Probiyotikler vücudumuzu nasıl etkiliyor?

Probiyotikler vücudumuzu nasıl etkiliyor? Probiyotikler ve Bedenimizde Görmediğimiz Dostlarımız var. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden Prof. Dr. Sultan Tarlacı anlattı…

Probiyotikler vücudumuzu nasıl etkiliyor?

Bağırsak florasının yokluğunun olumsuz etkilerine karşın besin yoluyla yararlı bakterilerin (probiyotik katkıların) alınması bağırsaktaki normal dengeyi düzeltip sağlığın düzelmesinde rol oynayabilmektedir. Yani bağırsak içi yararlı bakterileri, isteyerek dışarıdaki besinlerden alabilir ve bağırsaktaki dostlarımıza yerler verebiliriz. Faydalı bakterilere probiyotikler denir. Probiyotikler, sindirim sisteminde belli sayılarda bulunan ve temel beslenmenin yanında sağlık açısından çok yararlı olan canlı organizmalardır. Bir başka tanımda ise; Probiyotik, kullananın bağırsak mikrobiyal dengesini düzelterek yararlı bir şekilde etkileyen canlı organizmalardır. Probiyotik kelimesi Yunancada “Pro Biyo” köklerinden gelir ve “Pro Yaşam” anlamına gelir. Son yıllarda birçok değişik tanımla anılmıştır. Her durumda da, insanlar için yararlı bakteriyel bir ürün olarak bulunur.  Bu tanımın dayandığı üç temel ilke; 1. Mikro organizmalar (bakteriler) canlıdır, 2. Bakteriler ağız yoluyla alınır, 3. Mikrobiyal dengeyi etkileyebilmesi için bakterilerin bağırsağa kadar canlı olarak ulaşması gerekir.

Buna göre Probiyotik bakteri, aside (mide asidi), safraya karşı dirençli, zehirsiz ve en önemlisi oksijensiz ortamda yaşayabilen bir tür olmalıdır. Bu ölçütler çerçevesinde bakteri türlerinin sayıları kısıtlanmıştır ve sadece bazı bakteri grupları bu koşulları sağlayabilmiştir. Bunlar; Lactobacillus, Streptococcus ve Bifidobacterium türleri olmasına rağmen bazen diğer maya ve bakteri türleri de kullanılabilir (Bacillus gibi). Bu üç cinside bağırsaklarda ve birçok fermente süt ürününde doğal olarak bulunur.

Probiyotik bakteriler bağırsak duvarına tutunarak, zararlı ve hastalık yapıcı mikropların içeriye girmesini önler. Probiyotikler esas olarak laktik asit bakterileridir. Bunun yanında araştırmalar mayaların da probitotik özelliğe sahip olduğunu göstermiştir. Yoğurt yapımında kullanılan mikroorganizmalar (Lactobacillus bulgaricus ve Streptococcus thermophilus) dışında tüm laktik asit bakterileri bağırsak florası elemanlarıdır.

Probiyotik bakteriler mide asitliğine diğer bakterilere göre daha dayanıklıdır. Bu nedenle besinlerle alındıklarında bağırsaklara ulaşabilirler. Beslenmede bitkisel besinlerin fazla olması, hayvansal besinlerin aksine bağırsaklardaki probiyotik bakterilerin sayısını artırır. Sağlıklı kişilerin bağırsak florasında probiyotik bakterilerin (örneğin Bifidobacterium’ların) sayısı zaman içerisinde sabitleşmekte; ancak günlük yaşamın getirdiği; antibiyotik kullanımı, stres, sinirsel yorgunluk, dengesiz beslenme, fazla alkol alımı, hastalık ve bağırsak ameliyatları gibi sonuçlar, bu bakterilerin azalmasına neden olur. Bunun sonucunda bağırsaklarda diğer bakteriler çoğalır ve sindirimle ilgili belirtiler ortaya çıkar. Probiyotik bakterilerin önemli özelliklerinden biri de, bağırsağın iç çeperine tutunabilme yeteneğine sahip olmalarıdır. Probiyotik bakteriler, bağırsak çeperine tutunarak hastalık yapıcı (patojen mikropların) tutunmasını ve kana sızmasını engellerler.

Probiyotik bakteriler vitaminler yaparlar: K vitamini, folik asit, biotin, B1, B2, B12, Niasin ve pridoksin. Probiyotik bakteriler bağırsak florasında yeterli sayıda bulunduklarında, vitamin ve amino asit sentezledikleri belirtilmiştir. Bu bakterilerin ürettiği vitaminlerin en önemlileri, tiyamin (B1), riboflavin (B2), piridoksin (B6) ve naftokinin (K)’dır. Bir araştırmada, B. bifidum’un bağırsak florasında bulunduğunda, bağırsaklarda B6 vitaminin %400 artığı belirtilmiştir. Buna ek olarak besinleri parçalayan maddeler (enzimler) oluştururlar: laktaz gibi sindirim enzimleri (esas olarak süt ürünlerin sindiriminde), karbonhidrat enzimleri, sindirim ve protein enzimleri, yağ enzimleri gibi.

