SAĞLIKTA DÖRT YANILGI

SAĞLIKTA DÖRT YANILGI

CUMHURİYET BİLİM TEKNİK EKİ

Sağlık hizmetleri ile ilgili bazı yaygın uygulamaların niçin yanlış olduğu ile ilgili bu açıklamaları okuyun...

 


Ülkelerin bütçelerin daralmasına karşın sağlık harcamaları giderek artıyor. Bu durumda en mantıklı çözüm, suyunu çekmekte olan kaynakları en gerekli sağlık harcamalarına kanalize etmektir.

Scientific American dergisi Temmuz 2011 sayısında “The Best Medicine” isimli makalesinde en doğru tedavi yöntemini bulmak ve gereksiz tıbbi müdahalelere son vermek için en etkili yöntemin karşılaşmalı-yararlılık çalışmaları olduğu belirtiliyor.

Bu durumda “iyi” bakım ile ilgili yaygın inanışların yeniden gözden geçirilmesi gerekli. Aşağıda sağlık hizmetleri ile ilgili bazı yaygın uygulamaların niçin yanlış olduğu ile ilgili kısa açıklamalar bulacaksınız:

1. RUTİN KANSER-TARAMA TESTLERİ ZARAR VERMEZ

Genel nüfusu meme, prostat veya diğer kanser taramalarından geçirmenin altında yatan yaygın görüş, habis bir tümörü erken evrede yakalama çabasıdır. Öte yandan pek çok insanı ihtiyacı olmadığı halde zararlı ve invazif işlemlere maruz bırakmak da bu uygulamanın olumsuz yönüdür.

Yapılan çalışmalar, sağlıklı kadınların yaklaşık yarısının, 10 yıllık rutin mamografi taramaları neticesinde hatalı pozitif kanser sonuçlarıyla karşılaştığını gösteriyor (Hatalı pozitif sonuç, teşhis amaçlı testin, spesifik bir rahatsızlığı işaret etmesidir. Ancak gerçekte hastalık yoktur.) Hatalı pozitif grubun çoğunluğu bu durumda daha ayrıntılı görüntüleme taramalarına başvurur ve daha büyük bir kısmına da biyopsi yapılır. Bu arada sonuçlar çıkıncaya kadar hastanın yaşadığı kaygı ve stresi, zarar hanesine yazmıyoruz.

Mamografiler meme kanserinden ölme riskini azaltmaya yarar. Prostat kanserinin erken teşhisi için yapılan prostat-spesifik-antijen (PSA) testinin yararları ile ilgili tartışmalar henüz yatışmış değil. İlk başta orijinal tümörün teşhis ve tedavisinden sonra tekrarlama olasılığını izlemek amacıyla geliştirilen PSA testleri, bugün yaygın olarak kuşku duyulsun duyulmasın herkese uygulanıyor.

Biri ABD’de, bir diğeri de Avrupa’da yapılan geniş kapsamlı iki çalışma, son yıllarda prostat kanseri taraması için yapılan PSA testlerinin 55 yaşından yaşlı erkeklerde prostat kanserine bağlı ölüm oranlarında en ufak bir azalmaya yol açmadığını gösteriyor. Aslında PSA testini keşfeden ekip, PSA testinin prostat taramalarında kullanılmaması için yoğun bir kampanya yürütmüştü (Ancak ailelerinde bu hastalığa yakalanmış kişilerin olduğu veya geçmişte prostat kanseri geçirmiş insanlar için bu test yararlıdır).

Temel olarak, farklı kanser türleri için ne kadar çok tarama testinden geçerseniz, hatalı-pozitif sonuç çıkma olasılığı da o kadar artar. Çalışmalardan birinde prostat, akciğer, bağırsak ve yumurtalık kanseri gibi kombinasyonlar için en az 14 testten geçenlerin yarısının, hatalı-pozitif sonuçlara maruz kalabildiğini gösteriyor.

Ayrıca hatalı-pozitif test sonuçlarının neticesinde, insanların aslında sağlam olduklarını öğrenmelerine kadar geçen sürede dörtte biri cerrahi müdahaleden geçiyor.

2. DAHA FAZLA BAKIM, DAHA İYİ BAKIMDIR.

Tıbbı hizmetler söz konusu olduğunda bazılarından gereğinden fazla yaralandığımızı söyleyebiliriz. Örneğin orta kulak iltihabının tedavisi için (akut otitis media) rutin olarak antibiyotik kullanırız. Bu, ABD’li çocukların antibiyotik kullanmalarına yol açan en yaygın hastalıktır. Oysa çocuklarda kulak iltihaplanmalarının çoğu antibiyotik kullanmaya gerek kalmadan, kendi kendine, birkaç gün içinde geçer. Belki yalnızca ağrı kesici vermek yeterli olabilir. Semptomlar şiddetlendiği zaman antibiyotik tedavisine başlanabilir.

