DİYET ŞART DEĞİL

DİYET ŞART DEĞİL
Paylaş:

A.A

Kilosunda şikayet edenler diyet yapmanız şart değil. Birkaç sağlıklı alışkanlık edinip kilolardan kurtulabilirsiniz.

ABD'nin önde gelen sağlık  kuruluşlarından Mayo Clinic tarafından yayımlanan diyet kitabında, günlük hayata adapte edilemeyen diyet mitlerinin bir kenara bırakılarak birkaç sağlıklı alışkanlığın edinilip bazı kötü alışkanlıkların terk edilmesiyle kolay kilo  vermenin ve bu kiloyu korumanın yolları anlatılıyor.

Mayo Clinic uzmanlarına göre, tüm yapılması gereken, doğru yiyecekleri  bulmak, yemekten zevk alarak tüketmek, böylece strese girmeden zayıflama süreci  geçirmek, doğru beslenmeyi öğrenmek ve eski kötü alışkanlıklara dönmemek.

Kilo vermek için öncelikle sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinme ve  hareketsiz yaşamı bir kenara bırakma konusunda kararlı olmak gerektiği belirtilen  kitapta, şu 5 sağlıklı alışkanlığın edinilmesini öneriliyor:

"Güne iyi bir kahvaltıyla başlayın. Meyve ve sebzenin bulunmadığı  öğününüz olmasın. Tahılları sofranızdan eksik etmeyin. Zeytinyağı gibi sağlıklı  yağlar tüketin, trans yağ ve doymuş yağlardan uzak durun. Her gün mutlaka  egzersiz yapın, hiçbir şey yapamıyorsanız her gün 1 saat yürüyün."

Çoğu zaman önemsiz görülen ve terk edilmesi gereken 5 kötü alışkanlık ise  şöyle sıralanıyor:

"Televizyon seyrederken asla yemek yemeyin. Şekeri hayatınızdan çıkarın,  'yapamam' diyorsanız tatlandırıcı olarak meyvelerden faydalanın. Aperitif olarak  sadece meyve ve sebze yiyin, bir dilim kekin 4 elmaya eş değer olduğunu  aklınızdan çıkarmayın. Yağlı etten uzak durun, eti az yağlı veya yağsız tüketin.  Fast food restoranlar başta olmak üzere dışarıda yemek yemeyi kesin."

"TELEVİZYON NEDEN ÇOK YEDİRİYOR?"

Mayo Clinic uzmanlarının önerileriyle ilgili olarak AA muhabirine  açıklamalarda bulunan A Plus Kliniği diyetisyenlerinden Sinem Paker, "Listenin  başında televizyon var, neden televizyon karşısında yemek yenmemeli?" sorusuna  şu karşılığı verdi:

"İnsanları adeta hipnotize ediyor. Bizi hareketsiz yapıyor. Eskiden  çocuklar sokaklarda koşup oynarken şimdi televizyon, bilgisayar karşısında.  Toplumumuzda şişmanlığın artmasının başlıca sebebi budur, hareketsizlik çok  arttı. Doyma hissi veya hızlı miktarlarda bir şekilde tükettiğinizde yediğinizi  ayarlayamıyorsunuz. Yemeye başladıktan 20 dakika sonra beyinden doyma hissi emri  gelir. Bu 20 dakika boyunca televizyon izlerseniz yediklerinizin miktarına adapte  olamazsınız ve çok fazla yemiş olabilirsiniz. Ne yediğinizi bilmeniz, görmeniz,  yediğinizin tadına varmanız gerekiyor. Televizyon bunu engelliyor. Çocuklarda çok  sık düşülen bir hata. Çocuklara asla televizyon karşısında yemek yedirilmemeli.  Aksi halde ileride büyük sorunlara yol açar."

"KİLO VERMENİN SIRRI KARAR VERMEKTE"

Sinem Paker, kilo vermenin sırrının karar vermekte yattığını belirterek,  "Bu işi yapacağım diye düşünürseniz kilo verirsiniz ancak şu kıyafete gireceğim,  yazın bikinime girmem lazım, şu düğün var hazırlanmam lazım mantığıyla yola  çıkarsanız çok sıkıntılı oluyor" dedi.

Hayat tarzı değişikliği yapılmayıp meseleye “diyet” gözüyle  bakıldığında zayıflamada başarılı olunmadığını kaydeden Paker, “Bir haftada 5  kilo, 10 günde 15 kilo verme, 3 ayda 20 kilo verme gibi hedefler olmamalı. Çünkü  bedeni hızlı bir şekilde kilo vermeye endekslediğinizde çok hızlı şekilde de kilo  alıyorsunuz. Bu yüzden hızlı kilo vermeyi önermiyoruz. Bu zahmet isteyen bir iş.  Beslenme alışkanlıklarınızı mutlaka değiştirmelisiniz” diye konuştu.

Paker, bu süreçte en sıkıntılı dönemin ilk 1 ay olduğunu, bu dönemde  bedenin dirençle karşılık verdiğini, sonrasında ise vücudun buna alıştığını  belirterek, şunları söyledi:

"Gazetelerde, dergilerde özellikle yaz öncesi bu dönemlerde çok fazla  diyet listeleri çıkacaktır. Onları 3-5 gün uygularsanız sonrasında yaşam  şeklinize uygun olmadığı için hayatınıza adapte edemezsiniz. O zaman da kilo  vermeden uzaklaşılıyor. O yüzden uzmanlarla kontak halinde olunması gerekiyor ki  böylece hayatını zorlaştırmadan, sınırlar içine almadan kilo verilebilsin."