E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

BASKI AZMETTİRİCİ OLUYOR

BASKI AZMETTİRİCİ OLUYOR

Sabah Gazetesi - Yalçın BEL

Toplumsal baskı azmmetirici oluyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan Sabah Gazetesi'ne anlattı.

 


Sabah Gazetesi'nden Yalçın Bel müebbet hayatları yazdı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan yorumladı. İşte müthiş yazı dizisi...

Ö.G. isimli hükümlü, eşini âşığıyla piknik yaparken görünce av tüfeğinin tetiğine asılmış. "Namusumu temizledim" diyor. Remzi Yay'a göre pek çok cinayet de benzer toplumsal baskılardan kaynaklanıyor

Remzi Yay, cezaevlerinde kader birliği yaptığı mahkûmların çoğunun suçlara toplum tarafından yönlendirildiğine inanıyor. Toplumun özellikle 'namus' adı altında işlenen cinayetlere çanak tuttuğunu savunuyor ve Ö.G. adlı mahkûmun öyküsünü de buna kanıt olarak gösteriyor. Ö.G., eşini ve aşığını öldürerek namusunu temizlediğine inanan bir mahkûm... Remzi Yay, Ö.G.'ye "Neden öldürdün?" sorusunu sorduğunda "Karın seni aldatsaydı sen ne yapardın?" karşılığını almış. Ö.G., cinayet gününü ise şöyle anlatıyor:

"O gün şehirler arası bir otobüste muavindim. Amcam beni cep telefonumdan aradı. Bana 'Çok önemli bir konu var hemen yanıma gelmen gerekiyor' dedi. Ben anneme bir şey olduğunu düşünerek ilk mola yerinden ayrıldım. Geri dönerek önce amcama uğradım. Amcam evde bira içiyordu. Beni asık bir suratla içeri davet etti. Beraber içmeye başladık. Az sonra amcam bana, 'Karın seni aldatıyor' dedi. Beynimden vurulmuşa döndüm. 'Amca sen ne söylediğinin farkında mısın? Yalan konuşuyorsun' dedim. 'Seni aldattığını ispatlayacağım' dedi.

'SUÇSUZUM ONU ÖLDÜR'

Beni ormanda piknik alanına getirdi. Bir ağaç arkasına gizlendik. Amcam bana 'Piknik yapanlara iyi bak, bu senin karın değil mi?' diye sordu. Sanki dünya başıma yıkıldı. Karım aşığı ile piknik yapıyordu. Kahkahaları bana kadar ulaşıyordu. Cebimdeki bıçağı çıkarıp onlara doğru yürüdüm. Beni karşılarında görünce şoke oldular. Toplandılar suspus oldular. Eşime, 'Afiyet olsun, bensiz düğün yapıyorsunuz. Bu adam kim' dedim.

Eşim korku ve panikle ayağa kalktı kekeleyerek, 'Bu adam beni buraya zorla getirdi. Benim bir suçum yok' dedi. Aşığının av tüfeği az ileride ağaçlara dayalı duruyordu. Elimdeki bıçağı cebime koyup tüfeği aldım. 'İleriden sizi izledim hiç de kaçırılmış bir halin yoktu' dedim. Aşığı korku dolu bir ses tonu ile 'Dur kardeşim bak o tüfek dolu. Ben bu kadının evli olduğunu bilmiyordum' diye konuştu. Eşim ağlayarak, 'Vallahi beni bu adam buraya zorla getirdi. Benim bir günahım yok. Öldüreceksen onu öldür. Ben seni seviyorum' dedi. 'Sus yalancı k....k" diyerek tetiğe bastım. Ardından kaçmaya başlayan aşığını vurdum. Sonra gidip teslim oldum."

REMZİ YAY'IN YORUMU...


Remzi Yay, 38 yaşındaki iki çocuk babası Ö.G.'nin çok sevdiği karısını ve aşığını gözünü kırpmadan öldürerek 30 yıl ceza aldığı olayı şöyle yorumluyor: "Acaba bu cinayetlerin namus cinayeti olmadığını, iki insanın canını isteyerek almak olduğunu kim anlatabilir. Kimse... Çünkü çocukluğundan beri beynine böyle olaylar karşısında insanın öldürebileceğini kazımışlar."

'Ne bakıyorsun' kavgası, katil etti

S.H. daha önce ağabeyi dahil 4 kişiyi bıçaklamış ama ailesi şikâyetçi olmamış. En sonunda "Ne bakıyorsun" diye sataştığı bir motosikletliyi bıçaklamış. "Cezaevinin böyle kötü bir yer olduğunu bilsem yapmazdım" diyor

"Cezaevlerinin bu kadar kötü olduğunu bilseydim kesinlikle adam öldürmezdim" Bu sözler ise S.H.'ye ait. Kendisi, yaşadığı şehirde 16 yaşında iken bir hiç yüzünden katil olmuş. Remzi Yay, S.H.'nin kısa hayatının acılarla dolu olduğunu, ardı ardına gelen darbelerle sarsıldığını belirtiyor. Yay, S.H.'yi yemek ortağı yapmış. "Onun hayatı bana çok ilginç geldi. Dışarıya çıktığında tekrar bir cinayet işleme potansiyeline sahipti. 1.5 yıl beraberdik onu sahiplenerek fikirlerini değişmeye çalıştım. Düşünün, okuldan uzaklaştırılmış, babası evden uzaklaştırmış sokaklarda yatan bir insan." S.H. bıçak taşıyor, özellikle de piyasada 'Rambo 've' Kelebek' olarak adlandırılan bıçaklara hayranmış. Remzi Yay, "Bu bıçaklarla elma kesilmez sadece adam öldürülür.

