ŞİDDETİN REFERANSI AİLE

ŞİDDETİN REFERANSI AİLE

ŞİDDETİN REFERANSI AİLE Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Birimi Psikolog Orhan Gümüşel, çocukların diğer bütün öğretiler gibi şiddetle ilgili öğretilerinde ilk referanslarını aileden aldıklarını söyledi.

Şiddetin insanın doğal dürtülerinden biri olduğunu belirten Gümüşel,'Doğru kullanıldığında hedefe yönelten itici güç, doğru kullanılamadığında ise pimi çekilmiş bir el bombasına benzer' dedi. Gümüşel, çocuğun şiddete yönelmesinde anne-baba davranışlarının etkileri konusundaki sorularımızı cevapladı:

Aile içindeki davranışlar çocukları etkiler mi?

Evet. Çünkü çocuklarda gördüklerini ve yaşadıklarını daha kolay daha iyi ve daha kalıcı öğrenme eğilimi vardır.

Şiddet dendiğinde anne babaların aklına vurmak, dövmek geliyor.

Şiddet sadece vurmakla dövmekle ilişkilendirilemez. Değersizlik duygusunu hissedeceği kadar baskılama ve insiyatif kısıtlamaları, süreklilik kazanmış azarlama ve en ufak hatada duygusal dahi olsa cezalandırmaya gitme, yine süreklilik kazanmış cezalandırma ve aşağılamayı şiddet yaşantılarına örnek olarak gösterebiliriz.

Gençlere nasıl yaklaşmak gerekiyor?

Gençlerin değişimini ve büyüme arzularına uzak durmak ya da anlayamamak gencin bunları bir şekilde ifade etmesini getirecektir. Hele bir de değişime ayak uydurmaya direnmek ve bunu otorite ile sınırlama çabası gencin kendisini anlatma çabasını davranış dili ile hem de size rağmen çoğaltacaktır. Bu davranışlarda genelde kendisini ispat çabası ile engellemeye çalıştığınız şeyi yapabileceğini ve zarar görmeyeceğini ispat etme çabası olacaktır.

Çocuğumu korumak bazı tehlikelerden korumak istiyorsam...

Korumak adına boğmayın. Kuşkusuz hiçbir anne-baba çocuğunun zarar görmesini ve üzülmesini istemez. Bunun için çaba harcarlar ve korumaya çalışırlar ancak farkında olmadan bu korumanın dozunu kaçırırlarsa çocuklarının değişim ve gelişim sürecini de kendi elleriyle engellemiş olurlar.

Nasıl?

Anne-babalar çocukları zorlandığında önlerindeki engeli göstermek ve nasıl aşabileceği ile ilgili yönlendirmek yerine engeli ortadan kaldırırlarsa çocuklarının zorluklarla baş edebilme ve problem çözme becerilerinin sınırlı ve yetersiz kalmasına zemin hazırlamış olurlar.

İnisiyatifi bırakmak mı gerekiyor?

Güven duyun ve inisiyatif bırakabilin. Ailesi tarafından güven duyulduğunu bilmek hem gencin sorumlu davranış geliştirmesinde en önemli unsurlardan olan süper egonun gelişmesine hem de kendine olan güveni artırmak ya da test etmek adına risk eğiliminde olmasını engelleyecektir.

Ama aileler doğru bildiklerini kabul ettirmek istiyor.

Bu zaten farklılaşmadan kaynaklanan çatışmayı kangren haline getirmekten başka işe yaramaz. Doğru olan kimin ya da neyin doğru olduğunu tartışmak değil 'Neyin uygun olduğu bağlamında konsessüs oluşturmaya çaba göstermektir. Aksi takdirde karşımızdaki fikrinin ya da görüşünün değil kişiliğinin sorgulandığını düşünerek savunmaya ve sürekli karşı hipotez oluşturmaya geçer.

Yani sen ben dalaşına izin verilmemeli.

Evet. Böyle bir iletişim tarzı hem sıkıcı hem gerginliğe açık hem de uzadıkça incitici olabilir. Çünkü sürekli olarak karşıdakini savunmaya zorlayacaktır. İletişimin yönünde karşılıklı anlaşma değil birinin kaybedeceği bir güç savaşına dökülecektir. Unutulmamalıdır ki çocuklar ve gençler egolarını son derece katı savunurlar.

Gençler nelere tepki gösterir

  • Gençlerin en büyük çatışması bu dönemde kimlik çatışmasıdır.

  • Öğüt almayı sevmez.

  • Sürekli neyi yapması ya da yapmaması gerektiği söylemlerine şiddetle karşı çıkar.

  • Sürekli kontrol edilmek hoşuna gitmez.

  • Özgür olmak istediğini her fırsatta dile getirir.

    Ailelere 7 altın öğüt

  • Çocuğunuzun fırtınalı hayatının en az zararla geçmesi için diyalog kurun

  • Eleştiri nasihat gibi yöntemler geri teper. Baskı, tehdit, korkutma ve sindirme gibi yöntemler isyana, yalana, evden kaçmaya neden olur

  • Emir vermek yerine fikir verin. Nasihat etmek yerine aktif dinleyici olun

  • Çocuğunuzun sevinç ve üzüntülerinden haberdar olun

  • Esnek, sabırlı ve sevgi dolu büyükler bu dönemde gençler için en büyük rehberlerdir

  • Anne- baba pusulasız gence pusula olmayı başarabilmelidir

  • Sevgi dolu bakış, güler yüz, tatlı birkaç söz gencin en büyük gereksinimidir.




