'Terör beyin ve zihinlerimizi hedef alıyor'

Psikiyatri Uzmanı Prof. Nesrin Dilbaz NTV'de gece bültenine katılarak terör, terör saldırıları ve toplum üzerindeki etkileri hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

'Terör beyin ve zihinlerimizi hedef alıyor'

İşte Dilbaz'ın ilgi çeken açıklamaları:

Aslında terörizm dediğimizde genellikle sivil halka yönelik olan, halkı korkutmak, sindirmek adına yapılan şiddet içeren bir takım davranışlar.

'Terör beyin ve zihinlerimizi hedef alıyor'BEYİNLERİMİZİ, ZİHİNLERİMİZİ HEDEF ALIYOR

Bunun sonucunda hükümetlerin değişimini amaçlayan bir takım davranışlar. Burada önemli bir nokta var. Savaşlar savaş alanında yapılır ama terörizmde savaş alanı insanların beyinleri ve zihinleri oluyor. Terörizm beyinlerimizi ve zihinlerimizi hedef alıyor. İnsanları korkutarak, normal yaşamlarından uzaklaştırarak aslında onları sindirmeyi ammaçlıyor.

YAYINI İZLEMEK İÇİN...

Savaşılan alan insan psikolojisi oluyor. Bu alan da çok sayıda çalışma yapılıyor. TV'leri açtığımızda savaşlardan söz etmiyoruz ama terörden bahsediyoruz.

İLGİNÇ ARAŞTIRMA SONUÇLARI

11 Eylül saldırısından sonra bu konuda o kadar çok araştırma yapıldı ki... Terör olaylarından sonra insanların üzerinde oluşan etki korku ve öfke..

Öfke hissedenlerin daha sonra bir akut stres sendromu yaşamadığı görülmüş ama korku yaşayanlaın ise daha sonra akut stres sendromu yaşadığı görülmüştür. Sonrasında ise travma sonrası stres bozukluğu dediğimiz psikiyatrik bir hastalığa yakalandığı görülmüş.

KİMLER KORKUYOR, KİMLER ÖFKELENİYOR

Peki neye göre değişiyor? Hangi insanlar korku hangi insanlar öfke oluşuyor. Kişinin daha önce yaşadığı travmaların çok büyük etkisi oluyor. Çok sıklıkla şu soru geliyor;

Her travma veya terör olayı yaşayan kişi bir psikiyatrik bozukluk geliştiyor mu? Öyle olmuyor.
Çünkü 11 Eylül'de yapılan saldırıdan sonra bakıldığında olayı yaşayan kişilerin bunun bir zorlama ve stres olarak algıladığı ama yüzde 30'luk bir kısmının ise bunu psikiyatrik bozukluğa taşıdığı görülmüştür.

MEDYAYA NASIL GÖREVLER DÜŞÜYOR

Biz terörle mücadele terörü 3 safhada ele alıyoruz. Olay olmadan önce, olay sırasında ve olaydan sonra olmak üzere... Olay olmadan önce politikacılar vatandaşlarının güvenliğini sağlamakla hükümlü. Bu konuda yapılan çalışma ve bütçelerle birlikte kişi daha çocukluğundan itibaren ruhsal olarak arzu ettiği güvende hissetme duygusuna kavuşmalı.

MEDYA DİKKAT ETMELİ

Terör olayı sırasında ise medya olayı kişiler üzerinde baskı unsuru haline getirebilecek şekilde verirse maalesef terör amacına ulaşmış oluyor. Terörün amacı bu. Vatandaşların dışarı çıkmamasını sağlamak, korkutmak, ekonomiyi yavaşlatmak, sindirmek...

Sonuçta aslında bir şekilde toplumu kendi istekleri dahilinde yönetmek. Farkında olmadan yanlış bir biçimde haberleri verirsek terörizm amacına ulaşmış olur. Terörizmde mücadelede en önemli noktalardan biri toplumun bir araya gelmesini sağlamak, biz demeyi oluşturabilmeli. Terörizm kurbanı olan veya yakınını kaybeden,  mağdur olan insanların maddi veya manevi yanında olduğumuzu hissettirmek. Ama tersi yapılırsa maalesef terörizm amacına ulaşıyor.

BİRBİRİMİZE DESTEK OLMALIYIZ

Toplumu biir araya getirecek söylemlerde bulunmak gerekiyor. Birbirimize yardımcı olduğumuzda manevi güçlerimizi bir araya getirmekle mümkün olacaktır.

TERÖRÜN AİLELER VE GENÇLERİN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Terörizmin çocuklar üzerindeki etkisi aslında ebeveynlerin üzerindeki etkilerle ilişkili. Eğer ebeveynler korku yaşamışlarsa bunu çocuklarına çok daha abartılı bir şekilde yansıtır hale getiriyorlar. Aslında sorduğunuzda çocuğunu rahatlattığını söylüyor ama o kadar çok söyleniyor ki çocuk bunu algılıyor. Dışarı çıkmamaları, gezmemeleri, örneğin Kızılay'a gitmemeleri ile ilgili tembihler bir korku toplumu oluşturmaya yönelik.

Gençlerimizi dışarı çıkmaktan, bir araya gelmekten korkutur hale getirirsek terörizm istediği amaca ulaşmış olur.



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: