E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

BENJAMİN BUTTON SENDROMU

BENJAMİN BUTTON SENDROMU

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu

Ona göre bütün kadınlar eğitimleri ve ekonomik durumları ne olursa olsun- dış görünüşleri (fizikleri) ve ciltlerine özen göstermekten ayrı bir keyif alıyor. Bence haklı! Ne var ki cilt bakım endüstrisi bu müthiş ilgiyi hâlâ yeteri kadar ciddiye almıyor. Çoğu ürünlerinin etkili olup olmamasıyla değil, paketi, kokusu ve kıvamıyla daha çok ilgili. Bir uzmandan öğrendiğime göre üretici firmalar maliyetin %95'ini tanıtım ve ambalaja pakete-, %5'ini ise aktif maddelere ayırıyor. Kalıcı çözümlerden çok geçici, yani "kozmetik çözümlere" odaklanıyor. Oysa alfa lipoik asit, CoQ10, Argirelin, hiyalüronik asit  ve daha birçok cilt gençleştiricisi ürünler daha sık ve daha çok kullanılmayı bekliyor.

Burada en önemli nokta "Gençlik-güzellik" mesajlarının çok fazla abartılması! Bu abartı aşırı bir "genç kalma, genç görünme, yeniden yaratılma" çılgınlığına yol açıyor. Eğer böyle giderse "estetik -kozmetik" girişimler nedeniyle yirmili yaşlarda kadınlaşan genç kızların ve yirmilik gençler gibi görünmeye çalışan 70'lik hanımların da sayısı hızla artacak.

Ben bu durumu Benjamin Button'un haline benzetiyorum. Aynı eğilim erkeklerde de var. Gittikçe daha çok sayıda erkek daha erken yaşlarda estetik-kozmetik girişimler yaptırıyor. Ben bu sorunu “Benjamin Button Sendromu ” diye tanımlıyorum.

Benim duruşum tarafsız bir alanda kalmak ama takdir hakkımı Benjamin'leşenlerden yana kullanıyorum. Ekonominin o ünlü "bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" anlayışını, konu "güzellik ve gençlik" olunca "isteyen istediği kozmetik girişimi, istediği yaşta yaptırsın" diye değiştirdim. Ama bu duruş işi fazlaca abartanları, yani "Benjamin Button Sendromu"na yakalananları ilgi ile izlememe engel olmuyor…

Endişe cildi yaşlandırır mı?

Geçen yıl "Dermantoloji" adıyla yayınlanan kitabımda cilt güzelliğinin deriden çok daha derinlerde başladığını, cildi içten besleyip dıştan desteklemekten daha etkili bir yol olmadığını uzun uzun anlatmıştım. Cildi beslemek deyince aklınıza yalnızca likopen, CoQ10, alfa lipoik asit, E vitamini, resveratrol, kateşinler vb antioksidanlar gelmesin. Cildin en önemli besinlerinden biri de iyi ve güzel duygulardır. Huzurlu, keyifli ve güzel bir hayat sürenlerin, gelecek endişesinden uzak, iyimser bir bakışla hayatını sürdürenlerin, korku, öfke ve özellikle endişeden uzak bir hayat sürenlerin de ciltleri genç kalıyor, parıldıyor, ışıldıyor. Bunun nedeni özellikle stres ve endişenin fazla miktarda kortizol salgılanmasına yol açması. Dolaşımda kortizol miktarı artınca ciltteki yaşlandırıcı süreçlerin neredeyse tamamı aktive oluyor. Kısacası endişe vb. kötü duygular cildi beklenenden daha hızlı yaşlandırıyor.