E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

MOZART HİPERAKTİF MİYDİ?

MOZART HİPERAKTİF MİYDİ?

Sciencedaily - Çeviri: Ayda Çayır/ NP GRUP

Exeter Üniversitesi'nden Matthew Smith günümüzde anlaşıldığı şekliyle hiperaktivitenin her zaman varolduğu inancının temelsiz olduğunu ileri sürerek, bu hatalı düşüncenin hastaları ve doktorları yanlış yönlendirdiğini söylüyor.

Günümüzde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu [DEHB] çocuklarda en yaygın  tanı alan psikiyatrik bozukluklardan sayılıyor. Oysa 1950'lerden önce, klinik ve kültürel açıdan önemli görülmüyordu. 

Ottawa Carleton Üniversitesi'nde düzenlenen Humanities and Social Sciences Kongresi'ndeki sunumunda, Smith hiperaktivite bozukluğunun modern bir kurgu olduğunu ve ilk kez 1957'de bir bozukluk olarak tanımlandığını ileri sürdü. Smith'e göre, bu tarihten önce de hiperaktivite davranışı mevcuttu, fakat buna tedavi gerektiren bir patoloji gözüyle bakılmıyordu.

Günümüzde pek çokları hiperaktivitenin evrensel bir fenomen olduğunu öne sürüyor ve söylemlerine delil olarak da hiperaktiflikleriyle ünlenmiş Mozart veya Einstein gibi tarihsel şahsiyetleri örnek gösteriyorlar. Smith ise günümüzde hiperaktivite olarak tanımlanan fenomenin geçtiğimiz yarım yüzyılda meydana gelen sosyal, kültürel, siyasi ve ekonomik değişiklilerden kaynaklandığını iddia ediyor:

"Çocukların hiperaktif olduğu ve bunun bir problem olduğu fikrine katkıda bulunan, 1960'lerden sonraki tüm sosyal faktörler görmezden geliniyor. 1960'lardan itibaren, bir değişim süreci yaşandı. İnsanlar çocuklarında bir problem olduğunu ve bu problemin ilaçlarla düzeltilmesi gerektiğini düşünmeye başladılar. Sosyal kontekse baktığımızda bunun sebeplerini anlayabiliyoruz. Süper güçler arasındaki uzay yarışları ile birlikte ABD'de eğitim sistemine yeni düzenlemeler getirildi. Çocuklarda dikkatin çelinebilirliği patolojik düzeyde ele alınmaya başlandı."

Smith bunda etkili olan sosyal ve tarihsel faktörlerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söylüyor.