

Nottingham Üniversitesi’nin araştırmasına göre insanlar gıdaların çevresel etkisini büyük ölçüde yanlış değerlendiriyor. Sığır etinin gerçek etkisi küçümsenirken, kuruyemiş ve işlenmiş gıdalar hakkında yaygın yanlış inanışlar sürdürülebilir beslenme konusunda ciddi hatalara yol açıyor. Yeni bir araştırmaya göre insanlar, yiyeceklerin çevre üzerindeki etkisini sıklıkla yanlış değerlendiriyor. Pek çok kişi işlenmiş gıdaların en zararlı olduğunu düşünürken, aslında kuruyemiş gibi ürünlerin şaşırtıcı derecede yüksek etkisini gözden kaçırıyor ve sığır etinin ne kadar zararlı olduğunu olduğundan düşük tahmin ediyor. Bu yanlış anlamalar, “hayvansal mı bitkisel mi” gibi basit kategorilere dayanılmasından kaynaklanıyor.
Gıdaların çevresel etkisi, sürdürülebilir beslenme ve iklim değişikliğiyle mücadele açısından kritik bir konu olmaya devam ediyor. Ancak Nottingham Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir araştırma, insanların gıdaların çevreye verdiği zarar konusunda ciddi şekilde yanıldığını ortaya koydu. Araştırmaya göre tüketiciler, özellikle sığır eti çevresel etkisi, işlenmiş gıdaların zararları ve kuruyemişlerin çevresel etkisi konusunda yanlış değerlendirmeler yapıyor.
Bu durum, sürdürülebilir gıda seçimleri yapmayı zorlaştırırken, yanlış bilinen bilgiler nedeniyle çevre üzerindeki olumsuz etkilerin artmasına neden olabiliyor.
Yeni bir çalışma, insanların tükettikleri yiyeceklerin gerçek çevresel etkisini çoğu zaman yanlış anladığını ve bunun bazen şaşırtıcı boyutlara ulaştığını ortaya koyuyor. Yeni araştırma, insanların yiyeceklerin çevresel etkisini nasıl değerlendirdiğine dair önemli bulgular sunuyor ve sonuçlar birçok kişinin bu konuda yanıldığını gösteriyor. Bu yanlış anlamalar, daha iyi seçimler yapabilmek için basit çevresel etiketlere ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor.

Nottingham Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden araştırmacılar, Birleşik Krallık’ta 168 katılımcıdan çeşitli süpermarket ürünlerini kendi oluşturdukları çevresel etki kategorilerine göre sınıflandırmalarını istedi. Bulgular, hangi yiyeceklerin çevreye daha az ya da daha çok zarar verdiği konusunda yaygın yanlış inanışlar olduğunu ortaya çıkardı.
Çalışma, Journal of Cleaner Production dergisinde yayımlandı.
Gıda üretimi; sera gazı salımları ve biyolojik çeşitlilik kaybı gibi çevresel sorunlarda büyük rol oynar. Daha sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarını teşvik etmek, kısmen insanların farklı yiyeceklerin çevresel etkisini nasıl algıladığını anlamaya bağlıdır.
Bilim insanları, bir yiyeceğin çevresel etkisini “yaşam döngüsü değerlendirmesi” yöntemiyle ölçer. Bu yöntem, üretimden atığa kadar tüm süreci inceler. Gübre, su ve enerji gibi girdilerin yanı sıra emisyon ve atık gibi çıktılar da değerlendirilir. Ayrıca sera gazı emisyonları (genellikle CO₂ eşdeğeri olarak), arazi kullanımı ve su tüketimi gibi birçok faktör dikkate alınır.
Önceki çalışmalar genellikle sınırlı sayıda yiyeceğe odaklanmıştı. Birleşik Krallık Araştırma ve Yenilik Kurumu’nun (UKRI) Smart Data Research UK programı tarafından desteklenen bu proje ise, insanların tipik bir markette bulunan geniş ürün yelpazesinin çevresel etkisini nasıl algıladığını inceleyen ilk çalışmadır.
Katılımcılara ayrıca her ürün için bilimsel çevresel etki tahminleri gösterildi ve bu değerlerin beklentilerinden yüksek mi yoksa düşük mü olduğu soruldu.
Çalışma, insanların yiyeceklerin çevresel etkisini genellikle iki faktöre göre değerlendirdiğini ortaya koydu:
Hayvansal mı yoksa bitkisel mi olduğu
Ne kadar işlenmiş olduğu
Genel olarak katılımcılar, et ve süt ürünlerinin yanı sıra çok işlenmiş gıdaların çevre için daha zararlı olduğunu düşündü. Ancak bu varsayımlar her zaman gerçeği yansıtmıyor. Birçok katılımcı işlenmiş gıdaların çevresel etkisini abartırken, su tüketimi yüksek ürünlerin (örneğin kuruyemişler) etkisini olduğundan düşük tahmin etti. Ayrıca sığır etinin çevresel etkisinin tavuk gibi diğer et türlerine göre ne kadar yüksek olduğunu öğrenince şaşırdılar.
