Hastalar müzikle tedavi ediliyor

Üsküdar Üniversitesi'nde müzik; depresyon, stres, sinirlilik, panik atak, uykusuzluk, dikkat dağınıklığı, baş, boyun, bel, kas ve eklem ağrıları, diyabet, hiperaktivite, öğrenme güçlüğü gibi problemlerin çözümünde yardımcı tedavi olarak kullanılıyor.

Hastalar müzikle tedavi ediliyor
Paylaş:

Türkiye'nin ilk ve tek Müzik Terapi Uygulama ve Araştırma Merkezi'ne (MÜTEM) sahip Üsküdar Üniversitesi'nde müzik; depresyon, stres, sinirlilik, panik atak, uykusuzluk, dikkat dağınıklığı, baş, boyun, bel, kas ve eklem ağrıları, diyabet, hiperaktivite, öğrenme güçlüğü gibi problemlerin çözümünde yardımcı tedavi olarak kullanılıyor.

Osmanlı şifahanelerinde zihinsel ve bedensel hastalıkların iyileştirilmesinde tercih edilen ve bugüne kadar bazı üniversitelerde ders ve uygulama olarak kullanılan müzikle tedavi, 2013 yılının Eylül ayında yayımlanan yönetmelikle Üsküdar Üniversitesi bünyesinde merkez kimliğiyle hizmet vermeye başladı. MÜTEM'in kurulmasıyla hem hastalar hem öğrenciler hem de üniversite personeli müzikle tedaviyle tanıştı hatta Türkiye'nin ilk "Müzik Terapi Sertifika Programı" eğitimi verildi.

Hastalar, merkezde MÜTEM Müdürü ve Piyano Sanatçısı Prof. Dr. Sevda Asqarova'nın yönetiminde ve uzman müzisyenler eşliğinde bir müzik aleti çalıyor, şarkı söylüyor. Merkezde, müzik tercihi ise tamamen hastanın isteğine bırakılıyor. Hastalar grup halinde terapi seanslarına alınıyor. Müzik tercihleri belirlendikten sonra hastaların sağlık durumlarına göre hareketli müzikten ağır ve dinlendirici müziğe geçiş yapılıyor ya da seansta tam tersi bir yöntem izlenebiliyor.

"EN ETKİN TERAPİ MÜZİKLE TERAPİDİR"

MÜTEM hakkında AA muhabirine bilgi veren Asqarova, merkezin rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan'ın teşvikiyle açıldığını söyledi.

Müzikle terapiyi yeni bir boyuta ulaştırmayı hedeflediklerini belirten Asqarova, Osmanlı'da, Müslüman dünyasında İbn-i Sina, Evliya Çelebi gibi bilim insanlarının kitaplarında müzikle ruhun ilişkisinden bahsettiklerini anlattı.

Evliya Çelebi'nin "Hangi makam insanların ruhuna daha iyi gelebilir" şeklinde araştırmalar yaptığını kaydeden Asqarova, "İbn-i Sina kitaplarının birinde şunu söylüyor, 'Tedavinin en iyi yollarından biri, en etkili olanı müziktir. Müziğin, hastanın aklı ve ruhi güçlerini artırmak için kullanılması lazım. Tedavinin amacı; hastalıkla mücadele için cesaret vermek, hastaya en iyi musikiyi dinletmek, hastayı sevdiği insanlarla bir araya getirmektir. İnsanlar kederlerini, sevinçlerini müzikle bildirirler" diye konuştu.

Prof. Dr. Sevda Asqarova, müziğin çok iyi bir kuvvet ve uyarıcı olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Müzikle terapi hastalarımıza sanatlar içinde en iyi gelen sanattır. Psikoloji ve psikiyatri problemi bulunan, davranış bozukluğu ve nöroloji problemi olan hastalarda müzikle terapide gayet olumlu sonuçlar almak mümkün. Merkezimizin amacı da nörobilimde de müzik terapinin ruhunun üzerindeki olumlu etkisini göstermek. Nöropsikriyatri hastanemizde hastalarımıza her zaman müzik terapi yapılıyor. Müziğin yanı sıra bu hastanede resimle, seramikle de terapi uygulanıyor. Ama en etkini, müzikle terapidir. Çünkü müzikle terapi hastaların içindeki hislerini daha kabarık gösteriyor. Onlar kendilerini daha iyi anlatıyor. Farklı hastalara farklı seanslar uygulanıyor, hastalıklarına, ruh ve hallerine göre seanslar belirleniyor." 

