ÇOCUĞU DA RİSK ALTINDA

ÇOCUĞU DA RİSK ALTINDA
Paylaş:

A.A

Ailesi alkol ve madde bağımlısı olan çocuklarda, bağımlı olmayanlara göre dört kat daha fazla bağımlılık görülüyor.

Gazi Üniversitesi (GÜ) Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Bağımlılık Ünitesi Sorumlusu Prof. Dr. Zehra Arıkan, anne veya babası alkol, sigara ve madde bağımlısı olan çocuklarda, bağımlı olmayanlara göre dört kat daha fazla bağımlılık görüldüğünü bildirdi.

Antalya'nın Kemer ilçesinde düzenlenen Adsız Alkolikler 54. Türkiye Geleneksel Büyük Toplantısı'na katılan GÜ Psikiyatri Ana Bilim Dalı öğretim üyesi olan ve 20 yıldır da Bağımlılık Ünitesi'nin sorumluluğunu üstlenen Prof. Dr. Zehra Arıkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, günümüzde alkol, kumar, nikotin, yemek, seks, alışveriş ve teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan internet bağımlılıklarından söz edilebileceğini belirtti.

Bağımlılığın kişinin özürlüğünü kısıtlayan bir durum olduğunu ifade eden Arıkan, alkol, sigara ve madde bağımlılıklarında kişinin kendisi için gerekli olmayan bir maddeyi daha çok özenti, keyif veya herhangi bir sıkıntısını yatıştırma amacıyla kullanmaya başladığını söyledi.

Kişinin zaman içinde düzenli kullanıma geçtiğini ve gitgide miktarı artırdığını kaydeden Arıkan, "Bedensel, ruhsal ve toplumsal sıkıntılar yaşamaya başlıyor ama artık o maddeyi alma isteğini durduramıyor" dedi.

Bağımlılığın "biyolojik bir hastalık olduğuna" dikkati çeken Arıkan, düzenli alınan maddenin insan beyninin orta bölümündeki keyif maddesi olan dopaminin salgılandığı merkezde değişiklikler yaptığını bildirdi.

Prof. Dr. Arıkan, şöyle devam etti:

"Sevdiğimiz bir arkadaşımızla konuşurken, güzel bir film izlerken, spor yaparken yani hoşlandığımız her şeyde dopamin salgılanıyor. Bağımlılık yapıcı maddeler de dopamin salgılayan maddeler. Kişi bunları aldığında dopamin salgılanıyor, kendini daha iyi hissediyor. Maddenin etkisi geçene kadar bu duygu sürüyor ama kişi daha sonraları da bunu aramaya başlıyor. Bu nedenle de düzenli kullanıma geçiyor ama bir dönem sonra o maddeler dopamin salgılayan hücreleri bozarak veya oradaki alıcı organları duyarsız hale getirerek dopaminin salgılanmasını azaltıyor. Bunun sonucunda beyin, 'Buna ihtiyacım var. Dopamin salgılayabilmem için daha çok madde kullan' diyor. Bu biyolojik bir emir, kişi de buna uyarak gitgide daha çok madde almak zorunda kalıyor. Almadığı zaman yoksunluk belirtileri, madde arama davranışları ortaya çıkıyor. Bu dayanılmaz bir istek."

GENETİK YATKINLIK

Dünyada öteden beri bağımlı insanların "iradesiz", "zayıf", "kişiliksiz" gibi ağır sözcüklerle etiketlendiğini ifade eden Arıkan, "Halbuki öyle değil. Risk eşit. Biz de kullanırsak, kullanmayı düzenli hale getirirsek bağımlı oluruz. Çünkü maddelerin bağımlılık yapıcı özelliği var. Genetik yatkınlık da söz konusu. Araştırma ve çalışmalar, anne veya babası bağımlı olan çocuklarda, bağımlı olmayanlara göre dört kat daha fazla bağımlılık görüldüğünü ortaya koydu" diye konuştu.

Anne ve babası bağımlı olan çocukların maddeye karşı "duyarlı" olduğunu kaydeden Prof. Dr. Arıkan, "Yani onlar bir maddeyle karşılaştıklarında bağımlılık süreci çok daha hızlı işliyor, çok daha hızlı kontrolsüz hale geliyor" dedi.

Günümüzde bağımlılık tedavisinde sadece bağımlının tedavisi ile yetinilmediğini, bu bilgilerin de aktarıldığını belirten Arıkan, kişilerin bunu öğrendiklerinde çok duyarlı olduklarını, hem kendilerini kontrol etmek hem de çocuklarına bu bilgileri aktarmak istediklerini söyledi.

Türkiye'de son 20 yılda bağımlılık tedavi ünitelerinin, psikiyatrik eğitimin arttığını bildiren Arıkan, Adsız Alkolikler, Adsız Narkotikler gibi destek gruplarının arttığını, bu gruplara bağımlıların ailelerinin de katıldığını, ailelere hastalıkla nasıl baş edilebilecekleri konusunda yardımcı olunduğunu belirtti.