Bunlara gençlerin kolay ulaşmaması lazım ama ülkemizde peynir ekmek gibi satılıyor" diyor. S.H., 16 yaşında işlediği cinayeti şöyle anlatıyor: "O sabah kahvaltı yapmadan babamla birlikte evden çıktık. Babam sanayide tamirciydi. Babamın yanında haftalık ücretle çalışıyordum. Akşam haftalığımı aldım. Motosikletime binip doğru eve gittim. Üzerimdeki yağlı pis elbiselerimi değiştirdim. Banyo yaptım, yemek yemeden evden dışarıya çıktım. Doğru arkadaşlarımın yanına gittim. Arkadaşlarımın çoğu sanayide çalışan kalfalardı. Dört arkadaş bira alıp parka gittik. Parkta biraları içtik. Parkın yanından geçen kızlara laf attık. Yoldan geçen motosikletli bir şahsa, 'Ne bakıyorsun lan lavuk' diye yüksek sesle seslendim.

'KASKIYLA VURDU, ÇILDIRDIM'

Adam az ileriden motoru ile döndü. Motoru yanımıza park etti, bize dönerek, 'Az önce bana kim lan diye bağırdı lan' dedi. Ben de ona, 'Ben bağırdım ne olacak' diye karşılık verdim. Adam benden çok büyüktü, elindeki kaskı benim kafama vurdu. O anda beynimde şimşekler çaktı, kafamdan aşağıya adeta sıcak sular döküldü. Devamlı yanımda taşıdığım bıçağımı çıkartıp, rastgele saplamaya başladım. Az sonra adam yere düştü. Yerde mırıldanmaya başladı, 'Vurdun lan beni' dedi. Arkadaşlarımla hızla oradan kaçtık. Sonra arkadaşlarımın ispiyonu ile yakalandım. Ben ve arkadaşlarım 15 yıl hapis cezası aldık."

REMZİ YAY'IN YORUMU


Remzi Yay, S.H.'ye, "Sen daha önce aralarında ağabeyinin de olduğu dört kişiyi bıçakladın. Ailen sana bıçak taşımayı yasaklamadı mı? diye soruyor. Elini kaşıyarak cevap vermiş: "Babam, annem evde beş defa bıçağımı bulup aldılar. Alsalar ne olacak? Sokaktaki tezgâhlardan hemen yeni bir bıçak satın aldım..." "Cinayetin 'Geliyorum' diye verdiği sinyaller fark edilmemiş. Okul idaresi onu okuldan uzaklaştırarak aslında onu toplum dışına itmiş. Cinayetten önce dört defa yaralama suçu işlemiş. Şikâyet dahi edilmemiş. Aslında şikâyet etmemekle bu çocuğa kötülük yapılmış. Belki ilk suçunda şikâyet edilse kısa bir süre cezaevinde kalacak, bu cinayeti işlemeyecekti. Zaten bu itirafı kendi ağzından duydum." Remzi Yay, şartlı tahliye edilen veya cezasını çektikten sonra salıverilen mahkûmlarının sıkı kontrol edilmesinden yana: "Şu anda denetimli serbestlik adı altında bir kurum var. Ancak bu denetime, mahkeme kararıyla, kısa cezalı suçlular dahil ediliyor. Oysa bu denetime tahliye olan hükümlülere uygulanması gerekir. Bu kurumun denetimi istisnasız tüm mahkumlara uygulanması elzemdir. Mahkûmların tekrar suç işlemesi bu kurumla, denetimlerle engellenebilir."

Prof. Dr. Nevzat Tarhan yorumluyor:

AİLESİ İYİLİK DEĞİL KÖTÜLÜK ETMİŞ


"Anne baba ve alile içersindeki yetersizlik sonucunda çocuk okulda da başarılı olamamış. Daha öncede aralarında ağabeyi olan 4 kişiyi yaralamış. 'Cezaevlerinin bu kadar kötü olduğunu bilseydim kesinlikle adam öldürmezdim' diyor. Yaptığı işin sonucunu düşünmeden hareket etmiş. İnsan bir iş yapmaya karar verirken sonuç bilincini öğrenmesi gerekiyor. Çocuklara ergenlik döneminde öğretilen en önemli konu budur. Bu kişide kendine rol model aldığı anne, baba ve ağabey yok. Rol modelini çevreden alıyor. 'Bak ben kanun dinlemem' diyerek kendinin ne kadar güçlü olduğunu gösterme yoluna gitmiş."