E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

CİNAYETLERİN KİTABINI YAZDI

CİNAYETLERİN KİTABINI YAZDI

Sabah Gazetesi / Yalçın Bel / 1. bölüm

Türkiye yıllardır, toplum yarası haline gelen cinayetlerle sarsıldı. İşte müebbet hayatlardan hikayeler…

 


Cinayetten hükümlü Remzi Yay, bir hiç yüzünden işlenen cinayetleri kaleme aldı. Mahkûmlar o anları anlattı: "Bir insan hayatı hatalardan pişman olacak kadar uzun değil", "Önce büyük bir gürültü duyarsın, sonra karanlık bir sessizlik"

Türkiye yıllardır, ocakları söndüren zaman zaman toplum yarası haline gelen cinayetlerle sarsıldı. Kan davası, namus meselesi ve gençlik heyecanı nedeniyle işlenen cinayetler, manşetleri kaplarken, nice hayatlar karardı. Peki, ya cinayeti işleyen, yıllarını cezaevlerinde geçirenler?

Bu yazı dizisi, silah tutan ötekilerin öyküsünü anlatıyor. Cinayetten müebbet ağır hapise çarptırılan Remzi Yay, kendisi gibi kan döken mahkûmların gerçek öykülerini 'İbret' kitabında bir araya getirdi. İbret alınarak okunması gereken 'İbret', cinayeti işleyenlerin ilk gününde neler yaşadıklarını anlatıyor.

"Bir insan hayatı hatalardan pişman olacak kadar uzun değil" işte kitabın ana mesajı bu. Bir anlık cinnet, heyecan, düşüncesizlik... Çekilen tetik, savrulan bıçak... Dizide cezaevlerinde pişmanlıkla ranza eskiten hayat hikâyeleri var. Tekirdağ Kapalı İnfaz Kurumu'nda cezasını çeken Remzi Yay, Adalet Bakanlığı'nın "Hükümlünün rızası alınarak, kimliği, geçmişi, ailesi hakkındaki bilgiler, işlediği suç teşhir edilmeden ve yapılacak röportajın haber konusu ile sınırlı kalınması" şartıyla yaşananları anlattı.

Bu sebeple, Remzi Yay'ın ailesi, cinayet hükümlülerin isimleri ve yaşadıkları yerleri yazmadım.
Cezaevine ziyaretçi olarak girmek bile insanın tüylerini diken diken ediyor. Loş koridorlarda yürürken, demir kapıların ağırlığını üzerimde hissettim. Avukat görüşme odasına başgardiyan ile ayak bastım. İrice diyebileceğim Remzi Yay, yerinden adeta yay gibi fırlayarak "Hoş geldiniz" dedi.

Cinayetten müebbet hapis cezasına çarptırılan Yay, 11 yıldır cezaevinde. Bu yıllarını ya okuyup yazarak,dışarıdan üniversite bitirerek ya da avluda volta atarak geçirdi. O, kendisi gibi, diğer mahkûmların öykülerini dinledi ve bu öyküleri yazıya dökmeye karar verdi. İbret, Yay'ın üçüncü kitabı. Yay, "Sebepler, cinayeti haklı ve meşru yapmaz" diyerek, anlatmaya başladı.

Remzi Yay, Tekirdağ'da yaşayan genç bir işadamıydı. Kendisine ait benzin istasyonu vardı ve kum çakıl eleme yıkama tesisi işletmeciliği yapıyordu. Sıradan hayatını sürdürdüğü beldenin belediye başkanı ile araları açıktı. Belediyeye sattığı akaryakıttan alacağı vardı. 29 Ekim 1999'da her zamanki gibi, sabah eşini ve üç kızını öperek evinden ayrıldı. 34 yaşındaki Yay'ın attığı her adım, karanlığa giden yola döşenmiş bir mayın gibiydi. Küçük beldede karşısına kavgalı olduğu belediye başkanı çıktı.

Geriye dönebilse ve hayatından o karşılaşmayı çıkarmış olsa bugün özgürdü. Bir anda silahın patladığını gördü... Sonra o korkunç sessizlik ve kanlar içinde yerde yatan bir adam... Yay, "Başkanı kanlar içinde yerde görünce dünyanın üzerime doğru gelmeye ve renginin değişmeye başladığını gördüm. Sanki başka bir aleme geçmiştim. Güneş yok oldu. Gözlerimin önünde sarımsı renkler belirmeye başladı. Çok pişmanım... Öldüğünü duyduğum zaman, gidip teslim oldum" diyor.

"KEŞKE OLMASAYDI"

"Her ne nedenle olursa olsun, hiç bir sebep cinayeti haklı ve meşru yapmaz" diyen Yay, kendi işlediği cinayetin meşru müdafaa cinayeti olduğunu belirterek, "Karşısındaki silahını çıkarmış ya öleceksin, ya da öldüreceksin. İçgüdüsel olarak silahını çekiyorsun. O silahını çekince 'Ne oluyoruz' dedim. Silah tutan eline ateş ettim.

Mermileri o şokla art arda sıktım, her mermi isabet ettiğinde dönüyordu. Ama hâlâ silahıyla oynuyordu. Planlayarak bir olay yapmadım. Bahçede volta atarken bir böcek görünce yolumu değiştiriyorum. Dünyanın bir ucunda birinin ölmesine üzülen bir insan, kendi köyünün insanını öldürebilir mi?