Hastalıkların semptomları şiddetlenmeden yalnızca gözetim altında tutmak belki en doğru yaklaşımdır, çünkü antibiyotik gibi güvenli bir tedavi bile komplikasyonlara yol açabilir. Örneğin ilaca dirençli bakteriler gelişebilir, bağırsakların çalışma düzeni bozulabilir. Ne var ki 2010 yılında doktorların önerdiği ilaçlarla ilgili bir araştırma, doktorların ve hasta yakınlarının antibiyotik kullanımı konusundaki alışkanlıklarını değiştirmeye pek yanaşmadıklarını gösteriyordu.

3. BİR ÜLKEDEKİ İNSANLARIN SAĞLIĞI, TIBBİ BAKIMA ERİŞEBİLİRLİKLERİYLE DOĞRU ORANTILIDIR.

Tıbbi hizmetlere erişim insanların sağlıklı olmalarını etkileyen faktörlerden biridir; ancak en önemlisi değildir. Son yapılan çalışmalara göre bazı insanların diğerlerinden daha sağlıklı olmalarında, tıbbi hizmetlerden yararlanma olanağından çok, eğitim, sağlıklı barınma ve sağlıklı çevre daha önemli bir rol oynuyor.

Sağlık hizmetlerinden yararlanma olanağının, insan sağlığını olumlu yönde etkilediği tek durum, insanların düzenli olarak genel veya özel klinisyenlere erişebilme şansıdır. Klinisyenler, insanların sık sık karşılaştıkları tıbbi sorunların pek çoğuna çözüm getiriler. Birden fazla hastalığı olan insanlar için hemşirelik hizmeti özellikle çok önemlidir.

4. Sağlık hizmetlerinin en iyi olduğu ülke ABD’dir.

Bilimsel olarak sağlam bir çalışma olan CONCORD çalışmasına göre (2008 yılında yayımlandı), meme kanserinden prostat kanserine kadar bir dizi hastalığa maruz kalan insanların hayatta kalma süresi söz konusu olduğunda, zengin sanayileşmiş ülkelerin başında ABD geliyordu.

ABD’de yaşayanlar, diğer zengin ülkeler ile kıyaslandığında daha az sigara içer, doktora daha az gider ve hastanelerde daha az zaman geçirir. Fakat Amerikan Sağlık Sistemi, bazı önemli hastalıklar söz konusu olduğunda, hizmet kalitesi bakımından uluslararası rakiplerine göre çok daha alt sıralarda yer alır. ABD, kişi başına düşen sağlık harcamalarında ve toplam ekonomisi içinde sağlığa ayırdığı payda OECD’ye üye 33 ülkeden ilerde olmasına karşın, yatırım getirisi bakımından hepsinin gerisindedir.
Birkaç örnek ABD’de sağlık hizmetlerinin niçin iyi olmadığını açıklıyor. 20.yüzyılın kamu sağlığı konusundaki başarısının başında, daha fazla sayıda insanın 65 yaşından daha uzun yaşaması geliyor. Fakat 2006 yılındaki OECD sağlık verilerine göre ABD, 65.yaşını tamamlayan kadın sayısı açısından 28. sırada, erkek sayısı bakımından da 24. sırada yer alıyor. Örneğin Avustralya’da ortalama yaşlı kadın yaşı 86.5’dur. İsrail’de ortalama yaşlı erkek yaşı ise 83’tür.

Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Teselli edici sözler kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Önce kişilere üzülme, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir.
  • Bebeklerin geçiş dönemlerinde, babaların rolü nedir? Nasıl bir baba olmalı? Yoksa sizin bebeğinizde babasına çok mu düşkün?
  • Eşinizin veya sevgilinizin arkasından ne kadar yas tutabilirsiniz? NPİSTANBUL Beyin Hastanesi'nden Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar anlattı...
  • Lösemi ile mücadelede ailenin tutumları tedavi sürecinde çok etkili.
  • Aşk herkese göre değişen kavram; kimine göre süresi, kimine göre şekli önemli. `Aşk olmazsa meşk olsun` diyen de var, aşkın platoniğini seçen de.
  • Okyanusta karaya en uzak nokta Nemo Noktası olarak biliniyor.
  • Randevu Al