E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

BOYUMUZU UZATIYOR

BOYUMUZU UZATIYOR

THE NEW YORK TIMES

Bilimin ilerlemesiyle, insanlar uzuyor. Robert W. Fogel insan bedeninin boyutu ile biçimini araştırdı.

 


Nobel ödüllü ekonomist Robert W. Fogel ve bir grup meslektaşı yaklaşık otuz yıl süresince, insan bedeninin boyutu ile biçiminin tarih boyunca yaşanan ekonomik ve sosyal değişimlere ilişkin ne gibi ipuçları verdiğini detaylı bir şekilde araştırdı. Onların çalışmaları, yeni bir tarih araştırması türüne ek olarak teknolojinin son yüzyılda insan evrimini görülmemiş biçimde hızlandırdığını belirten kışkırtıcı bir teoriyi doğurdu.

Cambridge Üniversitesi Yayınevi bu ay araştırmanın sonuçlarını içeren "The Changing Body: Health, Nutrition, and Human Development in the Western World Since 1700" (Değişen Beden: Batı Dünyasında 1700'den Bu Yana Sağlık, Beslenme ve İnsan Gelişimi) adlı kitabı, Fogel'ın 85'inci doğum gününden sadece birkaç hafta önce yayımlayacak. Kitap onlarca araştırmacının ekonomi tarihinin en iddialı projelerinden birisi kapsamındaki çalışmalarını sunuyor.

Fogel ve kitabın diğer yazarları Roderick Floud, Bernard Harris ve Sok Chul Hong, "Dünyanın çoğu yerinde hatta neredeyse her yerinde, insan vücudunun boyutu, biçimi ve dayanıklılığı son üç yüzyılda, önceki bin yıllara kıyasla daha büyük ölçüde ve çok daha hızlı değişti" iddiasında bulunuyor. Dahası, bu değişim "Darwinci evrim anlayışının ölçülerine göre çok kısa" bir zaman di l iminde gerçekleşti.

Chicago Üniversitesi İşletme Fakültesi'ndeki Nüfus Ekonomisi Merkezi'nin yöneticisi Fogel, "20'nci yüzyılda teknolojide ve insan fizyolojisinde yaşanan değişimlerin hızı olağanüstüydü. Bunun ötesinde, gelişen teknolojiyle insan fizyolojisi arasındaki sinerji yüzünden yaşanan etki, her iki faktörün etkisinin toplamından çok daha fazla" diyor.

Yazarların iddiasına göre, yiyecek üretimi ve halk sağlığındaki ilerlemelerden güç alan bu "tekno-fizyolojik evrim", geleneksel evrimin hızını o kadar geride bıraktı ki, günümüzün insanları sadece diğer tüm hayvan türlerinden değil, Homo sapiens'in daha önceki bütün kuşaklarından farklı. Pennsylvania Üniversitesi'nde sosyolog olan, dünyanın önde gelen nüfus bilimcilerinden Samuel H. Preston, "İnsanlık tarihinde, sağlık alanında gerçekleşen ve boy, kilo, özürlülük ve uzun ömür kategorilerini kapsayan iyileşmelerden daha önemli bir olay bilmiyorum" diyor.

Preston 20'nci yüzyılda beslenme, temizlik ve tıp konularında gerçekleşen iyileşmeler olmasaydı, şu an hayatta olan Amerikalıların sadece yarısının yaşıyor olacağını söylüyor. Avrupa'da Fransız Devrimi zamanında 30'lu yaşlardaki bir Fransız yaklaşık 50 kiloyken, bugün 77 kilo geliyor.

20'nci yüzyılın sonunda, 22 yaşındaki ortalama bir Norveçli erkeğin boyu (179 cm), 18'inci yüzyıl ortasına kıyasla (165 cm) 14 santim daha uzun. Princeton Üniversitesi'nden ekonomisti Angus Deaton, Fogel'ın çalışmasını takdir ettiğini ancak beslenme konusuna yönelik vurguya ve araştırmacıların boy ile ilgili birtakım çıkarımlarına kuşkuyla yaklaştığını söylüyor. Deaton, "Af r ika l ı yetişkinlerin ve çocukların, Hintli yetişkinlerden ve çocuklardan niçin bu kadar uzun olduklarını tam olarak bilmiyoruz. Ama sebep gelir düzeyi olamaz çünkü Hintliler çok daha zengin" diyor.

"Değ i şen Beden" kitabında, Hırvatistan ve Almanya'daki kız çocuklarının boylarına ilişkin istatistiksel tablolar ve grafikler; patates, balık ve şaraptan alınan kalori enerjisi ve Massachusetts'in Middlesex İlçesi'nde 1654 ile 1799 arasında dul kadınlara verilen yıllık tahıl ve et istihkakıyla ilgili çok sayıda veri var. Çalışmanın temel iddiası oldukça basit:

Hamile kadınlar ile çocuklarının sağlığı ve beslenmesi, bir sonraki kuşağın dayanıklılığına ve yaşam süresine katkıda bulunuyor. Ana rahminde ve erken yaşlarda yeterince beslenemeyen bebekler daha sağlıksız oluyor ve ilerleyen yıllarda hastalanma riskleri artıyor.
Sağlıksız yetişkinler ise kendi kendisini besleyen bu döngüde daha zayıf çocuklar doğuruyor. İnsan bedeninin inanılmaz ölçüde değişken ve uyumlu olduğunu söyleyen Fogel bu gerçeğin kendisine "daha iri vücutlara ve daha uzun yaşam süresine yol açan sürecin gelecekte devam edeceği" konusunda bolca umut verdiğini söylüyor.