Pollock tablosu bir türlü aydınlanamıyor

Kırmızı, siyah ve gümüş renkli sarmal ve lekelerden oluşan küçük bir tablo, yaklaşık atmış senedir iki kadın arasındaki düşmanlığın sebebi olarak görülüyor.

Pollock tablosu bir türlü aydınlanamıyor

Kırmızı, siyah ve gümüş renkli sarmal ve lekelerden oluşan küçük bir tablo, yaklaşık atmış senedir iki kadın arasındaki düşmanlığın sebebi olarak görülüyor.

tabloİki kadın: Jackson Pollock'ın dul eşi, Lee Krasner ve sevgilisi Ruth Kligman. 2010 yılında vefat edene kadar Kligman, söz konusu tablonun Pollock tarafından resmedildiğini ve tablonun 1956'nın yazında yani trafik kazasında hayatını kaybetmesinden birkaç hafta evvel, kendisine ithaf edilen bir aşk mektubu niteliğinde olduğunu iddia etti. Ancak Krasner tarafından kurulan bir vakfın düzenlediği uzman paneli, tablonun Pollock'ın çalışmalarından biri olmadığına hükmederek, katalog çalışmalarında bu tabloyu liste dışı bıraktı. Kasım'da, iki kadın arasında hayli uzun süren bu tartışma nihayet son bulacak gibiydi. Kligman tarafı, Pollock vefat ettiğinde üzerinde olan ayakkabılardan alınan örneklerle, halısındaki ve arka bahçesindeki örnekleri kıyaslamak suretiyle yapılan adli testlerin sonucunda, tablonun Pollockla bağlantı lı olduğunu belirtti. Bir yanda, bir eserin orijinalliğine karar verebilmek için bilgeliğe ve deneyimli bir çift göze sahip olmak gerektiğine inanan uzman Francis V.O'Connor duruyor. Basımına karar verilen Pollock katalogunun yardımcı editörü ve şuan dağılmış olan Pollock-Krasner Vakfı onaylama komitesi üyesi olan O'Connor, "Kırmızı, Siyah ve Gümüş Rengi" tablosunun Pollock'ın elinden çıkmış gibi görünmediğini söylüyor. Öbür yanda ise Kligman'ın isteği üzerine tabloyu mercek altına alan, emekli New York Şehri dedektifi ve adli tıp uzmanı Nicholas D. K. Petraco var. Tuvale tıpkı bir suç mahallini inceliyormuşçasına yaklaşan Petraco, tablonun Pollock'ın evinde resmedildiğinin ve Pollock ile bağlantısı olduğunun şüphe götürmez olduğunu söylüyor. Lakin bilimin kendi içinde sınırları var. Kâğıt veya tablo; bir çalışmanın yapıldığı tarihi bulmaya yardımcı olabilirken, saçlar ve iplikler eserin hangi ortamda resmedildiğini tam olarak saptamaya yardım edebiliyor. Elbette çalışmanın menşei de kanıtlanmalı. İşin ustaları, gerçek müellifin kim olduğunun, bir ressamın imzası sayabileceğimiz kompozisyon ve fırça darbelerinin, bir uzman tarafından değerlendirilmeksizin saptanamayacağını savunuyor. Görüşlerdeki farklılık milyonlarca dolarl ık nüans oluşturabi l ir. Tablonun gönderildiği Phillips müzayede evinden Patricia G. Hambrecht'e göre, orijinalliği ispatlanmamış "Kırmızı, Siyah ve Gümüş Rengi" tablosu "Pollock'a atfedilen" şeklinde listelenebilir ve muhtemelen 50 bin dolardan fazla değer biçilmez. Hambrecht şayet tablonun Pollock'a ait olduğuna hüküm verilirse, tahmini değerin milyon dolarların da üstünde olabileceğini söylüyor. Kligman'ın iddiasına göre tablo, 1956 yılının yazında resmedildi. O tarihte 26 yaşında olan Kligman, Pollcok'ın New York'taki evinde yaşıyordu. Karısı Pollock'u sevgilisi ile birlikte bastıktan sonra Kligman Avrupa'ya gitti. Pollock ise, alkolizmin pençesinde kıvrandığı iki yıl boyunca hiç resim yapmadı. Kligman'ın 1999 baskılı anı kitabı "Aşk İlişkisi: Jackson Pollock'ın Anıları"nda ayrıntılı bir şekilde anlattığı gibi, Kligman ona kullandığı tabloyu ve fırçalarını getirdiğinde sanatçı çimenler üzerinde oturuyordu. Petraco çalışmayı incelerken, toz, saç, iplik ve resmin yüzeyinde ve altında olabilecek diğer döküntülere ulaşmaya çalıştı. Her şeyi açığa kavuşturan nokta, tuvalde kutup ayısı kılı bulmasıydı. Kutup ayısından üretilen ürünlerin ülkeye girmesi kırk yılı aşkın süredir yasak. 1956 yılında Pollcok'ın oturma odasında bulunan kutup ayısı tüylerinden üretilmiş halı, hâlâ East Hampton'daki evinin tavan arasında duruyor. O'Connor çalışmanın ressamın bahçesinde yapılmış olabileceğini söylerken, tabloyu kimin resmettiği konusunda tahminde bulunmuyor. "Kligman'a ithaf edildiği iddia edilen tablonun orijinal olup olmadığı belirsiz" diyor. Kısacası, şu an hayatta olmayan iki insan arasında 57 yıl önce yaşananlar, bilimin ve uzmanlığın görüş alanının çok çok ötesinde. THE NEW YORK TIMES