Bağımlılık esaret ve tutku ilişkisidir

Bağımlılık esaret ve tutku ilişkisidir

Bağımlılığın tedavisi var. Ancak bağımlı olunan madde tekrar kullanıldığında hızlı ve şiddetli bir seyirde nüksediyor. Yani kişi bağımlı olduğu maddeyi bıraktığı yere kısa zamanda geri dönüyor.


Bağımlılık esaret ve tutku ilişkisidirBağımlılık süreçleri nasıl bir gelişim gösterir?

Genelden özele gelişen bu tarif; alkol, madde kullanımı ve bağımlılık sorununun süreç içinde daha bir anlaşılır ve somutlanabilir hale geldiğinin de göstergesidir. Aynı zamanda ters açıdan bakıldığında ise birbirine entegre olabilecek şekilde gelişen ve birey sağlığından hareketle topum sağlığını etkileyebilecek takip yapılanması şeklinde de yorumlanabilir.

Bağımlılığın esası hangi noktaya dayanır?

Bağımlılık kavramı, insanmadde etkileşimini içeren kimyasal bağımlılıklar ve insan-insan ya da (özellikle çağımızdaki hızlı ve yoğun teknolojik gelişmelere bağlı olarak) insan-makine etkileşimini içeren davranışsal bağımlılıklar şeklinde yorumlanabilir. Sonuç itibariyle hangi tür bağımlılık söz konusu olursa olsun birey bir dış unsura aşırı derecede gereksinim duyar. Bağımlılığın esası bu noktaya dayanır.

Bağımlılığın boyutları nelerdir?

Bu yolla birey hem kendisine ait bir yetersizliğin, sıkıntının ya da kaygının üstünü örter hem de hoşnutsuz olduğu durumdan kısa süreli de olsa kaçma imkânına kavuşur. İnsanın davranışsal veya kimyasal bir dış unsurla sürekli ve aşırı etkileşimi bağımlılık olarak adlandırılabilir. Tıbbi anlamda ele alındığında ise bağımlılık; biyolojik, sosyal ve davranışsal boyutları olan bir hastalıktır.

Bağımlılık tedavisi olan bir hastalık mıdır?

Bağımlılık tedavisi olan yani düzelebilen, ancak bağımlı olunan madde tekrar kullanıldığında hızlı ve şiddetli bir seyirde nükseden bir hastalıktır. Bir başka deyişle; kişi bağımlı olduğu maddeyi bıraktığı yere kısa zamanda geri döner.

Bağımlılığı nasıl tarif edebiliriz?

Günümüz dünyasında alkol, madde kullanımı ve bağımlılık insanlık üzerinde din, dil, ırk, güçlü, güçsüz ayrımı yapmaksızın yayılmaktadır. Bu, hem toplumların hem de kişiliklerin yaralandığı, zarar gördüğü çok geniş açıdan incelenmesi gereken bir insanlık sorunudur. Bireysel açıdan ele alındığında karşımıza çıkan durum belli bir noktadan sonra kişilik kaynakları ile dayanmayı aşan ve insanı kölesi haline getiren bir karmaşalar yumağıdır. Bir çeşit tutku ve esaret ilişkisidir.

Dr. Adnan ÇOBAN
Psk. Orhan GÜMÜŞEL

KAYNAK: //www.bugun.com.tr
Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Motivasyonunuzu kaybettiğiniz anda hayatınızda bazı değişikliklere ihtiyacınız olabilir. İşte öneriler...
  • Kişinin hayatta en çok endişe duyduğu şeylerin başında sevdiklerinin başına kötü bir şeyin gelmesidir. Bu dönem eğer doğru biçimde geçirilmezse kişiy
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aşk su gibidir fazla kaynarsa buharlaşır diyor ve ekliyor: Aşkın formülü H20'dur. Pozitif iletişim kurulamazsa aşk buhar olu
  • Sevdiğini hastalık derecesinde kıskananlar, çevresine kötü koku yaydığına inandığı için suçluluk duyanlar, doktor muayenesine genelde kendi kafasında
  • Çocukluk çağında olduğu gibi erişkin yaşamda da DEHB tedavisinde ilaç kullanımı genellikle etkili ve hızlı cevap oluşturur.
  • Teselli edici sözler kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Önce kişilere üzülme, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir.
  • Randevu Al