E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

NPİstanbul Dünya standartlarında

NP GRUP, Amerika Psikiyatri Derneği tarafından bu yıl 164’üncüsü düzenlenen kongrede de yerini aldı.

NPİstanbul Dünya standartlarında

NP GRUP, Amerika Psikiyatri Derneği tarafından bu yıl 164’üncüsü düzenlenen kongrede de yerini aldı.

“Bilimden sağlığa” sloganıyla kurulduğu ilk günden buyana profesyonel kadrosuyla hizmetlerini sürdüren NP GRUP, tıp dünyasındaki son gelişmelerle birlikte psikiyatrideki yeni tedavi yöntemlerini nerede olursa olsun yerinde takip ediyor.

Toplumun ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap verme ve ruh sağlığı seviyesini yükseltme ilkesini benimseyen NP GRUP, Amerika Psikiyatri Derneği (American Psychiatric Association) tarafından bu yıl 164’üncüsü düzenlenen kongre için Hawaii’deydi. Dünya ülkelerinden yaklaşık 5 bin kişinin katıldığı kongrede NP GRUP, oluşturduğu stantla hem hizmetlerini tanıttı hem de psikiyatri alanındaki bilimsel gelişmeleri yakından görme fırsatı yakaladı. PROF. DR. TARHAN’IN APA İZLENİMLERİ

Üsküdar Üniversitesi Rektörü kongreye ilişkin izlenimlerini şu şekilde aktardı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Amerikan Psikiyatri Birliği 164’üncü kongresi 1800’lerin ortalarında beri yapılan bir kongre. Biyolojik bilimler ilk çıktığından beri yapılıyor. Belki önemli bilim insanlarının, Edison’ların girdiği kongre. Bu kongrenin en önemli özelliği bilimsel yönünün ön planda olması. Öyle ki sabahtan akşama kadar aralıksız değişik konular görüşülüyor. Önemli kurslar, atölye çalışmaları, sempozyum ve konferanslarla belirlenen konular tartışılıyor. Yönetimin seçtiği özel seri konferanslar düzenleniyor. Havaide gerçekleştirilen bu yılki kongrede beyin araştırmaları ön planda tutuldu. PSİKİYATRİDE NÖROBİLİM ŞART Oturumların 35’inci sempozyumunda psikiyatride nörobilimin önemi vurgulandı. Her psikiyatriste nörobilimin öğretilme gerekliliği anlatıldı. Psikiyatristlere yönelik nörobilim kurslarının düzenlenmesi gündeme geldi nasıl olması gerektiği konuşuldu. Bu ilk kez olan bir durum aslında. İddialı panelle bu zorunluluk olarak sunuldu.

PSİKİYATRİDE ELEKTROMANYETİ TEDAVİ

Kongrede Psikiyatrinin elektrifiye olması da seçilen konulardan biriydi. Psikiyatride elektromanyetik ve elektriksel dalgaların kullanılması da her yönüyle konuşuldu, tartışıldı. Psikiyatrik vakaların tedavisinde üç ayak vardır. İlaç, psikoterapi ve somatik tedavi deniyordu artık nöromodilasyon tedavi olarak adlandırılıyor. Nöromodilasyon tedavi, sinir sistemini değiştiren tedavi. Elektoromanyetik tedaviyle mümkün oluyor bu. Mikro uyarımlar ve mikro dalgalarla yapılabiliyor. Vagus sinirinin uyarılması mesela. Boyundan beyine giden vagus sinirine kelepçe şeklinde bir elektrot takılıyor, göğüs üzerine de kontrol kısmı veriliyor böylece beyne uyarı gönderiliyor. Sinire giden projeksiyon var epilepside kullanılıyor. Beyni yeniden senkronize ediyor. Sinirsel yapıları değiştiriyor. Elektroşokta da daha güvenli şekilde kullanılması üzerinde duruluyor. Manyetikte beyne herhangi uyarı vermeden manyetik etki yaparak. Beyinde nöbet geçirterek şok tedavisiyle yapıyor.

