Nasıl korkuyoruz? Korku hakkında her şey…

Nasıl korkuyoruz? Korku anında beynimizde neler oluyor?

Nasıl korkuyoruz? Korku hakkında her şey…

Gecenin bir vakti, dışarısı tamamen karanlık ve evde yalnızsınız. Koltuğa uzanmış vaziyette televizyon izliyorsunuz. Eviniz o kadar sessiz ki; televizyondaki ses dışında evde hiçbir ses yok. Aniden arka odanın kapısı büyük bir gürültüyle çarpıyor. Çok kısa bir süreliğine, anlık olarak, hayatınızın tehlike altında olduğu hissine kapılıyorsunuz ve hayatta kalmaya çalışan her hayvanda olduğu gibi bir “kaç ya da kalıp savaş” ikilemi yaşıyorsunuz. Hemen ardından, kapının kapanmasına neden olan şeyin aslında rüzgar olduğunu anlıyorsunuz. Artık herhangi bir tehlike söz konusu değil, birileri evinize girmeye çalışmıyor.

Üçüncü sınıf bir korku filmini andıran yukarıdaki senaryo, pek çoğumuzun hayatının bir kısmında yaşadığı tecrübelerden birisidir. Peki verdiğimiz bu yoğun tepkiye neden olan ve anlık olarak stres altında hissetmemize neden olan korku; tam olarak nedir? Bu his beynimizde nasıl oluşur ve fizyolojimiz bu hisse nasıl bir tepki verir?

KORKU NEDİR?

Korku, stresli bir uyaran ile başlayıp, kalp atışının ve nefes alış-verişinin hızlanmasına, kasların bir anda enerjiyle yüklenmesine ve nihayetinde de kaç ya da kalıp savaş tepkisinin ortaya çıkmasına neden olan kimyasalların salınımıyla beyinde gerçekleşen bir zincirleme reaksiyondur. Stres tetikleyen bu uyaran; bazen bir örümcek, bazen yer yüzeyinden metrelerce yüksekte bulunmanız, bazen de bir kapının aniden kapanmasıyla ortaya çıkan ses olabilir. Nefes alış-verişleriniz ve kalp atışlarınız hızlanır, kaslarınız gerilir.

Duygular, oldukça karmaşık fenomenlerdir. Ve duyguların bu karmaşıklığı yalnızca aşıklar için değil, bilişi fizyolojiyle birleştiren sinirbilimciler için de öyledir. Bilim insanları, bir zamanlar, duyguları; yalnızca mental aktivitenin ortaya çıkardığı vücut tepkileri şeklinde düşünüyordu. Fakat artık korku, sevinç ve öfke gibi duygusal deneyimlerin ortaya çıkmasında beyin ve vücudun eşit derece sorumlu olduğunu biliyoruz. Ancak tüm bu karmaşaya rağmen, bilim, belirli bir duygu örgüsünü inceleyerek duygulara dair kavrayışımızı geliştiriyor.

Esasında, bütün duygular içerisinde üzerine en çok araştırma yapılan ve kavrayışımızın en iyi düzeyde olduğu duygu, korkudur. Araştırma yürütülebilecek en kolay duygunun korku olmasının nedeni, bu duygunun ortaya çıkardığı fizyolojik tepkinin kolaylıkla ölçülebilir olmasından kaynaklıdır. Ayrıca, evrimsel açıdan ele aldığımızda, vücudumuzun çevremizde algılanan bir tehdide karşı stres tepkisi geliştirmesiyle ilkel bir hayatta kalma mekanizması olan “kaç ya da kalıp savaş” davranışını ortaya çıkaran korkunun, en eski duygularımızdan birisi olduğunu söyleyebiliriz. Evrimsel süreçte, örümcek ya da yılan gibi; soktuğunda acı veren tehlikeli bir şeyden korkmayı öğrenmek, büyük ihtimalle atalarımızın hayatta kalmasına yardımcı olmuştur.

Beynimizdeki normal algı sıralaması şu şekildedir:

•Talamus – duyu organlarından gelen duyusal verinin nereye gönderileceğine karar verir

•Duyusal korteks – duyusal veriyi yorumlar

•Amigdala – duyguları çözer; muhtemel tehditleri belirler, korku hafızalarını depolar

•Hipotalamus – “kaç ya da kalıp savaş” tepkisini oluşturur

BİLİMFİLİ



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: