MUTLULUĞU MU ARIYORSUNUZ

MUTLULUĞU MU ARIYORSUNUZ

Hürriyet

Mutluluk göz hizanızdadır. Mutlu olmak için beklemeyin. Mutlu edilmeyi beklerseniz, asla öğrenemezsiniz.

 


• Uçurumun kenarında bile taklalar atabilirsiniz, üstelik gülümseyerek. Önemli olan ruh ve akıldır. Her şeyin en iyisini yapmaya çalış ve hastalığının arkasına saklanma.

• Her günün tadını çıkar. Akşam nereye gideceğini planla, geleceğini planlama.

• Yalnızca başkalarının yardımına açık olma, kendine de yardım et. Hala bir şeylerin üstesinden gelebileceğini göster herkese.

• Yapamayacağın şeyler için boş yere üzülme, yapabileceğini yapmaktan zevk almak için uğraş.
Birileri bize teselli amaçlı söyler ya da biz değer verdiğimiz insanlara hayatın olumsuzluklarıyla karşılaştıkları anlarda güçlü olmalarını sağlamak amacıyla söyleriz. Amaç hep aynıdır.

Mutsuz ya da çaresiz anlarımızda daha güçlü ve güvenli olmayı sağlamak. Söyleriz ama bir yandan da sözlerimizin havaya uçtuğunu da biliriz. Çünkü sıradanlaşmıştır, herkesin söylediği ve bildiği sözlerdir ve yerli yersiz o kadar çok kullanılır ki, inanılırlığını yitirmiştir.

Ama yukarıdaki sözleri, içerdiklerini asla yapamayan birisinin söylediğini bilseydiniz, yine aynı düşüncede olur muydunuz? Yine inanılır olmaktan uzak gelir miydi size? Örneğin “Başına gelenleri önemseme, daha kötü durumda olanları da düşün” diyen bu kişi tahminler ötesinde bir felaket yaşıyor olsaydı ya da “Başkalarının yardımını bekleme, önce sen kendine yardım et” diyen bu kişinin yardımsız nefes bile alamadığını bilseydiniz ne düşünürdünüz? İnanılmaz değil mi böyle bir şeyin olması?

MUTLULUĞA EN GÜZEL ÖRNEK: STEPHEN HAWKİNG

Oysa gerçek bu! Zira bu sözleri söyleyen kişi boynundan aşağısı felç olan ünlü bilim adamı, astrofizikçi ve matematikçi Stephen Hawking’ten başkası değil. Öylesine büyük bir imkansızlık içinde bir hayat ki bu, yardımsız nefes alması, hareket etmesi mümkün değil.

Hatta konuşamıyor bile. Bir makineye bağlı olarak hayatını sürdürmek zorunda ve yine bir makinenin sağladığı mekanik ses yoluyla konuşabiliyor. Buna konuşmak denilebilirse tabii.

Hayatta sadece nefes alabilen ve bir de sadece düşünebilen bir insanın yaşama nasıl tutunduğunun imkansız bir örneğidir Stephen Hawking. Asıl önemli ve imkansız olansa, bu engellerine rağmen bilime kazandırdığı müthiş keşifleridir.

Einstein’den sonra dünyaya gelen en parlak teorik fizikçi olarak kabul edilen bilim adamı uzaydaki kara deliklerin teorilerini ortaya koyan muhteşem keşiflere imza atmıştır.

Zamanın Kısa Tarihi isimli kitabından sonra son kitabı olan ve evrendeki birçok sırrı açığa çıkaran “Ceviz Kabuğundaki Evren” aynı zamanda “Zamanın Kısa Tarihi”nin bir devamı sayılabilir. Mutlaka okumanızı öneriyorum.

Kitabı okurken aslında bir bilim adamının haklı ve muazzam başarısını da okuyacaksınız. Hayatın gerçek başarısı budur işte. Her şeye rağmen hayatı kazanmak, var olmak, direnmek ve yaşıyor olmanın tadını çıkarmak.

Stephen Hawking’i tanıdıkça, ben birçok insanın sahip olduğu bütün nimetlere ve yaratıcıya nankörlük ettiğini düşünüyorum. Elimiz ayağımız yerindeyken, sağlıkla nefes alabiliyorken, kimseye muhtaç olmadan kendi ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyorken, sürekli şikayet etmek, olmayanlar için sızlanmak, isyan etmek, yapamayacağını ve başaramayacağını düşünmek nankörlük değilse nedir?

Bize armağan edilmiş bu muhteşem hayatı kendi kendimize zehir etmek asıl zayıflıktır. Bazı eksikliklerle doğmak ya da bazı eksikliklerle yaşamak değildir zayıf olmak. Zayıf olduğunu düşünmek ve inanmaktır zayıf ve güçsüz olduğuna. Sahip olduğumuz onca hazineyi görmemektir, değerini bilmemektir, var olanlara şükretmemektir.

Alenen kendi kendine ihanet, yaratana, evrene, doğaya nankörlüktür. Kendi kendimize de olsa bunu yapmaya hiçbirimizin hakkı yoktur. Derler ki; mutluluk göz hizanızdadır. Mutlu olmak için bir şeyler beklemeyin. Mutlu edilmeyi beklerseniz, mutluluk nedir asla öğrenemezsiniz.
 

Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Motivasyonunuzu kaybettiğiniz anda hayatınızda bazı değişikliklere ihtiyacınız olabilir. İşte öneriler...
  • Kişinin hayatta en çok endişe duyduğu şeylerin başında sevdiklerinin başına kötü bir şeyin gelmesidir. Bu dönem eğer doğru biçimde geçirilmezse kişiy
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aşk su gibidir fazla kaynarsa buharlaşır diyor ve ekliyor: Aşkın formülü H20'dur. Pozitif iletişim kurulamazsa aşk buhar olu
  • Sevdiğini hastalık derecesinde kıskananlar, çevresine kötü koku yaydığına inandığı için suçluluk duyanlar, doktor muayenesine genelde kendi kafasında
  • Çocukluk çağında olduğu gibi erişkin yaşamda da DEHB tedavisinde ilaç kullanımı genellikle etkili ve hızlı cevap oluşturur.
  • Teselli edici sözler kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Önce kişilere üzülme, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir.
  • Randevu Al