BEYİN UYARIMI

Beyine plak yerleştiriliyor. Titiz kişilerde uygulanıyor. Bu tedavilerin hepsine manyetik uyarım tedavi de deniyor. Baya bir atölye çalışması vardı kongrede. TMU olarak bilinen. Dirençli depresyonda başarılı bir şekilde kullanılıyor. Bağımlılıkta insula bölgesi var. O bölge beynin gaz pedalı olan bölgesi gibi. Ödül ceza bölgesi. Zevk alma merkezleri çalışıyor. Bir robot gibi bir sistemle beyin o bölgeye manyetik uyarım vererek onu tedavi ediyor. Bağımlılıkta da kullanıldı. Panik bozuklukta kullanılıyor. Uzun bir araştırmanın ardından uygulanmaya başladı bu tedavi. Önce bununla ilgili yeterli miktarda olgu biriktirildi, geniş ölçekli çalışmalar tamamlandı ve meta analizler aşamasına gelinde ondan sonra dirençli durumlarda kullanılabileceği kararlaştırıldı.

ŞİZOFRENİDE MANYETİK UYARIM

Bir yayında depresyonun akut tedavisinde hastayı güçlendirme amaçlı akut durumlarda ilaca ek olarak manyetik uyarım yapılmasıyla ilgili makale yayınlandı. APA’nın resmi dergisinin son sayısında şizofreni hastalığında karar mekanizması, yani kişinin beynindeki duygu ve mantık kararlarının verildiği bölgenin güçlendirerek tedavi edilebileceği anlatıldı. Şizofren hastalarda beyindeki karar mekanizmaları güçlendirerek kişinin işlevselliği artırılıyor. Şizofreni geriliyor böylece. Beynin karar mekanizması tedavi edilirse hastalık da düzeliyor. Şöyle düşünelim bir kişi var dizi ağrıdığı için yürüyemiyor. Ne yapılması gerekiyor yürümesi için önce ağrıyan yer dizi tedavi edilmeli ki yürüsün. Tıpkı bunun gibi. Şizofreni de beyindeki karar mekanizması düzeltilmeli öncelikle. Şizofreni de o kişinin doğru karar vermesini sağlamak gerekir. Kongrede bu konuşuldu. Psikiyatri de tedavi alışkanlıklarının sorgulandığı ve değiştiğini gösteriyor. Şizofreni de ilacı yazıp gitmek tedaviyi yarım bırakmak demek. Bu çalışma tedavinin biraz daha açılması gerektiğini savunuyor. Zihinsel düşünce alışkanlıklarını değiştirmeye yönelik bir çalışmayı amaçlıyor. Sosyal beceri kazandırma, kullanılmayan sinirsel devreleri kullanmayı sağlayarak kişinin hayatla daha iyi bağlantısının sağlanması hedeflenen. Kişi tedavisinde daha iyi bir sonuç alıyor. Şizofreniyi düzeltmek istiyorsanız onun karar verememesini düzeltin diyor. Kongrede bu konuda çıkan karar ilaç yüklemek yerine doğru karar vermesini sağlayın diyor. Psikoterapi tekniği olarak da nörolojik ilaç kullanma olarak da ele alınabilir.

