İLİŞKİLERDE FRANSIZ KALMAK

İLİŞKİLERDE FRANSIZ KALMAK

Hürriyet Aile

İlişkinizde hiç kendinizi “Fransız kaldığınızı” hissettiğiniz oldu mu? Cevap evetse mutlaka okuyun.

 


“İlişkilerde insanlar birbirlerini ne kadar tanıyorlar, karşı tarafın duygularını anlamak mümkün mü?” işte tüm merak ettiğimiz bu soruların yanıtlarını Uzman Klinik Psikolog Şeyma Çavuşoğlu Itri, veriyor.
Yeryüzündeki insan sayısı kadar farklı ilişki dili olduğu iddia edilebilir. Her insan bambaşka alt yapıya sahip olduğundan, düşünce yapısı da bir başkasınınki ile birebir örtüşmez. Arkadaşlıktan farklı olarak, romantik ilişkilerde bu benzeşmeyen düşünce ve algı yapıları ön plana çıkar. Bunu aşabilen çiftler daha kalıcı ilişkilere imza atarlar.

KARŞI TARAFIN DİLİNİ ÇÖZMEK İÇİN ZAMAN VE EMEK GEREKİR


Bu süreç, bir İngiliz’in Fransızca öğrenmesine benzer. Bakış açısını kavradıkça, insan karşısındakini daha iyi tanır ve anlar. Ancak bunun oturabilmesi için, soru sormak ve cevapları itina ile dinlemek gerekir. İnsan karşısındaki kişinin neleri sevdiğini, nelerden hoşlandığını, nelere sinirlendiğini en iyi ona sorarak anlayabilir.

ZİHİN OKUMA DÜŞÜNCESİ YANILGIYA UĞRATIR


Çiftlerin yanılgıya düştüğü en önemli nokta, zihin okuyabileceklerini düşünmeleridir. Tahminler ancak kırgınlıklara ve yanlış anlaşılmalara sebep olur. Kişi kendisini anlatırken de karşısındakini dinlerken de mümkün olduğunca ön yargılardan arınmış bir tutum içinde olmalıdır. Yargılar kişisel bakış açısını içerdiklerinden, karşı tarafı etkili bir biçimde dinlemeye engel teşkil ederler.

ÖN YARGILAR İLİŞKİYİ YIPRATIR

İlişkilerde, kişisel kaygı ve yargıları iletişime karıştırmak, yabancılaşma yaratır. Ortak bir yolda yürümek üzere ilişkiye başlamış iki kişi, birbirlerini anlayamadıkça, yolları ayrışır ve insan zamanla kendisini çok sevdiği o kişinin hayatının dışında kalmış hisseder. Yalnızlık hissiyle beslenen kırgınlıklar, ilişkiyi yıpratır.

EMPATİ KURMAK İLİŞKİNİN ÖMRÜNÜ UZATIR

Elbette insanın doğası gereği ön yargısız davranabilmesi ve tarafsız kalabilmesi oldukça zordur. Ancak, karşı tarafın gözüyle bakabilmek, zamanla öğrenilen bir beceridir ve çalıştırdıkça güçlenen bir kasa benzer. Empati kurma becerisi, tatbik ettikçe gelişir ve insan karşısındakinin duygu ve düşüncelerini daha iyi anlar. Anlaşılan ve düşünüldüğünü hisseden karşı taraf ise aynı olumlu ve yapıcı tavırla karşılık verir. Böylece, insan ilişkisinde anlama ve anlaşılma ihtiyaçlarını karşılar.

En temel ihtiyaç olan anlaşılma gereksiniminin karşılandığı ilişkiler, daha kalıcı ve huzurlu olur. Kuvvetli bir iletişim çifti birbirine yakınlaştırır. Karşılıklı ilişki dillerini kavramış kişiler daha rahat hissederler. Sonuç olarak, iki tarafın da kendini güvende hissettiği bir ilişki oluşur.
 

Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Motivasyonunuzu kaybettiğiniz anda hayatınızda bazı değişikliklere ihtiyacınız olabilir. İşte öneriler...
  • Kişinin hayatta en çok endişe duyduğu şeylerin başında sevdiklerinin başına kötü bir şeyin gelmesidir. Bu dönem eğer doğru biçimde geçirilmezse kişiy
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aşk su gibidir fazla kaynarsa buharlaşır diyor ve ekliyor: Aşkın formülü H20'dur. Pozitif iletişim kurulamazsa aşk buhar olu
  • Sevdiğini hastalık derecesinde kıskananlar, çevresine kötü koku yaydığına inandığı için suçluluk duyanlar, doktor muayenesine genelde kendi kafasında
  • Çocukluk çağında olduğu gibi erişkin yaşamda da DEHB tedavisinde ilaç kullanımı genellikle etkili ve hızlı cevap oluşturur.
  • Teselli edici sözler kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Önce kişilere üzülme, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir.
  • Randevu Al