İkiz anneleri, tükenmişlik duygusuna kapılabiliyor

İkiz anneleri, tükenmişlik duygusuna kapılabiliyor

Yeni çocuğu olmuş anneler bazı tedirginlikler yaşıyor. Hele de ilk çocuğu ise bu tedirginlik daha da artıyor.

İkiz anneleri, tükenmişlik duygusuna kapılabiliyor
Eşi ve yakınlarından destek göremeyen ikiz, üçüz ya da dördüz sahibi anneler, ağır şartlarda çalışanlarda görülen tükenmişlik sendromuna yakalanabiliyor.
En büyük tedirginlik, çocuğunu en iyi şekilde nasıl yetiştireceği konusunda ortaya çıkıyor. Tek çocuk bir annenin bütün gününü alabiliyor. Peki ya bebekler ikiz, üçüz veya dördüz olursa? Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi uzmanı Çocuk Ergen Psikiyatrı Dr. Serdar Alparslan, aynı gelişim dönemlerindeki iki, üç ya da 4 çocuğun bakımının dünyanın en zor işlerinden biri olduğuna dikkat çekiyor. Geniş ailelerde ve köylerde birden fazla çocuk sahibi olan annelere çevresindekilerin yardım ettiğini hatırlatan psikiyatr Dr. Alparslan, böylece çocukların geniş ailenin veya köyün bir parçası olarak daha kolay büyüyebildiğini kaydediyor. Kent toplumunda ise annenin genellikle yalnız kaldığını ve çocuğun bakımıyla ilgili tüm sorumluluğun anneye yüklendiğini anlatıyor.

Çalışan annelerin durumunun daha da zorlaştığını söyleyen psikiyatr Dr. Alparslan, "Bu durumda baba aktif olarak çocuk sorumluluğuna muhakkak katılmalıdır. Annenin ruhsal durumuyla yakından ilgilenip anlayışlı olmalı ve destek vermelidir." diyor. Eşinden ve çevresinden destek görmeyen ikiz veya üçüz çocuk annelerinin gitgide yıpranmaya başladığını vurgulayan Alparslan, "Destek verilmeyen ikiz ve üçüz annelerinde ağır şartlarda çalışan kişilerde görülen 'tükenmişlik sendromu' belirtileri görülebilir. Baş ağrısı, huzursuzluk, umutsuzluk, bıkkınlık meydana gelebilir." diye uyarıyor.

Anne depresyona girebilir

Toplumun anneler üzerine, 'anne çocuğuna bakmaktan bıkamaz' gibi model düşünceler yüklediğini söyleyen Dr. Alparslan, şunları kaydediyor: "Annenin aklına çocuktan bıkma, sıkılma, çocuğuna öfkelenme, keşke olmasaydı gibi düşünceler geldiğinde kendini suçlamaya başlar. Kendine 'ben iyi anne değilim' diyerek vicdan azabı hissetmeye başlar. Kimseye de bu duygularını söyleyemeyen anne giderek depresyona girer. Bu da hem çocuk bakımına hem eşi ile olan ilişkisine zarar vermeye başlar."

Eşinin ruh sağlığı için bazı günler çocuklara babanın bakabileceğini kaydeden Alparslan, annenin de bu sırada dost ve akrabalarını ziyaret edebileceğini söylüyor. Annenin rahatlaması için eskiden yaptığı hobileriyle ilgilenmesi de sağlanabilir. Bazı işleri baba üzerine alabilir. Çocuklar bazen başkasına bırakılıp, eşler beraber vakit geçirebilir. Dışarıda bazı etkinliklere katılabilirler. Annenin rûhi durumunun gelecekte çocuğun nasıl bir kişilik geliştireceğinde doğrudan etkili olduğunu kaydeden Alparslan, depresyondaki bir annenin çocuğunun da depresyona meyilli olacağına işaret ediyor. İkiz ve üçüz annelerinin ruhsal yönden daha hızlı yorulduklarının altını çizen Alparslan, çiftlerin tıkandıkları noktalarda hekime danışmaktan çekinmemeleri gerektiğini söylüyor.

Dördüz sahibi anne: Tek başına üstesinden gelmek çok zor

Mersin'in Tarsus ilçesinde yaşayan Adem ve Rabia Orak çifti, yedi yıl bebek hasreti çektikten sonra tüp bebek yöntemiyle bir anda dördüz sahibi oldu. Diğer anneler bir tane bebekle baş etmekte zorlanırken Rabia Orak, şu anda dört yaşında olan Şamil, Şeyma, Semih ve Sena'ya aynı anda bakıyor. Dört yılda çok yıprandığını anlatan Rabia Orak, tek bebek sahibi annelerden dört kat fazla uykusuzluk yaşadığını, bunun da aşırı sinirlilik olarak kendi gösterdiğini dile getiriyor. Bebekleri taşımaktan kaynaklanan yırtılma nedeniyle fıtık ameliyatı olduğunu aktaran Rabia Orak, "Dördüzleri büyütmemde babam ve annemin çok yardımını gördüm. Babam emekli olduğu için gününün büyük bir kısmını torunlarıyla ilgilenerek geçiriyor. Annem-babam maddi ve manevi destekleriyle yükümün önemli bir kısmını alıyor. Eşim çalıştığı için evde olduğu zaman yardım ediyor. Üçüz veya dördüz bebek sahibi olmak, tek başına üstesinden gelinecek bir durum değil." diye konuşuyor.

KAYNAK: //www.zaman.com.tr/
Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Motivasyonunuzu kaybettiğiniz anda hayatınızda bazı değişikliklere ihtiyacınız olabilir. İşte öneriler...
  • Kişinin hayatta en çok endişe duyduğu şeylerin başında sevdiklerinin başına kötü bir şeyin gelmesidir. Bu dönem eğer doğru biçimde geçirilmezse kişiy
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aşk su gibidir fazla kaynarsa buharlaşır diyor ve ekliyor: Aşkın formülü H20'dur. Pozitif iletişim kurulamazsa aşk buhar olu
  • Sevdiğini hastalık derecesinde kıskananlar, çevresine kötü koku yaydığına inandığı için suçluluk duyanlar, doktor muayenesine genelde kendi kafasında
  • Çocukluk çağında olduğu gibi erişkin yaşamda da DEHB tedavisinde ilaç kullanımı genellikle etkili ve hızlı cevap oluşturur.
  • Teselli edici sözler kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Önce kişilere üzülme, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir.
  • Randevu Al