"BİZ ÇOK MUTLUYUZ" SEANSLARI

Merkezde terapi seanslarının yaratıcı atölye çalışmasına dönüştüğünü dile getiren Asqarova, seanslarına "Biz mutluyuz", "Beraber mutluyuz", "Hepimiz mutluyuz" şeklinde isimler koyduklarını aktardı.

Hastaların seanslarda birbirlerini tanıdıklarını anlatan Asqarova, şunları söyledi:

"Onlara 'Sizin için niye bu terapiyi hazırladık' diye sorduğumuzda çok ilginç cevaplar alıyoruz. Hatta geçen gün hastamızın biri dedi ki, 'Bizim mutlu olmamız için böyle bir terapi yapıyorsunuz ve biz de mutlu olduk.' Ondan sonra bu seanslarımızın adını 'Biz çok mutluyuz seansları' koyduk. Hastalarımız benim ve iki müzik uzmanımızın desteğiyle çalışmaya katılıyor. Nefesli veya ritmik aletlerle onların müziğe nasıl refleks verdiklerine bakıyoruz. Hem müzik aleti çalıp hem de birlikte şarkı, türkü, ilahi söylüyorlar. Hastalarımız farklı müzikler seviyor. Biri tasavvuf müziği birisi çok gürültülü müzik seviyor. Çok sakin, ruhu rahatsız etmeyecek müzik sevenler de var. Hepsiyle konuşuyoruz, onları rahatlatan, hangi müziği seviyorsa ona göre yönlendiriyoruz. Ona göre parçalar seçiyoruz. Tasavvuf müziği onların çok hoşuna gidiyor. Çünkü tasavvuf müziğiyle çok rahatlıyorlar, ilahileri kendileri söylemek istiyorlar. Hastalarımız, müzikle terapi zamanı hastalıklarını unutuyorlar. "

"MÜZİK RUHUN GIDASI OLDUĞU GİBİ BEYNİN DE GIDASIDIR"

"Music Therapy in NeuroScience" başlıklı makalesi geçen ay "Pinnacle Medicine & Medical Sciences/Tıp Zirvesi ve Tıbbi Bilimler" dergisinde yayınlanan Asqarova, bu makalede müzikle terapinin tıbbi bir tedavi yöntemi olarak nörobilimde de önemli bir yeri olduğunu, müziğin stres ortamlarında nörokimyasalları ortaya çıkararak beynin fonksiyonlarını geliştirdiğini ortaya koyduğunu kaydetti.

MÜTEM Müdürü Prof. Dr. Sevda Asqarova, müziğin beyinde hareketlenme meydana getirdiğine dikkati çekerek, şu bilgileri verdi:

"Araştırma yöntemlerimiz klasik gözlem, anket ve deneylerin yanı sıra EEG, tomografi, manyetik rezonans, doppler sonografi gibi çeşitli beyin görüntüleme tekniklerinin analizini de kapsıyor. Elde edilen veriler, müziğin beyinde işlenirken hangi süreçlerden geçtiğini anlamamıza yardımcı oluyor. Müzik, ruhun çeşitli tepkilerini en iyi ifade eden sanat dalı. Müziğin beyinde nasıl işlendiği, çalgı çalarken ya da dinlerken psikolojik, fizyolojik ve nörolojik hangi değişimlerin gerçekleştiği hem müzik terapi seansını hem de müzik eğitimi alan kişide görmek mümkün. Müzik bu kişilere önemli göndermelerde bulunur. Müzik ruhun olduğu gibi beynin de gıdasıdır. Müzik, beynin psikoterapi bakımıdır."

A.A



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: