Telefonla aramızdaki biyonik bağ

Akıllı telefonunuza duygusal açıdan bağlanmış olabilirsiniz. Aşk ve bağımlılık duyguları veya ayrılık endişesi baş gösterebilir.

Telefonla aramızdaki biyonik bağ

Akıllı telefonunuza duygusal açıdan bağlanmış olabilirsiniz. Aşk ve bağımlılık duyguları veya ayrılık endişesi baş gösterebilir.

Ya cihaza fiziksel olarak da bağlı olsaydınız? Siz ve iPhone'unuz bir bütün haline gelecek kadar yakın olsaydınız? Gittikçe küçülen ve akıllı hale gelen dünyamızda, insanlarla makinelerin birleşmesi fikri çok da uçuk olmayabilir. Teknoloji nano olunca, insan bedeninin kendisi bir platforma dönüşecek. Tasarımcı Philippe Starck, The New York Times'a, "Ürün biyonik olunca, sonuçta ürün kalmaz" dedi. Starck'ın dediğine göre, dijital çağ "maddesellikten çıkma" sürecini yarattı. Sonunda insanlara mikroçip takılacak ve ürüne dönüşecekler. Beden henüz bu noktaya varmadıysa da, tasarım dünyası buna olabildiğince yaklaşmaya çalışıyor.

BAĞIMLILIKLA İLGİLİ BİLGİ ALIN

Hollandia'nın ürettiği iCon Yatak, hoparlörler, bir amplifikatör ve iki Pad için yerleştirme aygıtı bulunan bir başlığa sahip. Starck'ın tasarladığı, Flos'un çıkardığı D'E-light, Apple cihazlarının takılacağı yuvaya sahip parlak bir masa lambası. Şirketin ürün müdürü Andrew Shabica, lamba gibi sıradan ve "hayatımızın vazgeçilmez unsuru" bir nesneyi alıp iPad veya iPhone ile birleştirmenin mantıklı olduğunu söylüyor. Teknoloji oturduğumuz ve uyuduğumuz yerlere girince, giydiğimiz veya taktığımız şeylere de giriyor. Telefonumuzla gerçekten bütünleşmemizi önleyen şey, diğer insanların onu ne zaman kullandığımızı anlayabilmesi. Keşke gizlice mesaj atabilseydik. The New York Times'ın haberine göre Microsoft araştırmacıları, ceket veya pantolon cebinde saklanan ve mesaj atmak için kullanılabilen bir dokunmatik ekran prototipi geliştirdi. PocketTouch adı verilen bu giyilebilir teknoloji, kumaşa yazılan mesajları anlayabiliyor. Göz temasını sürdürürken, ceketinizin üstüne "Gecikeceğim. Toplantıdayım" diye yazarak aramaları yanıtlayabilirsiniz. Biraz korkutucu mu? Belki. Ama baktığınız kişiyle veya nesneyle ilgili bilgileri, kimseye fark ettirmeden gözünüzün önüne getirebilen bir gözlük kadar değil. Bu yılın sonlarında Google'ın, merceklerin bir tür içi gözüken bilgisayar ekranı işlevi gördüğü, zenginleştirilmiş gerçeklik gözlüklerini satışa çıkarması bekleniyor. Google gözlüklere yerleştirilmiş kameralar sayesinde bilgisayarlarına görüntü aktaracak. Böylece kullanıcıya, bakmakta olduğu belli bir yer veya binayla ilgili bilgiler veya yüz tanıma yazılımı geliştiğinde baktığı kişinin kimliği bildirilecek. Bunlar çıkana kadar mecburen ekranlarımıza katlanacağız. Zaten kendimizi onlara her zamankinden çok kaptırıyoruz. Çoğu kişi, bir veri saldırısıyla baş etmek için işteki çalışma masasına ikinci hatta üçüncü bir bilgisayar ekranı koyuyor. Oregon'dan borsacı Matt Alfrey, bulanık mesajlar, başlıklar ve hisse sembolleri içeren altı ekranı tarayabildiğini söylüyor. Diğer borsacılarla yan yana olsa da kendini yalnız hisseden Alfrey, "Bir duvarın ardında oturuyorsunuz" diyor. Karşı tarafta, kendi ekran duvarının önünde duran iş arkadaşı, onunla aynı mahallede oturuyor. Alfrey, "Onu mahallede görme olasılığımın daha fazla olduğunu söyleyip şakalaşıyorum" diyor. Çoklu ekranda birden fazla iş yapanlar için tek ekran fazlasıyla yavaş. Utah Üniversitesi'nden İletişim Profesörü James A. Anderson, üç ekran kullanıyor. Anderson, "Yeni sayfa açıp kapamak zorunda kalmıyorsunuz. Her şeyi tek bakışta görüyorsunuz" diyor. Hayat oldukça yakın zamanda bu hale gelebilir. THE NEW YORK TIMES