Probiyotikler ya da iyi huylu canlı bakteri hücreleri üç temel kaynaktan yenmektedir: Fermente süt ürünleriyle, gıdalara ve içeceklere bu bakterilerin canlı hücrelerinin eklenmesiyle (kefir, kımız, yoğurt, meyve suları, çikolata v.b.), probiyotik bakterilerin canlı hücrelerinden hazırlanan ürünler içecek, tablet veya kapsüllerin hazırlanmasıyla tüketime sunulmuşlardır.

Probiyotik Süt Ürünleri

En önemli probiyotik süt ürünü yoğurttur. Bununla birlikte, Lactobacillus acidophilus içeren diğer süt ürünleri olan Acidophilus quarkı, Acidophilus’lu süt, Acidophilus’lu tereyağı, Acidophilus’lu süt tozu da bu grupta yer alan diğer ürünlerdir.

Bağırsak sisteminde bulunan Lactobacillus türlerinden fermente süt ürünlerinde en çok kullanılanları Lactobacillus acidophilus ve Bifidobacterium bifidum’dur. Lactobacillus acidophilus, yoğurt bakterilerinin aksine, insan sindirim sisteminin doğal bir üyesi olup, sindirim sisteminde bulunan yüksek asitlik etkisine ve safra kesesi tuzlarına dayanıklıdır.

Kefir

Kefir, çok eski yıllardan beri özellikle Kafkasya bölgesinde yapılan, süt asidi ve alkol fermantasyonu yardımıyla yapılan köpüklü, koyu kıvamlı (yoğurt kıvamında), hafif ekşimsi bir Türk içeceğidir. Kefir yapımında inek, koyun, keçi, manda sütleri kullanılabilir. Kefir, bağırsak florasını inşa etmek için iyi bir içecektir.

Kefir içerisinde; Torula mayaları, Saccharomyces ailesi, Lactococcus ailesi., Lactobacillus ailesi., Leuconostoc ailesinden mikroorganizmalar bulunur. Bunların faaliyeti sonucu süt asidi, etil alkol ve karbondioksite dönüşür. Kefir tanesi içerisinde bulunan mikroorganizmalardan bazıları süt şekerini parçalayarak süt asidi oluştururlar ve süt pıhtılaşır. Bahsedilen iyi ve dost mikropların bazıları ise karbondioksit ve etil alkol meydana getirirler.

Fermantasyon sonucu kefir adı verilen hafif ekşimsi, köpüklü, alkollü ve yoğurt kıvamında bir süt içeceği ortaya çıkar.

Dost bakteriler olarak adlandırılan, bağırsak sisteminde tutunma özelliği olan probiyotik bakteriler içeren kefirde,  bir kaşık kefirde 70-100 milyon arası probiyotik bakteri bulunmaktadır. Kefirin yoğurttan daha üstün özelliği; sindirim sistemini temiz tutarak konakçı olan diğer faydalı organizmalar için besin sağlamasının yanı sıra sindirim sistemini her tarafında üremesidir (kolonizasyon). Kefirde, yoğurtta bulunmayan faydalı bakterilerden Lactobacillus cancasus, Leuconostoc Acetobacter türleri ve Streptococcus türleri bulunmaktadır.

Kefirin yapısı; vücut için yıkıcı patojen özellikte olan mayaların gelişimini kontrol altına alan ve emiline eden Saccharomyces kefir ile Torula kefir gibi mayaları da içermektedir. Kefir; sindirim sisteminde zararlı bakteri ve mayaların bulunduğu ortamda koruyucu yapı oluşturarak ortamı temizler ve bağırsakların direncini arttırır. Bu nedenle Escherichia coli gibi hastalık yapıcı ve diğer bağırsak parazitlerine karşı daha dirençli bir yapı oluşturur.

Kefirde bulunan bakteri ve mayalar, tam olarak parçalanmamış besinlerin sindirimine etkin bir şekilde yardımcı olarak besin kaybını ve yapabilecekleri alerjiyi önlemektedir. Kefirin; yoğurda nazaran daha ince tanecikli yapıda olması nedeniyle sindirim bozuklukları olanlar için kullanımı kolaylaşmaktadır. Mide ve bağırsaklarda şişkinlik yapmamaktadır. Kefirdeki laktoz oranı fermente işleminden sonra süte nazaran çok azalmaktadır. Laktoza duyarlı kişiler rahatlıkla içebilirler. Ayrıca kefirde bulunan karbondioksit gazı da sindirimi kolaylaştırıcı etki yapmaktadır.



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: