Sosyal medyada yeni insan modeli

Bebeklerin anne ya da baba demek yerine önce “tıkla” demeyi öğrendiği günümüzde bireyler, bedenleri olmadan da gezebiliyor. Onlara bu imkanı ise sosyal medya sağlıyor.

Sosyal medyada yeni insan modeli
Paylaş:

Bebeklerin anne ya da baba demek yerine önce “tıkla” demeyi öğrendiği günümüzde bireyler, bedenleri olmadan da gezebiliyor. Onlara bu imkanı ise sosyal medya sağlıyor.

Günden güne çeşitlenen platformlar kişiyi yüz yüze iletişim ve sosyalleşmeden koparırken, sanal âleme bambaşka kimliklerle giren kişiler sevgi açlıklarını gidermeye çalışıyor. Yani sosyal medya her geçen gün ağını daha da genişletiyor. Daha çok kimler bu ağa düşüyor, hangi nedenler onları bu alana sürüklüyor? sosyal_medyaArtık dışarıdan eve gelen çocuklar annesine o gün neler yaptıklarını, neye sevinip neye üzüldüklerini anlatmak yerine hemen bilgisayarın başına oturuyor, sanal arkadaşlarıyla sohbet ediyor. Erkek ya da kız olsun gençler, yaşadığı bir takım sorunlarını her derde çare olan büyükleri, ağabey ya da ablalarıyla değil de internetteki edindikleri sanal dostlarıyla paylaşıyor. Sadece çocuk ve gençler mi? Değil tabii. Birbirinin ilgisizliğinden şikâyetçi olan eşler de sanal âleme bambaşka kimliklerle girerek sevgi açlıklarını bu kanallardan gidermeye çalışıyor. Kişinin kendi kimliğini kendi keyfince kurduğu sanal âlemin sağladığı özgür alan ve “chat köşe ve sayfa modası ” insanların asıl dünyada arkadaşlarıyla, aile bireyleriyle ve dostlarıyla yaptıkları sahici muhabbetleri ve duygu alış verişini ortadan kaldırıyor. Özellikle genç kuşak hiç konuşmadan, sesini duymadan, yüzünü görmeden, duygularını bilmeden karşılarındakiyle sürekli yazışabiliyor. Sosyal medyanın toplumun önemli bir kesimini etkisi altına aldığı günümüzde kişilerin sanal dünyada bu denli zaman geçirmeleri doğru mu? Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi, Etiler Polikliniği Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Habib Erensoy teknoloji bağımlılığının resmen psikiyatrik tanı kriterlerinde yerini aldığını ve bir psikiyatrik bozukluk olarak tedavi gereksinimini ortaya koyduğunu ifade ediyor. Bilgisayar, cep telefonu, internet başta olmak üzere teknolojiyle fazlaca haşır neşir olanların günümüzde hemen her toplumda göründüğünü ve bunların bağımlı diye nitelendirildiğini ifade eden Erensoy, şirketlerin teknoloji bağımlılığını daha da artıracak icatlara devam ettiklerine dikkat çekiyor. Sosyal Medyanın nasıl ve neden bağımlılık yaptığını ise Yrd. Doç. Dr. Erensoy şu cümlelerle açıklıyor.

Sosyal Medya nasıl, neden bağımlılık yapıyor?

