BOL SIVI TÜKETMENİN FAYDALARI

BOL SIVI TÜKETMENİN FAYDALARI
Paylaş:

A.A

Uzmanlar, yaşamak için oksijen kadar gerekli olan su ve sıvı tüketiminin Türkiye'de ihmal edilen bir konu olduğunu açıkladı.

Türkiye Diyetisyenler Derneği Başkanı Yasemin Beyhan, yaşamak için oksijen kadar gerekli olan su ve sıvı tüketiminin Türkiye'de ihmal edilen bir konu olduğunu ifade ederek, "Sağlıklı bir yaşam için su ve sıvı tüketiminin her gün özenli ve dengeli bir biçimde sürdürülmesi gerekiyor" dedi.

Beyhan, yeterli ve dengeli beslenme konusundaki çalışmaların, bilinç düzeyinin yükseltilmesinde etkili olduğunu ifade ederek, ancak su ve sıvı tüketiminin öneminin halen çok bilinmediğini belirtti.

Vücudun sıvı gereksiniminin yaşa, cinsiyete, vücut ağırlığına veya yapılan fiziksel aktivite durumuna göre değiştiğini anlatan Beyhan, günlük kaybedilen sıvı miktarının çevre şartlarına göre değiştiğini, bu nedenle alınan sıvı miktarı ile tüketilen miktarın dengeli olması gerektiğini bildirdi.

Beyhan, bu dengeyi sağlamak ve dehidrasyon, böbrek taşı ve daha birçok önemli sağlık sorunundan kaçınmak için günlük olarak sağlıklı erişkin bir erkeğin yaklaşık 3 litre (13 bardak), kadının ise 2 litre (9 bardak) su tüketmesi gerektiğini kaydetti.


Su ve sıvı gereksinimi konusuna özellikle yaşlılar, bebekler, gebeler, emziren anneler, sporcular ağır ve tehlikeli işlerde çalışanlarda daha çok dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Beyhan, "Herkesin bildiği temel beş madde var, protein, karbonhidrat, yağlar, vitamin ve mineraller. Çok üzerinde durmadıklarımız ise su, posa ve bitkisel-kimyasallar dediğimiz besin bileşenleri de yaşamın sürdürülmesi ve sağlık için son derece önemli bileşiklerdir" dedi.

Beyhan, Dernek olarak amaçlarının, halkın beslenme bilincini geliştirmek, bulunduğu koşullar içinde başta ekonomik olmak üzere en iyi beslenme şeklini öğretmek olduğunu ve yapılan çalışmalar sonucunda da bu konuda bilinç düzeyinin yükseltilmesinde önemli adımlar atıldığını ifade etti. Yaşamak için oksijen kadar gerekli olan su ve sıvı tüketiminin Türkiye'de ihmal edilen bir konu olduğunu fark ettiklerini belirten Beyhan, "Sağlıklı bir yaşam için su ve sıvı tüketiminin her gün özenli ve dengeli bir biçimde sürdürülmesi gerekiyor" diye konuştu.

Yeterince sıvı tüketiminin önemi konusunda toplumda farkındalık yaratmak adına merkezi Amerika'da bulunan Uluslararası Yaşam Bilimleri Enstitüsü (ILIS) ile İstanbul'da bir konferans düzenlediklerini anlatan Beyhan, 7 Aralıkta Ritz Carlton Otel'de yapılacak konferansta, sıvı tüketimi konusunun, çeşitli boyutlarda ele alınacağını kaydetti.

Beyhan, "Su, yaşam için elzem bir besindir. Son yıllarda yapılan çalışmalar suyun bir besin ögesi, besleyici öge olarak kabul edilmesi üzerinde yoğunlaşıyor" diye konuştu.

Yaşa bağlı olarak insan vücudunun yüzde 50-70'sinin sudan oluştuğunu aktaran Beyhan, hücrelere bir takım yararlı moleküllerin taşınması, hücre ve barsaklardan artık, toksik ögeler ve serbest radikaller denilen, insanı kansere kadar götürebilecek bir takım toksik moleküllerin atılmasının sıvı ile sağlandığını belirtti.