Aramızda alacak yüzünden sorun vardı. O parayı haciz yoluyla sonra aldım. Keşke almasaydım, o mezarda, ben cezaevinde olmasaydı" Yay, cezaevine girdiğinde en küçük kızının 40 günlük olduğunu belirterek, "11 yıldır üç kızımın bebek hallerini gözlerimin önüne getiriyorum. 40 günlük kızımı daha öpüp koklayamadan 11 yaşına geldi. Onlara kavuşacağı günün hayaliyle yaşıyorum."

4 KİTAP YAZDI 3 FAKÜLTE BİTİRDİ

"Cezaevini okul bildim" diyen Yay, 11 yıllık cezaevi hayatında insanların tahmin sınırlarını zorlayan tecrübeler edindiğini bu tecrübeleri doğrultusunda birikimlerini insanlara aktarmayı bir borç edindiğini söyledi. Bugüne kadar 3 kitap ve 14 tiyatro eseri kaleme alan Yay'ın, 2 tiyatro eseri kendisi ve mahkûmlar tarafından sahnelenmiş.

Yay, Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi, Halkla İlişkiler ve İlahiyat bölümlerini bitirdi. Kırklareli Cezaevi'nde 'Mahpushane Damı', Nevşehir Cezaevi'nde 'Yalın Kılıç', Çanakkale Cezaevi'nde 14 tane tiyatro eseri Tekirdağ Cezaevi'nde 'İbret' adlı kitapları kaleme aldı. Remzi Yay şimdilerde 'Kurtlar Alayı' kitabı üzerinde çalışıyor.

İnsani Değerler ve Ruh Sağlığı Vakfı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Adli Tıp Gözlem İhtisas Kurulu'nda 3 yıl görev yaptığı süre içinde cinayet suçuna karışan kişiler üzerinde gözlemler yaparak rapor düzenliyor. Tarhan cinayet nedenlerini şöyle sıralıyor:

İNTİKAM VE ÖÇ ALMA:
Olaylara karışan kişinin intikam ve öç alma duygusu ön plana çıkıyor. Bunun arkasında da alınganlık ve kuşkuculuk yatıyor. Suç işleyen kişiler böyle durumlarda kin intikam duygularını devreye sokarak intikam almayı adeta bir hak olarak görüyorlar. Bazı kişilerin kültürel alt yapı anlayışı içinde intikam almayı doğal bir davranış olarak benimsedikleri görülüyor.

KÜLTÜREL ÖĞRETİLER
Genelde, 'Niye baktın' cinayetlerinin altındaki gerçek, kişilerin kuşkucu, insanlara güvenmeyen ve her şeyden nem kapan kişiler olduğu ortaya çıkarıyor. Bu kişiler, bu tür bakışlardan hemen anlam çıkartır. Kafalarından bir senaryo yazar ve o kişiyi oraya oturtturduktan sonra o cinayeti işlerler. Kafalarında kurdukları farklı bir bağlantı, onları suça iter.

DUR, DÜŞÜN, VE YAP
Normal bir insan beyninin çalışma mekanizmasında, Dur, Düşün ve Yap (DDY) kuralı var. Suç işleyenler DDY kuralını devreye sokamıyor. DDY, sağlıklı karar verme formülüdür. Kişi kendini olgunlaştırdığı zaman, bu kontrolü ele alır ve alternatif düşünceler üretir. Bunlar alternatif üretemeyen o anki hislerine kapılan kişilerdir.

KAN DAVASI CİNAYETLERİ
İntikam ve kan davası cinayetlerinde kültürel öğretiler var. Mesela cinayet işletilecek kişiye ölen yakının kanlı gömlekleri gösterilir, kanı yerde kalmasın şeklinde şartlandırılır ve bir 'intikam komandosu' olarak eğitilir. Tek yönlü beyin yıkama yöntemleriyle şartlandırılarak akıldan çok duyguları ön plana çıkartılır.

AKIL İKİNCİ PLANDA KALIR
Bütün cinayetlere baktığınızda aklın ikinci plana kaldığı, hislerin ilk plana çıktığı eylemler sonucu ortaya çıkar. Kan davası cinayetlerinde öç alma hissi var. Öç alma hissi, insanda kıskançlık, utanç gibi eylemleri ortaya çıkartır. Öç almanın yüceltildiği kültürlerde yetişen kişiler suçu işlediklerinde 'savaş kazanmış komutan' gibidir. Töreler bu yüceltmelere devam ediyor, bu yüzden kan davası cinayetleri sürüp gidiyor.

NAMUS CİNAYETLERİ
Çiftler arasında namus anlaşması vardır, kişi sadık kalmamıştır ama bunun sonucu cinayet midir? Burada bizim kültürümüzde namusa uymayan davranışın sonu, ölümdür anlayışı var. Bu anlayış cinayetleri besliyor.

ÖFKE ÇOK ZEVKLİDİR
Öfke durumunda noradrenalin denilen beyin kimyasalı kana karışıyor. Göz bebekleri büyür, tansiyon yükselir, kaslar kasılır ve heyecan hali uyandırır. Özel bir haz anı yaşanır. Kişinin içinde orgazmik bir zevk oluşur. Anlık öfke beynin karar mekanizmasını bozar. Cinayetlerin büyük nedeni temel korkuları harekete geçirmesidir.

ALKOL SUÇ İŞLETİYOR
Alkol kişide iç sorumluluk duygusu ile empati duygusunun zayıflatıyor. Bütün beynini utanma duygusunu kontrol duygusunu zayıflatıyor, kişi o nedenle rahatsız davranmayı doğal kabul ediyor. Alkol daha önce, cesaret bulamadığı şeyi ortaya çıkartıyor, korkuları giderip, suçu işleme duygularını artırıyor.