İnsanları kandırmak neden kolay?

Beynimiz, iyi sunulan bir hikayede ufak ayrıntı olarak algıladığı bazı olguları göz ardı edip yalanlara kolaylıkla kapıları aralayabiliyor.

İnsanları kandırmak neden kolay?

İnsanın kolay kandırılabilir olmasına en iyi örneklerden biri, 2000 yılı başında yayılan et yiyen muz hikayesiydi. Zincirleme bir halde yayılan e-postalar, ithal edilen muzların “nekrotizan fasit” (et yiyen bakteri hastalığı) yaydığını iddia ediyordu. Buna göre, ithal muz yiyen insanlarda görülen bu hastalık, vücutta mor yumruların oluşmasına ve etin çürüyüp dökülmesine neden oluyordu.

Yayılan mesajlar ayrıca, paniği önlemek için ABD’de yetkili kurumların olayın üstünü kapatmaya çalıştığını bildiriyordu. Bu söylentilerde hiç gerçek payı yoktu; ama öyle yayılmıştı ki yetkililer açıklama yaparak yalanlama ihtiyacı duymuştu.

Ama bu da işe yaramadı; tersine, söylentileri daha da körükledi. Gerçekler öylesine çarpıtılmıştı ki yalanlayan kurumlar bu iddiaların kaynağı gibi dolaşıma sokulmuştu yeniden.

ANALİZ DEĞİL, SEZGİ

Bu olaya bugün saçma bir şehir efsanesi diyerek gülüp geçebiliriz. Ama mantık süzgecimizdeki aynı çatlaklar daha tehlikeli düşüncelerin yayılmasına meydan verebiliyor. Peki, aksi yönde kanıt olmasına rağmen neden bu kadar çok yanlış inanç ısrarla devam ediyor? Onları yalanlama çabaları neden o iddiaları daha da körüklüyor? Bunun zekayla ilgisinin olmadığı, en zeki insanların bile bu tuzağa düşebileceği belirtiliyor.

Fakat son zamanlarda yapılan psikolojik araştırmalar, bazı söylentilerin beynin süzgecinden ne kadar kolay sızdığını göstererek konuyu bir miktar aydınlatıyor. Bir açıklamaya göre, insanlar “bilişsel olarak cimridir”; yani beynimiz analizden çok sezgilerini kullanır.

ÇÖZÜM NE?

Neyse ki yanlış bilgiyi düzeltip doğruyu hakim kılmanın yolları var. Öncelikle, yanlış olan orijinal hikayeyi tekrarlamamak, onun çürütülmesiyle kişilerin zihinsel modellerinde ortaya çıkacak çatlakları doldurmak için alternatifler bulmak gerekir. Örneğin, “Ay peynirden oluşmuyor” dendiğinde o inançtan vazgeçmeniz zordur; ama “Ay peynirden değil, kayalardan oluşuyor” dense, Ay’ın neye benzediğine dair bir fikriniz olacaktır hala.

Başka bir örneği de kızamık-kızıl ve kabakulak karma aşısının otizme yol açtığına dair korkular üzerinden verecek olursak: Anlatımımızı, bu iddiaları doğrudan yalanlayan ve korkuyu daha da pekiştirecek olan klasik bir yönteme dayandırmak yerine, bu korkulara yol açan bilimsel sahtekarlıkların deşifre edilmesi üzerinde kurgularsak daha başarılı olur.

BBC

Paylaş:



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı:

İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Yalan söyleme alışkanlığı olarak bilinen mitomani ile masum yalanlar da denilen beyaz yalanın birbirinden farklı olduğunu söyleyen Uzman Klinik Psikol
  • Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, engelli olmak ve psikolojik engellilik konusuna ilişkin değerlendirmede bul
  • Hayvana şiddet, anti-sosyal kişilik bozukluğunun habercisi…
  • Kadına yönelik şiddetin sadece maruz kalan kadınları değil, aileleri ve tüm toplumu etkilediğini belirten Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin, şiddetin
  • Gelecekle ilgili bilgiye ulaşma isteği, takıntıya dönüşebilir.
  • Korku anında ‘Dur, Düşün, Eyleme Geç’ kuralı uygulanmalı. Krize önlem almak beceriye dönüşmeli.
  • Randevu Al