Erkekler sekiz kat fazla yalan söylüyor

Bir kişi günde 10 ile 200 arasında yalan söylüyor. Yalan sorgulayıcısı Pamela Meyer’a göre, kadınlar doğrudan en çok başkalarını korumak için vazgeçiyor.

Erkekler sekiz kat fazla yalan söylüyor

Bir kişi günde 10 ile 200 arasında yalan söylüyor. Yalan sorgulayıcısı Pamela Meyer’a göre, kadınlar doğrudan en çok başkalarını korumak için vazgeçiyor.

Pamela Meyer, sertifikalı bir yalan sorgulayıcısı. ABD’de çok satan ‘Yalan Gözcülüğü: Hileyi Bulmak için Denenmiş Teknikler’ adlı kitabın yazarı Meyer, global network ağı Entrepreneurs Organization’ın toplantısı için Türkiye’ye geldi. ‘Yalanı nasıl anlarsın?’ konulu bir sunum yapan Meyer’a göre bir kişi günde ortalama 10-200 kere yalan söylüyor. “Elbisen ne kadar güzel, hayır şişman görünmüyorsun, seni arayacaktım ama meşguldüm” gibi beyaz yalanların zararsız olduğunu söyleyen Meyer, “Hepimiz yalan söyleriz. Önemli olan kendimize ve başkalarına zarar verecek sınıra gelmemek” diyor. Erkekler ve kadınların yalanları arasında farklar olduğunu söyleyen Meyer, “Erkekler kadınlara göre sekiz kat daha fazla yalan söylüyor” diyor. Erkeklerin yalanlarının başında kendilerini mevki olarak daha yüksekte göstermek geliyor. Kadınlarsa daha çok başkalarını korumak için yalan söylüyor. Yalanı anlamak konusundaki ipuçlarından en önemlisi kullanılan dil. Meyer, ABD’de çocuklarını öldürdükten sonra yalan söyleyerek onların bir adam tarafından kaçırıldığını iddia eden, bulunmaları için kamuoyunu ve medyayı seferber eden Susan Smith’i örnek veriyor. “Uzmanlar onun vücut dili ya da hareketlerinden hiçbir şekilde kuşkulanmadı. Daha sonra kaydedilen konuşmaları bir kez daha incelendi. Smith’in çocukları hakkında sürekli ‘Beni istiyorlardı, bana ihtiyaçları vardı’ gibi cümleler kurduğuna dikkat edildi. Smith kaybolan çocuklarının öldüğünden emindi. Halbuki kocası, ‘Onları bulacağız, kurtulacaklar, her şey yoluna girecek’ gibi çocuklarının öldüğüne inanmadığına dikkat çeken cümleler kuruyordu. Susan Smith’i kullandığı geçmiş zamanlı cümleler ele verdi. “

CLINTON’IN YALANI

Meyer’in verdiği diğer örnek, kamuoyuna ‘uçkurgate skandalı’ olarak yansıyan olaylar sırasında dönemin ABD Başkanı Bill Clinton’ın konuşmaları... “Clinton, Lewinsky’den ‘o kadın’ diye bahsediyor ve kendisini farkında olmadan özneden uzaklaştırıyordu. Ayrıca yine yalan söyleyenlerin sıkça yaptığı gibi olayı anlatırken hiç gerek olmamasına rağmen resmi bir dil kullanıyor, konuşma dilinde hiç kullanılmayan ifadelere yer veriyordu.” Meyer’ın dikkat çektiği nokta yalan söyleyenlerin daha spesifik bir şekilde reddetmeleri: “Mesela kişiye bir miktar parayı çalıp çalmadığı sorulduğunda doğru söyleyen kişinin, ‘Şaka mı yapıyorsun, ben hayatımda hiçbir şeyi çalmadım’ diyerek büyük bir tepkiyle konuşması beklenir. Ama yalan söyleyen “O paraya benim ulaşmam mümkün değil ki, ben çekmecelerin yerini bilmiyorum ki” gibi daha farklı cümleler kurar ya da bir ikna sürecine girer. “Evet” ya da “Hayır” demeden kendini aklamaya çalışır. “Benim kötü bir şey yapmaya niyetim yoktu” gibi... Meyer, vücut dilinin de yalan sorgulaması sırasında önemli bir veri olduğunu belirtiyor. Fakat bu konuda bazı doğru bilinen yanlışlar olduğunun altını çiziyor. “Mesela yalan söyleyen kişinin, karşısındakinin gözünün içine bakmadığı sanılır. Aslında bu doğru değil. Çünkü doğru söyleyen kişi sadece yüzde 60 oranında insanın gözünün içine bakıp konuşur. Yalancılarsa ikna etmek için karşısındakinin gözünün içine daha fazla bakar. Bir de yalan söyleyenin çeşitli tikler yaptığına, sürekli elini, kolunu hareket ettirdiğine inanılır. Halbuki yalan söylediğimiz zaman beynimizden o kadar çok şey geçer ki vücudumuzun üst kısmı donup hareketsiz kalır.”

YALAN İSTATİSTİKLERİ

Bir yaşındakiler saklayabilir, iki yaşındakiler blöf yapabilir. Beş yaşındakiler düpedüz yalan söyleyebilir. Dokuz yaşındakiler örtbas etmeyi bilir. Üniversitede her beş etkinlikten birinde anneye yalan söylenir. Ortalama bir evli çift eşine her 10 konuşmanın birinde yalan söyler. Bir yabancıyla tanışmanın ilk 10 dakikasında ortalama üç yalan söylenir.  HÜRRİYET CUMARTESİ
Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Ccimriliğin başlı başına bir hastalık olarak tanımlanamayacağını belirten Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, ancak cimri olmanın ve bu dur
  • Yaşam tarzı tıbbı yani Lifestyle Medicine; araştırma, önleme ve tedavi etme ile yakından alakalı olan bir tıp dalıdır. Yaşam tarzı tıbbı; pek çok yaşa
  • Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Kahramanmaraş Milli Eğitim Bakanlığı Dulkadiroğlu Rehberlik ve Araştırma Mer
  • Panik atak, hiçbir neden yokken ortaya çıkan ve insanların yaşam kalitesini düşüren bir ruhsal hastalık olarak tanımlanıyor.
  • Öğrenilmiş çaresizlik nedir? Öğrenilmiş çaresizlik sendromu, başarma isteğini yok ediyor!
  • Narsistik kişilik, “Tanrılaştırılmış ve gerçekçi olmayan bir öz önem duygusu” olarak tanımlanıyor.
  • Randevu Al