E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

BAŞARISIZLIK NEDENİ

BAŞARISIZLIK NEDENİ

Psikohayat Dergisi

Çocukların kapasitelerini göz ardı edip onları dünyanın en zeki kişileri gibi gören ebeveynler 'beklenti düzeylerini' yüksek tutarak çocukları olumsuz etkiliyorlar. Bu konuda Memory Center Nöropsikiyatri  Merkezi uzmanlarından psikiyatri uzmanı Dr. Semra Kaya Baripoğlu bu konudaki görüşlerini bizim için değerlendirdi.

Aile içi huzursuzluk ve şiddet, ailede ağır hastalık, ebeveynlerden birinde alkol, madde bağımlılığı ya da diğer bir psikiyatrik bozukluğun varlığı, ağır maddi güçlükler ve buna bağlı uygun çalışma ortamının olmayışı çocuğun okul başarısını en çok düşüren nedenlerdir. 

Onur kırıcı davranışlardan kaçının

Ebeveynlerin çocuğun ilgi ve kapasitesini göz ardı ederek yüksek başarı beklemeleri, bu beklentinin karşılanmadığı durumda da çocuğun sürekli eleştirilmesi, onur kırıcı sıfatlarla nitelenmesi (tembel, dağınık, pısırık, vb...) ve başka çocuklarla kıyaslanması çocuğun kendine güvenli bir kişilik geliştirmesini engeller. Böyle bir tutum çocuğun kaygı düzeyini artırarak okul başarısının daha da düşmesine yol açmaktadır.

Başarıya ilgisiz kalmayın

Ebeveynlerin okul başarısı konusunda çocuğun gerçeklerine uygun bir bakış açısı geliştirememeleri, dersler ve sınavlar konusunda aşırı derecede kaygılı olmaları, çocuğun ödevlerini neredeyse kendilerinin yapmaları da çocukta güven duygusunu azaltmakta ve başarıyı düşürmektedir. Ailenin okul başarısına karşı gösterdiği ilginin yetersiz olması da çocuğun motivasyonunu düşürerek okul başarısızlığına yol açabilir.

Gerçekçi olun

Anne-babanın yaklaşımı özellikle de çocuğun önemli bir sınava (kolej, üniversite gibi) hazırlandığı dönemde önem kazanmaktadır. Bu dönemlerde anne-baba kendi özlemleri ile çocuğun kapasitesi arasında gerçekçi bir denge kurmalıdır. Ülkemizin koşulları göz önüne alınır ve bu sınavlara giren öğrenci sayısının çığ gibi büyüdüğü de düşünülürse, çocuğun yüz binlerce öğrenci arasından sıyrılıp tam da anne-babanın istediği okul veya fakülteye girmesinin ne kadar güç olduğu anlaşılacaktır. Sınavların çocuğa bir ölüm-kalım olayı gibi yaşatılmaması gerekir.

İletişim diliniz doğru olsun

Aile içi ilişkilerin kaliteli olması, çocukla kurulan iletişim dilinin doğru olması, çocuğun gelişim dönemlerinde öğrenme ile ilgili çevresel uyaranların zengin ve doğru olarak verilmesi, çocuğun olayların sonuçlarıyla baş başa bırakılarak sorumluluk duygusunun gelişmesine olanak verilmesi, anne-babanın tutarlı, kendine güvenli sağlıklı modeller olması başarıyı olumlu etkileyen faktörlerdir. Böyle bir ailede çocuğun başarısız olduğu durumlar doğru bir şekilde irdelenir ve çocukla birlikte çözüm yolları aranır.

Her durumda sevilecekleri mesajı verin

Aileler ders çalışmak ve sınav kazanmak uğruna çocukları ile olan ilişkilerinin bozulmasına izin vermemelidirler. İlişkilerinin yaşam boyu sıcaklığını koruması her şeyden daha önemlidir ve bunu sürdürmek özen gerektirir. Çocuğa her zaman, her durumda sevildiği ve onun yanında olunacağı mesajının verilmesi, kendisiyle ve hayatla barışık bir birey olması için kritik önem taşımaktadır. Şunu da unutmamak gerekir ki, çocuğun okuması, üniversite bitirmesi yaşamın ona sunduğu seçeneklerden yalnızca bir tanesidir.  Okul başarısı düşük de olsa, hayatı seven, kendini ve insanları seven bir kişi yeteneklerini ortaya koyacak ve kendine mutlu, doyumlu bir yaşam kurmayı başaracaktır.