E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

ÇOCUKLARIMIZI ENGELLİYORUZ

 ÇOCUKLARIMIZI ENGELLİYORUZ

A.A

Sürekli sorular soran, yanıtlar arayan, anlamaya çalışan, merak eden çocuklar zamanla bundan vazgeçiyorsa sorumlusu biziz.


Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, çocukları soru sormaya ve sorgulamaya yöneltirken önlerindeki en büyük engelin alışılagelmiş düşünme kalıpları ve gelenekler olduğunun unutulmaması gerektiğini belirterek, “Sürekli sorular soran, yanıtlar arayan, anlamaya çalışan, merak eden çocuklar zamanla bundan vazgeçiyorsa, bunun sorumlusu bizim tutumlarımız” dedi.

Akbank'ın, kuruluşunun 60. yılı dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı ve Sabancı Üniversitesi Eğitim Reformu Girişimi'nin (ERG) desteğiyle 2008 yılında “Soran, sorgulayan gençlik için öğretmen eğitimine destek” sloganıyla başlattığı “Düşünce Gücü Projesi”nin ilk etabının sonuçları, Sabancı Müzesi'nde düzenlenen basın toplantısında anlatıldı.

Toplantıda konuşan Çubukçu, günümüzde bilim, teknoloji ve iletişimde çok hızlı gelişmeler sağlandığını, her alanda olduğu gibi eğitim alanında da her gün yeni yaklaşımlar ortaya çıktığını belirtti. Bakan Çubukçu, küresel boyutta ortaya çıkan gelişmelerin topluma her alanda yön verebilen, uluslararası düzeyle yarışabilen, teknolojik ve toplumsal gelişmelere uyum sağlayabilen, gözlem ve deneylerle elde edilen verilere dayalı olarak doğru kararlar verebilen, yeniliklere açık, eleştirel düşünebilen, değişimi algılayıp yönetebilen yaratıcı bireyler yetiştirilmesini zorunlu kıldığını vurguladı.
Bu özelliklere sahip bireyleri yetiştirmek için öğretmenlerin çağın niteliklerine uygun donanımlara sahip olması gerektiğini anlatan Çubukçu, okul ve eğitim dışı öğrenme yöntemlerinin çoğaldığına, hızlı değişim ve gelişime,bilgiye erişimde kaynak sayısının arttığına işaret etti. Çubukçu, bu dönemde “Öğretmenlere ihtiyaç var mı?', “Öğretmenlerin etkisi azalıyor mu?” sorularına karşın öğretmenlere eskisinden daha çok ihtiyaç olduğu belirterek, “Onların bilgiye ulaşma, erişme ve bilgiyi yönetebilme becerisi konusunda çocukların yetiştirilmesinde çok daha önemli rolleri olduğunu düşünüyorum” dedi.

Eğitimde öğretmenin her dönemde önemli olduğunu belirten Çubukçu, ancak bugün artık doğru bilgiyle yanlış bilgiyi ayırt edebilme, ulaşılan doğru bilgiyi doğru yerde kullanabilme becerisine sahip olma, yaratıcı fikirler ve bunları hayata geçirme becerisinin elde edilmesinin tamamen öğretmenlerin elinde olduğunu kaydetti. Bakan Çubukçu, eğitimin fiziki şartlarını oluşturan okulların donanımı ne kadar çağdaş normlara uygun yapılırsa yapılsın, bunu toplumla paylaşacak, öğrencilere ulaştıracak olanların da öğretmenler olduğunu söyledi.

DÜŞÜNME EĞİTİMİ

Öğretmenlerin bilgiye ulaşmada öğrenciye yol göstermelerini, gelişmeleri yakından takip etmelerini, meslektaşlarıyla işbirliği yapmalarını ve paydaşlarla etkin görüş alışverişinde bulunmalarını beklediklerini ifade eden Çubukçu, şöyle konuştu:

“Eğitim sürecinde önemli rol oynayan öğretmenin niteliklerinin sorgulanması ve geliştirilmesi kaçınılmazdır. Sorgulama ve geliştirmede esas alınacak kriter ise öğretmen yeterlilikleridir. Kuşku temelli, sorgulayıcı bir yaklaşımla konulara bakma, analiz ve değerledirme yapma, sorgulamak suretiyle neden ve niçinleri öğrenmeyi gerektiren eleştirel düşünme hiç kuşkusuz bilginin, bilimin ve tekniğin temelini oluşturuyor. Bu kapsama yenilenen öğretim programlarının öğretmenlerin sahip olması gereken yeterlilikle bağdaşmaktadır. Bu çalışmalar düşünme eğitimi temelinde uygulanmaktadır. Ayrıca düşünme öğretimi ilköğretim kademelerinde ders olarak yer almaktadır. Projenin çıkış noktasını da düşünme eğitimi oluşturuyor.”

