TAKILDIM KALDIM BU AŞKA

TAKILDIM KALDIM BU AŞKA

TAKILDIM KALDIM BU AŞKA

Parmağımı bile oynatamıyorum... Gözlerim, sanırım masayı, televizyonu, duvardaki yağlıboya tabloyu seçebiliyor. Bu şekilde kaç saattir duruyorum bilmiyorum... Şu anda anımsadığım tek şey, o telefon konuşmasının ardından, yine sevilmediğimin yüzüme vurulması. Sanırım, ağlama krizlerinden biriydi, acaba uyudum mu, yoksa onun yanına gidip döndüm mü.... Ben zaten onun yanındayım her zaman... Bir daha onu aramayacağım, özlüyorum, ama bu son!"

Ve duramaz yine arar, hatta bir hediyeyle onun yanına gider, çünkü bundan kurtulamamıştır, zihnindeki aşk düşüncesinden ve "O" saplantısından. Kızgınlıklara, kötü sözlere, reddedilmeye karşın yine arar, yine gider, yine onun güzelliklerini düşünür... Çünkü o kendince âşıktır... Çabalar durur, çünkü bilinç altında bu kötü muameleyi haketmiştir, çünkü onun aşkı böyle bir aşktır, o sevince böyle sever, takıntılı...

Jack Nicholson 'a en iyi erkek oyuncu, Helen Hunt 'a ise en iyi kadın oyuncu Oscar'ını kazandıran Benden Bu Kadar 'da, ( As good as it gets ), Nicolson'un canlandırdığı yazar Melvin Udall karakteri ile anımsayabiliriz "takıntı" yı. Kapıyı 5 kez kilitleyen, ellerini sürekli yıkayan ve her yıkayışında bir sabun kullanıp atan, yoldaki parke taşlarının aralarındaki çizgilere basmadan yürümeye çalışan, ancak âşık olduktan sonra bu takıntılarını unutan Melvin...

Takıntı, aşkta kendini gösterdiği zaman ise yapamayacağı, yaptıramayacağı şey yok gibi görünüyor. Aşkı uğruna dağları delmek, onun öldüğünü zannedip zehir içerek intihar etmek.. Siz örnekleri arttırabilirsiniz.

NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi psikiyatristlerinden Uzm. Dr. Oğuz Tan 'ın takıntılı aşka dair verdiği örnek ise "bu da olurmuş" dedirtecek kadar şaşırtıcı. Melvin'inkinden farklı olsa da, "bütün gerçekleri hissederek yaşamak mı, yoksa psikiyatrinin yardımına başvurmak mı?" sorusunu da akla getiren bir öykü...

28 yaşında bir kadın, bankacı, zeki, güzel, bakımlı, kısacası dört dörtlük bir hanım ( Sibel diyelim), üniversitede dört yıl aynı sınıfta okuduğu ama hiçbir şey hissetmediği bir erkek (bu da Metin olsun)... Okulun biteceği yıl çeşitli faaliyetler nedeniyle sık sık paylaştıkları ortamlar Sibel'in aşkının tohumlarının atıldığı yerler olarak tarihe geçti ve Sibel, Metin'in yanından ayrılmaz oldu. Söylemese de, aşkını hediyelerle taçlandırdı. Metin'e yakın olan bütün kadınlar onun düşmanıydı. Telefonlarla da Metin'e nefes aldırmadı ve birgün Metin, Sibel'in ağzından dökülen sözcüklerle, bir aşkın itirafına tanık oldu, ancak "hayır" dedi. Arkadaşlıkları yine de devam etti. Derken okul bitti, Metin İngiltere'ye master yapmaya gitti. Sibel İstanbul'da bir iş buldu kendisine, bir de Metinsizliği hissettirecek araç: Metin'in evli ablası. Bu kez Metin'in ablası Metin gibi ilgi görmeye başladı. Metin'in bir başkasıyla nişanlanması ise durumu tamamen değiştirdi. Sibel, Metin'in ablasını "aralarını açmakla" suçlarken, Metin'in nişanlısını arayıp "Aramızdan çekil, biz birbirimizi seviyoruz" dedi. Bunun üzerine çılgına dönen Metin ise Sibel'e hakaretler yağdırdı. Sibel'in dayanılmaz acıları ve psikiyatrik tedavi günleri işe o zaman başladı. İlaçlar ve psikoterapi sayesinde Sibel gerçeği kabullendi, hatta yaşamdan zevk almaya, başka erkeklere ilgi duymaya dahi başladı. Ancak, hala ara sıra Metin'e sessiz telefonlar ediyor, duyduğu hakaretlere karşın. Fakat giderek Metin'e olan ilgisi azalıyor.

Henüz aşkı tatmayan insan sayısı sınırlıdır sanırım, tadanlar arasında ise hasta olduğu ya da olmadığı düşünceleri arasında gidip gelenler de az değildir. Bunun yanıtını almak için, takıntı ve şimdilik tedavisi bulunamayan aşk ile ilgili sorularımızı Nöropsikiyatri İstanbul Hastanesi doktorlarından Dr. Oğuz Tan'a yönelttik:

- Takıntı nedir?

"Takıntı insanın zihninden atamadığı düşünce ve hayallerdir. Psikiyatride takıntı deyince akla daha çok 'obsesyon' gelir. Kişinin aklına takılan tek bir konu vardır ve hayatını o konu yönetir."

- En sık görülen takıntı türleri hangileridir?