Aşırı –Farkındalık: Akıllı telefonlar, mobil cihazlarla anlık haberleşme sayesinde tüm dünyaya 7/24 bağlı yaşıyoruz. Her şeyden anında haberimiz oluyor. Bu durum belli bir süre sonra ihtiyaç haline geliyor ve bilgi alınamadığı zaman ciddi sıkıntı yaratabiliyor ve yoksunluk belirtisi olabiliyor. Sosyalleşme: İnsanlar Facebook, Twitter, msn, Foursquare, e-mail, SMS, anlık mesajlaşmalar ya da online oyunlarla kendilerine benzer kişilerle bağlantı kurmaktan, paylaşımda olmaktan hoşlanıyorlar.  Kişilik Patolojisi ve Sosyal paylaşım siteleri: Başarılı olmaya ve gösteri yapmaya önem veren kişiler için teknolojik cihazlar verimlilik, aynı anda çok şeyi yapabilmek, zaman kazanmak ve sonuçta hem nicelik hem nitelik açısından yükselmeyi sağlayan araçlar demek oluyor. Kazanılan her başarı daha çok bağımlılık yaratıyor. Sanal dünyanın gerçek dünyanın yerini aldığı günümüzde sanal ortamlar, kişileri değiştirerek bambaşka bir kimliğe büründürebilirken, kullanıcıya; geniş bir ortamda etkileşim, onaylayıcı, sürükleyici, arzu edilen her yere girip çıkma, interaktif iletişim gibi daha birçok imkânı günün 24 saati sunuyor. İnternet kişiyi günden güne daha da sanallaştırıyor, yalnızlaştırıyor.” İnternet teknolojisinin insanlar arasındaki zaman ve mekân farklılıklarını azalttığını, insanlar arasındaki ilişkilerin çeşitliliğini ve birbirleriyle iletişim kuran insanların sayısını artırdığını vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Habib Erensoy, sosyal paylaşım sitelerinde kişilerin kendilerini daha iyi ifade ettikleri, kişisel ve kişiler arası becerilerini daha iyi ortaya çıkardıklarını düşünüldüğünü ifade ediyor. Bu tip ağlara üye olan bireylerin, toplum içinde sağlayamadıkları özgüven ve benlik, düşünceleriyle ilgili eksikliklerini sosyal ağların kendilerine sağladığı imkânlarla gidermeye çalıştıklarına dikkat çeken Erensoy, sosyal paylaşım ağlarıyla kişilik ve kişilik bozuklukları arasında doğrudan bir ilişki olmasının beklendiğini dile getiriyor. Erensoy, bir araştırma sonucunu paylaşıyor.

Hangi tip kişiler daha çok sosyal medya kullanıyor

“Oxford üniversitesinde yapılan bir araştırmada sosyal paylaşım siteleriyle iç içe olan insanların, küçük bir çocuğun “Anne bak, bunu yaptım” demesi gibi etrafındakilerin ilgisini çekmeye çalıştıklarını ve kişilik sorunu yaşadıklarını vurguluyor.  Narsistik kişilik bozukluğu(beğenilmeyi hak ettiğini düşünen vb), Kaçıngan kişilik bozukluğu(insanlarla yüz yüze iletişim kurmaktan kaçan tipler), Histiryonik kişilik bozukluğu (aşırı gösteri ve sevilme ihtiyacı olan kişiler) bu kişilerde daha fazla görülebilir. Borderline Kişilik Bozukluğu gösteren bireylerin uygun olmayan sosyal ağlara karşı bir bağlılık yaşadıkları ve bu sayede kendilerine destek arama davranışı içinde oldukları sonucuna varılmıştır.” İnsanların gözlerinizin içine bakıp söyleyemediklerini çok rahat biçimde söyleyebildikleri ortam sanal dünya; suiistimal, ihmal ve istismarlara da zemin hazırlarken Erensoy, günlük hayatın stresinden kaçmak için de sosyal medyanın sunduğu olanakların katlanarak arttığına dikkat çekiyor.

Beyin sağlığı etkileniyor

Online hayatta eğlenmek ve zaman geçirmenin her geçen gün daha cazip hale geldiğini belirten, örnek olarak da Facebook, twitter ve benzeri sosyal paylaşım siteleri, online alışveriş siteleri, online oyun ve kumar ve chat sitelerini veren Erensoy, bunların doğru kullanılmaması halinde insan ilişkilerine ve üretkenliğe olumsuz etki yaptığını hatırlatıyor. Özellikle de bilgisayar oyunlarıyla artan ”internet” arkadaşlığının beyin sağlığını olumsuz yönde etkilediğini vurguluyor. Dr. Erensoy, sosyal paylaşım sitelerinde fazla zaman geçirmek dikkatin kısa sürede dağılmasına, sürekli memnuniyetsizliğe ve sözlü iletişim kurmada sıkıntılara neden olduğunu belirtirken sosyal medya kullanıcılarının zamanla takip edilen ve özenilen bir insan olma ihtiyacını hisseder hale geldiğinin de altını çiziyor. Şaban Özdemir (NPGRUP)