AKILLI İLAÇ KULLANIMI

Kongrede konuşulan bir diğer konu da akıllı ilaç kullanımı oldu. Tedaviye dirençli durumlarda depresyonda yol haritası çiziyorsun. Tedavide karar şeması vardır. Bu şema içinde genel bilgiler var. Bunlara ilave olarak akıllı ilaç kullanımında iki konu dikkat çekiyor. Genotipleme. Kişiye gereksiz ilaç vermemeyi amaç ediyor. Kişiye az miktarda çocuk dozunda ilaç veriyorsunuz alerji yapıyor, bazısına da fil dozunda veriyorsunuz tesir dahi etmiyor. İlacı alıyor vücut atıyor hemen. Diğerinde karaciğer ilacı yıkamıyor ve kanda aşırı yükseliyor yan etki yapıyor. Kişiye özel tıp bunun için değişiyor. Dirençli durumlarda uzun süre tedavi olmuş bir türlü sonuç alamıyor o kişinin beslenme alışkanlıklarını kadara her şey araştırılıyor ilaç genetiğine göre ilaç veriyor. Bu tartışılıyor psikiyatride ilaç genetiğiyle ilgili. Genlerde bilgiler doğuştan genetik olarak kodlanmış. İlaçla ilgili çevre şartları da genleri değiştirebiliyor. Bu değişiklik çocuklara aktarılmıyor. Yaşadığı çevre, beslenme şekli genlere etki ediyor. Bazıları acıdan zevk alıyor mesela. Bile bile acı yiyor. Bu beyinde değişiklik yapıyor. Kalıcılaşmış alışkanlığı haline geliyor kişinin. Değişmiyor ona uygun gen uzantı üretiyor protein üretiyor. Acıyla tetiklenen özel protein gelişiyor. Bir kimsede böyle bir durum olduysa o kimseyi tedavi etmede zorlanıyorsunuz. Bu kişilerde gen oluşuyor. Kişinin genlerini ölçmek zor. DALGAYLA TEDAVİ Referans EEG sayısal beyin elektro kullanarak kişinin ATR diye bir sistem geliştirmişler. Biyolojik gösterge olara EEG’yi kullanıyor. Beyine elektrot takılıyor dalgalar tespit ediliyor. Kişide teta dalgası var ve cevabı ölçülüyor. Beynin haritalamasında iki güç var. Gözüken güçlerin ikisi arasındaki formülü bulunca kan dolaşımının oranını buluyor. Elektriksel dolaşımına bakarak beynin kan akımını ölçüyor. Damara girmeden bularak kan akımına göre tedavi uygulanıyor. Bu şekilde referans EEG tarzında kullanılıyor. Beynin kan dolaşımıyla ilgili cevap alınıyor. Beyin fonksiyonlarını ölçerek tedavilerden bir tanesi bu. BEYNİN AMACA YÖNELİK KULLANIMI ÖNEMLİ Kişinin akıl hastalığı ile yaratıcılık arasındaki bağlantılısı da kongrenin gündemindeki bir diğer konuydu. Bu konuda bir sunum vardı ki çok ilginçti. Hasta kişinin beyniyle dahi kişinin beyni arasında beynin amaca yönelik kullanımı haricinde bir fark yok. Tuhaf çalışan beyin amaca yönelik kullanılınca dahi olur kullanılmazsa şizofren. Kişinin kendine amaç koyması gerekir. Kişide ego idealinin olması şart. Ya şizofren oluyorsunuz ya da dahi oluyorsunuz. Amacı olan kişi sabah kalktığında beynine onunla ilgili dosyalar yüklemiş oluyor ve şizofrenik dağılmaları engellemiş oluyor. Yükse ideal varsa hasta olması engelleniyor kişinin keşfedici olmasını sağlıyor amaç. Odaklama kanunu. Pozitif mesajlar üreterek yaşıyorsa kişi pozitif yaşıyor, algı yönetimi pozitif oluyor ve iyi kararlar verebiliyor. Biyolojik doğamıza uygun davranırsak mutlu oluyoruz.” Dedi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan Otizme ilişkin de ABD’nin büyük yatırımlarda bulunduğunu söyledi. Ülkemizden kurumsal düzeyde sadece NP GRUP’un katıldığı uluslar arası organizasyona NP GRUP’tan Üsküdar Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın yanı sıra NPİSTANBUL Hastanesi İdari Koordinatörü Furkan Tarhan ve NPİSTANBUL Hastanesi İnsan Kaynakları ve Kalite Yöneticisi Serdar Karagöz katıldı. Kongreye