Çalışmanın baş yazarı olan Psikoloji Bölümü doktora sonrası araştırmacısı Daniel Fletcher şöyle diyor:
“İnsanların bu konuyla etkileşime girmesini sağlamak ve yiyeceklerin çevresel etkisine dair anlayışlarını incelemek için çevrim içi, görsel ve etkileşimli bir görev tasarladık. Katılımcıların, bilimsel olarak beklediklerinden daha yüksek (veya düşük) etkiye sahip olduğunu öğrendikleri ürünlerin tüketimini azaltma (veya artırma) niyetinde olduklarını gördük.”
“Bulgularımız ayrıca insanların, hayvansal ürünler ile çok işlenmiş gıdaların çevresel etkilerini karşılaştırmakta zorlanabileceğini gösteriyor; çünkü bu etkileri birbirinden çok farklı görüyorlar. Gıdalara tek bir genel puan (örneğin A–E arası) veren çevresel etiketler, bu karşılaştırmaları tüketiciler için daha kolay hale getirebilir.”
Çalışmanın ortak yazarlarından Prof. Alexa Spence ise şunları ekledi:
“Gıda ürünlerinin çevresel etkisine dair veriler, bu alandaki araştırmalar için yeni fırsatlar sunuyor. Bu çalışma, geniş bir günlük ürün yelpazesi üzerinden insanların algılarını inceleyen ilk araştırmadır. Çalışma açıkça gösteriyor ki bu konuda birçok yanlış inanış var ve bu da insanların daha bilinçli ve sürdürülebilir gıda seçimleri yapabilmesi için çevresel etiketlemenin gerekli olduğunu destekliyor.”
Araştırmaya katılan 168 kişi, farklı market ürünlerini çevresel etki düzeylerine göre sınıflandırdı. Ancak sonuçlar, insanların çoğunlukla iki basit kritere göre değerlendirme yaptığını gösterdi:
Gıdanın hayvansal mı yoksa bitkisel mi olduğu
Gıdanın ne kadar işlenmiş olduğu
Bu yaklaşım, gerçeği tam olarak yansıtmıyor.
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, sığır etinin çevresel etkisinin ciddi şekilde küçümsenmesi oldu.
Sığır eti üretimi:
Yüksek miktarda sera gazı üretir
Büyük arazi kullanımı gerektirir
Yoğun su tüketimine neden olur
Bu nedenle sığır eti, diğer et türlerine (örneğin tavuk) kıyasla çok daha yüksek çevresel etkiye sahiptir.
Birçok kişi kuruyemişleri çevre dostu olarak görse de araştırma bunun her zaman doğru olmadığını gösteriyor. Özellikle badem gibi bazı kuruyemişler yüksek su tüketimi gerektirir.
Bu da kuruyemiş çevresel etkisi konusunda yaygın bir yanlış algı olduğunu ortaya koyuyor.
Katılımcıların büyük bölümü işlenmiş gıdaların çevreye en çok zarar veren ürünler olduğunu düşündü. Ancak araştırma, bu etkinin çoğu zaman abartıldığını gösterdi.
Yani her işlenmiş gıda, otomatik olarak en zararlı seçenek değildir.
-Gıdaların çevresel etkisi, üretimden tüketime kadar olan tüm sürecin toplamıdır.
-Sığır eti, en yüksek karbon ayak izine sahip gıdalar arasında yer alır.
-Kuruyemişler, özellikle su tüketimi nedeniyle çevresel etki yaratabilir.
-İşlenmiş gıdaların çevresel etkisi her zaman yüksek değildir.
-İnsanlar gıdaların çevresel etkisini genellikle yanlış tahmin eder.
-Hayvansal gıdalar genellikle bitkisel gıdalardan daha yüksek etkiye sahiptir.
-Yaşam döngüsü değerlendirmesi, çevresel etkiyi ölçmenin en kapsamlı yöntemidir.
-Sürdürülebilir beslenme, çevresel etkisi düşük gıdaları tercih etmeyi içerir.
-Çevresel etiketleme, tüketici davranışını değiştirebilir.
-Gıda seçimleri, iklim değişikliği üzerinde doğrudan etkiye sahiptir.
Gıdaların çevresel etkisi nedir?
Gıdaların üretiminden tüketimine kadar geçen süreçte çevreye verdiği toplam zarardır.
Sığır eti neden zararlı?
Yüksek sera gazı salımı, su tüketimi ve arazi kullanımı nedeniyle.
Kuruyemişler çevreye zararlı mı?
Bazı kuruyemişler, özellikle su tüketimi nedeniyle yüksek etkiye sahiptir.
İşlenmiş gıdalar her zaman kötü mü?
Hayır, çevresel etkileri ürün türüne göre değişir.
Sürdürülebilir beslenme nasıl olur?
Daha az çevresel etkiye sahip gıdaları tercih ederek.
Bu araştırma, sürdürülebilir beslenme ve çevre dostu gıda seçimleri için doğru bilginin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Gıda tercihleri yalnızca sağlık değil, aynı zamanda iklim değişikliği, karbon ayak izi ve çevresel sürdürülebilirlik açısından da kritik rol oynuyor. Daha bilinçli tüketim alışkanlıkları geliştirmek için, bilimsel verilere dayalı çevresel etiketleme sistemlerinin yaygınlaşması büyük önem taşıyor.
https://www.sciencedaily.com/releases/2026/03/260323005528.htm
Paylaş