeni üzerinde gerek fiziksel, gerekse ruhsal açıdan yarattığı zararlı etkilerle çok daha yakından ilgilenmeye başladılar.

Gerginlik ve uykusuzluk kişinin metabolik hızını arttırıp kan basıncının yükselmesine yol açabileceği gibi uzun süre gürültülü bir ortamda yaşamak, depresyon dahil, çok sayıda ruhsal bozukluklara yakalanmamıza da neden olabilir. Elde edilen bulgular trafik gürültüsünün yarattığı gerginliğin uzun erimde kalp hastalıklarına yakalanma olasılığını arttırdığını ortaya koyuyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı hesaplamalara göre, her yıl 200 bini aşkın kişi süreğen gürültüye bağlı kalp hastalıklarından ötürü yaşamını yitiriyor. Buna karşın, gürültünün tam olarak kaç kişiyi etkilediği konusunda çok az bilgi var.

ABD’de San Francisco gibi kimi kentlerde gürültü düzeyleri haritası uygulamasına geçiliyor. AB’ye bağlı Avrupa Çevre Ajansı araştırmaları AB nüfusunun %20 kadarı için- yaklaşık 80 milyon kişi- bu tür gürültü düzeylerinin “kabul edilemez” olduğunu gösteriyor.

Avrupa Birliği, 2006 yılında, nüfusu 250 binin üzerindeki tüm Avrupa kentlerinde gürültü ortamının denetlenmesi yönünde bir karar aldı. Kentlerde yapı çalışmaları, uçaklar ve benzer gürültü kaynakları çeşitli yasalarla düzenlenmeye çalışılsa da, kentlere kıstırılmış çok sayıda insan için bu önlemler yetersiz kalıyor.

Aralarında Washington Üniversitesi kentsel tasarım uzmanlarından Anne Vernez Moudon’un da olduğu kimi araştırmacılar gürültü kirliliği konusunda çok daha ciddi önlemler alınması gerektiğine inanıyor.

BETON BİLE...

Çevresel gürültü sorununu çözmenin bir yolu geleneksel ses yalıtımı yöntemlerinden yararlanmaktır. Sessiz bir ortam için yapıların duvarları 30 santimetre kalınlığında sert betondan yapılmaktadır. Bu kaba güç yaklaşımı oldukça işe yarar. Yoğun betondan oluşan yapıların titreşmesi çok daha güç olduğundan, gelen ses dalgaları betona çarpıp geri sekme eğiliminde olurlar.

Ancak beton bile kusursuz değil. Merdivenlerden inip çıkarken topuklu ayakkabıların çıkardığı ses benzeri “vuruş” gürültüsünü yayma konusunda çok başarılıdır. Şarkı söylerken çıkan yüksek frekanslı sesleri engellemekle birlikte, bas sesler yine de betonu yarıp geçerler.

Ufukta beliren bir ışık da sonik kristal adı verilen yeni bir buluş. Yalnızca düzenli ve bakışımlı yapısıyla kristali andıran sonik kristal ses dalgalarını dağıtan nesneler dizisinden sonik kristaller sesin tümden önüne geçebiliyorlar.

İspanyol sanatçı Eusebio Sempere tarafından 1977 tarihinde yapılan ve şimdi Madrid’de Juan March Vakfı binasının önünde bulunan minimalist sanat yapıtının muhtemelen ilk sonik kristal olduğuna inanılıyor.

Organo adıyla bilinen bu yapı 4 metre genişliğinde ve daire biçiminde bir dizi dikey borudan oluşuyor. Sempere bir olasılıkla bu yapıyı akustik özellikler taşıması niyetiyle oluşturmadı.

Ancak Madrid Malzeme Bilimi Enstitüsü’nden Francisco Meseguer ve arkadaşları 1995’te bu yapının akustik özelliklerini araştırdıklarında kimi frekansların geçmesine olanak tanırken, kimilerini önlediğine tanık oldular. Bu etkinin püf noktası boruların arasındaki boşluklardan kaynaklanıyor.

1500-4000 hertz arasındaki ses iletimlerini önleyen Organo, trafik gürültüsünü önleyemese bile, en azından geceleri uyku tutmayıp geç saatlere dek flüt çalan bir komşusu olanlar için biçilmiş kaftan olabilir. Sanat yapıtından esinlenen araştırmacılar daha düşük frekanslarda sesi kesen sonik kristaller tasarladılar. Britanyalı akustik uzmanı Keith Attenborough Valencia Üniversitesi’nden meslektaşlarıyla birlikte sesi hem yansıtıp hem de soğuran bir kristal üzerinde denemeler yaptılar.