Çubukçu, proje kapsamında 8 pilot ilde 4 bin 250 öğretmenin eğitiminin gerçekleştirildiğini belirterek, uygulamanın değerlendirilmesi amacıyla öğrenci, öğretmen ve yöneticilere yönelik anket ve mülakatların raporlaştırılması çalışması tamamlandığında arzu edilen sonuca ne kadar yaklaşıldığının görüleceğini söyledi.

Bakan Çubukçu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Soran ve sorgulayan nesiller yetişmesini istiyorsak, bu sadece öğretmenlerin ve okulun değil, toplumun ve ailenin de görevidir. Bir yandan çocuklarımızı soru sormaya ve sorgulamaya yöneltirken, önlerindeki en büyük engelin, alışılagelmiş düşünme kalıpları ve gelenekler olduğunu unutmayalım. Sürekli sorular soran, yanıtlar arayan, anlamaya çalışan, merak eden çocuklar zamanla bundan vazgeçiyorsa, bunun sorumlusu bizim tutumlarımız. Çocukları ve gençleri cesaretlendirmek, düşünce becerilerini geliştirmek için daha küçük yaşlardan başlayarak daha büyük çaba göstermeliyiz. Öğretmenlerin eğitimi de bu işin önemli bir boyutu. Proje, soran ve sorgulayan gençler yetiştirme amacına katkı sağlıyor. Ezbere dayalı eğitim sistemi yerine, öğrenmeyi öğrenen, bilgiye ulaşmayı bilen, soran ve sorgulayan bireyler yetiştirmeyi amaçlayan bakanlıkça yürütülen çalışmaları destekleyen her projeye her katkıya açık olduğumuzu vurgulamak istiyorum.”

BİR YILDA 4 BİN 250 ÖĞRETMENE ULAŞILDI

Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer de projenin ilk etabının sonucunda 4 bin 250 öğretmene ulaşmanın heyecan verici ve mutlu edici olduğunu söyledi.

Ülkenin 70 milyonu aşan nüfus içinde ortalama nüfusun 28 yaş olmasını önemsediklerini anlatan Dinçer, “Genç nüfus ülke için çok önemli. Ancak genç nüfus sadece kol, bilek gücü ile değil akıl gücü ile önemli. Bizim için önemli olan ileriye dönük, yaratıcı, yenilikçi, farklılık yaratan genç nüfusu ülkeye kazandırmak ve Türkiye'nin uluslararası, ekonomik boyutta ivme kazanmasını sağlamak” diye konuştu.

Bu amaçla projeyi çok önemsediklerini ifade eden Dinçer, gençlerin hayatında önemli rolleri olan öğretmenlere, gençlere, yeni eğitim alacak öğrencilere ve sonraki nesillere iyi bir eğitim sistemi için el ele verdiklerini kaydetti.

ERG adına konuşan Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Tosun Terzioğlu da girişimin çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Eğitim reformu için çok önemli olan proje kapsamında 1 yılda 4 bin 250 öğretmene ve 141 bin 270 öğrenciye ulaşıldığını belirten Terzioğlu, “Eğitim, bir öğrencinin, düşünmesini öğrenmesi, en değerli hazinesi olan aklını kullanmasını bilmesi, öğrendiklerini aklının süzgecinden geçirerek içselleştirmesi ve soru sorabilmesi, sorularına doyurucu yanıtlar alabilmesidir” dedi.

Terzioğlu, eğitimde zaman zaman mucizeler beklenildiğini ancak sonucun yavaş yavaş alındığını anlattı. Prof. Dr. Terzioğlu, bugün atılan tohumların meyvelerinin çok daha sonra görüleceğini belirterek, eğitimde yapılanları sebatla izlemenin önemine dikkati çekti.

Çubukçu, toplantının sonunda 148 eğitimciyi temsilen 9 eğiticiye, Dinçer ve Terzioğlu da 4 bin 250 öğretmeni temsilen 18 öğretmene sertifika verdi.