"Temizlik takıntılarıdır. Hayatlarındaki temel düşünce temizlik olan bu insanlar, herşeyi temizlik-pislik çerçevesinde görürler, sürekli pislikten kaçarlar, ellerini-evlerini-eşyalarını-bedenlerini-yiyip içtiklerini yıkayıp dururlar. Kiminde 'kontrol' takıntıları vardır: Kapıyı kilitledim mi, muslukları kapattım mı, ışığı söndürdüm mü, ütüyü prizden çektim mi? Dönüp dönüp yaptıkları işi kontrol ederler. Simetri ve düzen takıntıları da meşhurdur. Her şey yerli yerinde olacak, pantolonun ütü çizgisi jilet gibi olacak, paraların Atatürk resimleri üst üste gelecek, yürürken çizgilere basılmayacak? Kimi ise herşeyi sayar: Aritmetik takıntıları. Plaka numaralarını, doğum tarihlerini toplar, çarpar, böler, çift sayı çıkarsa gün iyi geçecektir, tek sayı çıkarsa başına kötü birşey gelecektir vs..."

- İlişkilerde "takıntı hali" nasıl yaşanır?

"Hepimiz âşık olmuş, acı çekmişizdir. Hepimizin sürekli âşık olduğumuz kişiyi düşündüğümüz zamanlar olmuştur. Ancak bazı insanlar için sevdikleri kişi öylesine saplantı haline gelir ki, aşk 'platonik' seviyeyi aşmadığı halde gece gündüz ağlarlar veya sevdikleri kişiyle beraberdirler, ama gerektiğinde ayrılmayı başaramazlar. Çoğumuz aşk acımız ne kadar büyük olursa olsun, bir müddet sonra gerçeği kabullenip eski hayatımıza geri döneriz. Hatta biraz daha olgunlaşmış ve güçlenmiş olarak hayata yeniden başlarız. Ancak takıntılı âşık, bunu bir türlü başaramaz. Aslında takıntılı aşk kişinin aşkının büyüklüğünden değil, kendi kişilik özelliklerinden kaynaklanır."

- Ne tür kişiliklerdir bunlar?

"İki türlü kişilik patolojisi olanlar takıntılı aşk yaşarlar: 'Borderline kişilik bozukluğu' , bunlar terk edilmemek için çılgınca şeyler yaparlar. Borderline'lar istikrarsız, dengesiz, ruh durumları sürekli değişen, kah gökte kah yerde gezen kişilerdir. Çılgınca âşık oldukları kişiyi aldatabilirler de, sonra aldattıkları kişi için hayatlarına son vermeye kalkabilirler. Duyguları nasıl inanılmaz değişiklikler gösteriyorsa inançları, fikirleri, siyasi görüşleri de hayatları boyunca sık sık büyük değişiklikler gösterebilir. En çok çevre değiştiren insanlar bunlardır. Sık sık iş de değiştirebilirler. Kendi cinslerinden insanlarla da ilişkileri tutarlı değildir, sizi bir gün yerin dibine sokarlar, bir gün göklere çıkarırlar. Aşkları nefrete, nefretleri aşka dönüşebilir. İntihar girişimleri, ölümle sonuçlanan intiharlar, kendini kesme, ölümüne hızlı araba kullanma, tehlikeli seks yapma gibi davranışlar borderline'larda görülebilir. Korkunç öfke patlamaları gösterebilirler. Bazen akıl hastası olduklarından bile şüphelenebilirsiniz. İçlerinde sürekli bir boşluk duygusu vardır, çok mutlu göründüklerinde bile aslında pek huzurlu değillerdir. İçki ve uyuşturucuya yatkındırlar. Duyguları son derece fırtınalı olduğu için size çılgınca âşık olup muazzam bir aşk yaşatırlar. Ancak kişilik özellikleri mutlu bir ilişkiyi sürdürmeye izin vermediği için, bir süre sonra borderline sevgilinizden ayrılmak kaçınılmazdır. İşte bu da ayrı, büyük bir problemdir. Borderline terk edilmemek için yalvarmaktan tutun rezalet çıkarmaya, cinayetten tutun intihara kadar varan inanılmaz şeyler yapabilir. Bağımlı kişilik bozukluğu olanlar ise hayatlarında sürekli başkalarına muhtaç olan kişilerdir. Bu yüzden ayrılığa dayanamazlar. Hatta ayrılık kaçınılmazsa, önce birini bulup sonra ayrılırlar. Daima başkasının sevgisine, şefkatine, bakımına muhtaçtırlar. Kendi kararlarını kendileri veremezler. Hep boyun eğerler. Öyle efelenip kendi fikirlerini dayatma huyları yoktur. Sorumluluk alamazlar veya ancak başkalarının desteğiyle sorumluluk altına girebilirler. Destek veya onaylarını keybetme korkusuyla, fikirlerine katılmasalar bile insanlara 'hayır' diyemezler."

 

Şule KÖKTÜRK

 

KAYNAK: //www.cumhuriyet.com.tr

Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Teselli edici sözler kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Önce kişilere üzülme, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir.
  • Motivasyonunuzu kaybettiğiniz anda hayatınızda bazı değişikliklere ihtiyacınız olabilir. İşte öneriler...
  • Kişinin hayatta en çok endişe duyduğu şeylerin başında sevdiklerinin başına kötü bir şeyin gelmesidir. Bu dönem eğer doğru biçimde geçirilmezse kişiy
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aşk su gibidir fazla kaynarsa buharlaşır diyor ve ekliyor: Aşkın formülü H20'dur. Pozitif iletişim kurulamazsa aşk buhar olu
  • Sevdiğini hastalık derecesinde kıskananlar, çevresine kötü koku yaydığına inandığı için suçluluk duyanlar, doktor muayenesine genelde kendi kafasında
  • Çocukluk çağında olduğu gibi erişkin yaşamda da DEHB tedavisinde ilaç kullanımı genellikle etkili ve hızlı cevap oluşturur.
  • Randevu Al