Var olmak ya da varsayılmak

Her durumda yakalanıyorsunuz.

Var olmak ya da varsayılmak

Kurtuluş yok kapitalizmin tüketim kıskacından. Sistemin acımasız rekabetçi karakteri insanın ihmal ve hatta unutuluşunu da birlikte getirdi.
İnsan yok, müşteri var,  Tüketici demek daha doğru aslında.
Sistemin iki temel işleticisi var o halde. Üretici ve tüketici.  Merkezde ise sistemin temel değeri haline gelmiş olan para.
Para. Kendi başına hiçbir özelliği ve de anlamı olmayan, ama simgesel alanda bütün bir dünyaya, insanlığa yön veren, bütün ilişkileri belirleyip biçimlendiren en temel değer. Dünyadaki bütün güç ilişkileri, iktidar mücadelesi de bu temel değerin simgesel alanında biçimlenmekte. Bu simgesel alanda köşeyi kapanlar da kaptıkları köşenin konumuna ve kapladıkları yerin genişliğine göre değer kazanırlar.
Ne yazık! İnsanlık kendisini, kendi eliyle gerçekte hiçbir insanal anlamı olmayan temsili bir güç ve de değer alanına nasıl da hapsetti.
İnsanlık bunu kendisine nasıl yaptı anlamak mümkün değil.
Ne kadar satın alırsan o kadar değerlisin. Ne kadar tüketirsen o kadar varsın.
Ne olursan ol, kim olursan ol tüket!
Ne tuhaf!
Tükettikçe var olmak. Tüketimden varlık ummak.
Ünlü filozofun o sözünü de değiştirmek ve yeni duruma uyarlamak gerekir o halde.
‘Tüketiyorum, o halde varım’.
Olmadı.
‘Tüketiyorum, o halde varsayılıyorum’.
İşin özü bu aslında. Gerçekte var olmak değil, sadece varsayılmak.
İşte günümüzün gerçeği! Fazla da düşünmeye gerek yok, hatta düşünmeye hiç gerek yok. Çelişkiye düşeriz zaten düşünmeye kalkıştığımızda. Tüketimden neden bu denli medet umduğumuzu da düşünme gafletine düşeriz o esnada.  Bu da birilerinin işine hiç, ama hiç gelmez. Kazanmak zorundalar çünkü. Birilerinin kazanması için birilerinin tüketmesi lazım.
Ve birilerinin çoğalması için birilerinin tükenmesi lazım.
Bunun için strateji de hazır. Ya cahil kitleler oluşturarak  insanı kitle içerisinde pasifleştirmek ya da bireyleştirerek kendi yalnızlığına hapsederek güçten yoksun bırakmak.
Simgesel değer sistemindeki güç sahiplerinin çağımızın insanını kendi güç alanlarına hapsetmek için geliştirdikleri en tehditkar iki virüs.
Yalnızlaştır ve etkile ya da kitleleştir ve manipüle et.
İnsanı insan karakterinden soyutlayarak çağın yükselen değeri olan tüketici konumuna taşıyan temel stratejinin işletici virüsleri.
Yalnızlaştırmak ya da kitleleştirmek.
Varlığı farazileştirerek gerçeklikten silip atmak.



Etiketler: nazife güngör


Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı:

BİLGİ PARKI
NPİSTANBUL Bilgi Parkı
ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ TV
VİDEOLAR
  • Uyuşturucu ile mücadelede alınan önlemler neler?
    07 Aralık 2018, 10:00
  • Alzheimer hastalığında kimler risk altında?
    06 Aralık 2018, 14:09
  • Bilinç nedir? Karanlığın beş atlısı nelerdir?
    04 Aralık 2018, 13:00
  • Neden duygularımız var?
    04 Aralık 2018, 09:53