Beyhan "İnsan yavrusu fetus anne karnında sıvı bir ortam içerisinde. Dolayısıyla sıvının önemi ta anne karnında başlıyor, yaşamın sonuna kadar devam ediyor" dedi.

"SUSAMA DUYGUSU GELİŞMEMİŞ OLABİLİYOR"

Sıvı gereksiniminin susama duygusuyla bağlantılı olarak değerlendirilmesinin çok tehlikeli olduğuna dikkati çeken Beyhan, şöyle devan etti: "Nasıl olsa susama duygusu sıvı gereksinimimizi karşılamamıza yeter diyoruz. İşte burada sorun başlıyor. Her zaman insanlarda susama duygusu gelişmemiş olabiliyor. Onun için susama duygusunu beklemeden, belirli aralıklarla ve bulunduğumuz duruma uygun olarak sıvı tüketmeliyiz.

Sıcak havalarda, ağır işlerde çalışanlar, bebeklerde, sıcak ortamda oynayan çocuklar, susama duygusu akla gelmeyebilir, gelişemeyebilir. Vücudun susuz kalması çok büyük sorunlara yol açabilir. Bu sorunların başında metabolizmanın yavaş işlemesi geliyor. Vücuttan yüzde 1 kadar bile ağırlık kaybı ile karakterize olan sıvı kaybı zihinsel bulanıklıklara, dikkat ve algılamalarda eksikliklere neden olur. Bu durum çocuklarda söz konusuysa okul başarısını etkiliyor, çalışan için söz konusuysa yaptığı işe konsantre olamamasını ve verimlilik gösterememesine neden oluyor."

Beyhan, yurt dışında maden işçileri üzerinde yapılan bir çalışmanın iş kazalarının haziran ve temmuz aylarında yoğunlukla görüldüğünü bunun da işçilerin aşırı derecede dehidrasyon denilen sıvı kaybı ile ilintili olduğunu gösterdiğini aktardı.

Normal insanlar günlük sıvı ihtiyacını 2-2,5 litre ile karşılayabilirken ağır işlerde çalışanlarda bunun 4-5 litreye kadar çıkabildiğini ifade eden Beyhan, vücudunu sıvı gereksiniminin ağırlık değişimleriyle saptanabildiğini söyledi.

Kas dokusu sıvı yönünden daha zengin olduğunu, yağ oranı yüksek olanlarda sıvı oranın daha düşük seviyelerde bulunduğunu belirten Beyhan, "O nedenle obezlere hem tok tutması, hem enerji metabolizmasını hızlandırması hem de toksik ögelerin atılması ve antioksidan aktivitenin daha iyi işleyebilmesi için bol bol sıvı tüketmelerini öneririz. Bazıları bunda aşırıya kaçabilir. Normal koşullarda yetişkinlere 8 bardaktan az, 20 bardaktan çok tüketmeyin deriz" diye konuştu.

Türkiye Diyetisyenler Derneği Başkanı Yasemin Beyhan, sıvı tüketiminin sadece su ile sınırlandırılmaması, hiyjenik içme suyunun yanı sıra çay, ayran, kahve, enerjisi düşük içeçekler, çeşitli çaylar, çorbalar, ayran, süt, limonata, boza ve salep tüketilebileceğini dile getirerek, "Ofiste çalışırken kah çayımızı, kah suyumuzu içerek, öğlen çorba ve sebze ve meyve tüketerek gün boyu sıvı ihtiyacımızı karşılayabiliriz" dedi.

İleri derecede dehidrasyonun ileri derecede çok ciddi sorunlara hatta ölüme bile yol açabildiğine dikkat çeken Beyhan, "Çünkü dehidrasyonda sadece sıvı kaybı olmuyor, elektrolit dediğimiz sodyum potasyum, magnezyum gibi çok önemli fonksiyonları olan elektrolitlerin de kaybı söz konusu" diye konuştu.