ilişkin bilgi veren Karagöz, 150 stant arasında en çok ziyaret edilen ve ilgi gören stant olduklarını söyledi. Karagöz; Dünyaca ünlü hastaneler, ilaç firmaları, tıbbı cihaz pazarlayan firmaların bu kongrede stantları vardı. Biz de onlardan biriydik. Bu yıl 5 bin katılım oldu. 3 gün içinde bin kişi standımızı ziyaret etti. Hastanemizi, polikliniklerimizi ve üniversitemizi tanıttık. Çalışmalarımızı, modern hizmetlerimizi katılımcılara anlattık. Çok iyi geri bildirimler aldık. İstanbul’da böyle hastane olması birçok kişiyi şaşırttı. Geçen yıl katılanların gözleri bizi aradı ve orada buldu da. Çok geniş çaplı bir kongre oldu. Psikiyatride bilimsel gelişmelerin konuşulup, tartışıldığı kurslar ve seanslar düzenlendi bizim için çok faydalı oldu. NP’YE İLGİ YOĞUNDU En kalabalık stantlardan biriydi standımız. Geçen yıl da öyle oldu. Katılımcılara ikram ettiğimiz Türk lokumu oldukça rağbet gördü. Nazar boncuğu dağıttık standımızı ziyarete gelenlere. Üsküdar Üniversitemiz çok dikkat çekti. Öyle ki bizimle çalışmak isteyen yaklaşık 300’e yakın başvuru aldık. EĞİTİM VE STRATEJİDE İŞBİRLİĞİ Psikiyatri alanında kökleşmiş hastanelerin resepsiyonlarında bulunduk. Önemli isimlerle aynı masada buluştuk ve neler yapabilirizi konuştuk. Bu yıl eğitim ve stratejik işbirliği alanında bir takım şeyleri yapmak için sözleştik. Yabancı ülkelerden psikiyatri uzmanları kendi hastalarını bize yönlendirmek istediklerini söyleyerek bağlantılar kurduk. NP DÜNYA STANDARTLARINDA Hastaneler kendi yapılanmalarıyla ilgili bizden paylaşımda bulunmamızı talep ettiler. Klinik paylaşımlarımız oldu ve kendi kendimizi değerlendirme imkânı da bulduk. Dünya standartlarında olduğumuzu bu kongrede bir kez daha gördük. Türkiye’den kurumsal düzeyde yine biz vardık sadece. Geçtiğimiz yıl bizi ziyaret edenler bu yıl da kendileri arayıp buldu. Daha çok farkındalık oluşturmak amacımız. Psikiyatrik gelişmeler neler, dünya standardında nasıl hizmet sunarız o amaçla gittik. Paylaşımlarla da onu sağladığımızı düşünüyorum. Biz geçtiğimiz yıldan buyana tedavi kalitesi adına çok çalışma yaptık. Kalite yönetim sistemi JCI ve ISO 9001; 2008 standartlarına uygun şekilde yapılandırmaya başlayan ilk nöropsikiyatri hastanesi olduk. Uluslar arası düzeyde bir yönetim sistemiyle bütün süreçleri takip etiğimizin bir kanıtı bu. Kalite adına JCI ve ISO 9001: 2008 kalite yönetim sistemi yapılandırılması ile başlanan kalite yolculuğuna dünyada en çok bilinen, en çok kabul görmüş sağlık standardizasyon modeli Joint Commission İnternational(JCI) Hastane Akreditasyon çalışmaları ile devam edecektir. Biz hastane olarak hep daha iyiyi nasıl yapabiliriz bunu hedefledik. Şunu açık gönüllülükle ifade etmem gerekir ki uluslar arası düzeyde sağlık hizmeti için yurt dışına gitmeye gerek yok. NP bunu varlığıyla ortaya koyuyor zaten. Biz o nedenle oradaydık. Psikiyatrinin günceli nedir onun gözlemledik. Çünkü bazı klinik uygulamalar zamanla ortadan kalkıyor. Bu gibi bilimsel çalışmaların paylaşıldığı ortamlarda bulunmazsanız geri kalırsınız. Bu da doğrudan hastaya yansır. Keşke buradaki bütün özel ve devlet kurum ve kuruluşları katılımda bulunup paylaşımlar yapabilselerdi. Bu kongreler için aylarca çalışıyoruz. Biz neler yapabilir ve neler alabiliriz bunun arayışında olduk hep. En iyisi neyse hasta tedavisi açısından en efektifi ve güvenlisi nerede ise biz orada olmaya çalışıyoruz, çalışacağız da.” Dedi.