    Okulda saldırının temel özellikleri

    Okullarda Suç ve Şiddeti Önleme Kılavuzu, okullarda işlenen suçların ve gösterilen şiddetin temel özelliklerini ayrıntılarıyla sıralıyor

    Kültegin Ögel, Itır Tarı ve Ceyda Yılmazçetin Ege'nin hazırladığı Okullarda Suç ve Şiddeti Önleme Kılavuzu'nda okullarda suç ve şiddetin temel özellikleri şöyle sıralanıyor:

  • Okullarda görülen şiddet davranışları genellikle ani ve dürtüsel.

  • Birçok saldırgan, saldırıyı gerçekleştirmeden önce tehditler savurabilir. Okula birilerinin silah veya kesici alet getireceği ile ilgili söylentiler dolaşabilir ancak belli birine yönelik spesifik bir tehdit yoktur.

  • Okullardaki şiddet davranışı ile meşgul olan öğrencilerin belirli bir profilleri yok. Örneğin birkaç hafta önce notlarını ve davranışlarını geliştirmesi için konuştuğunuz bir çocuk, birkaç hafta sonra okulda saldırı gerçekleştirebilir.

  • Birçok saldırgan, saldırı olayı gerçekleşmeden önce, kaygıya neden olan veya yardım gibi bir ihtiyaca neden olan bazı davranışlarla meşgul olurlar. Gerçekte, bu çocuklar görünmez değillerdir. En az bir kişinin veya biri yetişkin olmak üzere 3- 4 kişinin kaygılanmasına yol açmışlardır.

  • Saldırganların çoğunun önemli kayıplarla veya kişisel başarısızlıklarla başa çıkmakta zorlukları olduğu bilinir. Bir çoğu intiharı düşünmüş veya denemişlerdir. Bu çocuklar bazı öğretmenlerine veya arkadaşlarına intihar ve ölüm ile ilgili yazdıkları bazı şiirleri okutabilirler.

  • Saldırıdan önce birçok saldırgan diğerleri tarafından kendisiyle dalga geçildiğini, baskı yapıldığını veya yaralandığını düşünür.

  • Saldırıdan önce çoğu saldırgan silah kullanmış veya eline silah geçmiştir.




    Araştırmalarla şiddetin profili

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve UNICEF'in düzenlediği '1. Şiddet ve Okul: Okul ve Çevresinde Çocuğa Yönelik Şiddet ve Alınabilecek Tedbirler' sempozyumunda akademisyenler sunumlarıyla şiddetin profilini şöyle çıkardı:

  • Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Eda Kargı: 'Ailelerin ve Çocukların Davranışlarında Şiddet' araştırması 17 ilde, 7-9 yaşları arasında 1747 öğrenciyle yapıldı. Çocuğa şiddet uygulayan bölgelerde yüzde 42.2 ile Güneydoğu Anadolu ilk sırada. Onu yüzde 26.7'yle Karadeniz, yüzde 24.4'le Marmara Bölgesi izliyor.

  • Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Metin Pişkin: Akran zorbalığıyla ilgili araştırma 1154 ilköğretim okulu öğrencisiyle yapıldı. Öğrencilerin yüzde 35'i kendini kurban, yani 'kendilerinden daha güçlü öğrencilerin zorbaca söz ve eylemlerine haftada en az bir kere uğrayanlar' olarak tanımlıyor. Fiziksel zorbalığa uğrama oranının en fazla olduğu yer yüzde 58.2 ile sınıf, yüzde 41.7 ile de okul alanı ve bahçe. Öğrencilerin yüzde 52'si sınıf arkadaşı tarafından zorbalığa uğruyor.

  • Milli Eğitim Bakanlığı müfettişi Münevver Mertoğlu: '1997-2005 arasında İstanbul'da öğretmenlerin öğrencilere uyguladığı şiddetle ilgili araştırmaya göre, sekiz yılda 135 öğretmen şiddet uyguladığı için ceza aldı. İstanbul'da kadın öğretmen sayısı erkek öğretmenlerden fazla olmasına karşın şiddet uyguladığı için ceza alan öğretmenlerin yüzde 67'si erkek. Yüzde 63.6 oranla erkek öğrenciler kız öğrencilere göre daha fazla şiddete maruz kalıyor.

    Sibel Kahraman

    //www.aksam.com.tr 

Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Motivasyonunuzu kaybettiğiniz anda hayatınızda bazı değişikliklere ihtiyacınız olabilir. İşte öneriler...
  • Kişinin hayatta en çok endişe duyduğu şeylerin başında sevdiklerinin başına kötü bir şeyin gelmesidir. Bu dönem eğer doğru biçimde geçirilmezse kişiy
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aşk su gibidir fazla kaynarsa buharlaşır diyor ve ekliyor: Aşkın formülü H20'dur. Pozitif iletişim kurulamazsa aşk buhar olu
  • Sevdiğini hastalık derecesinde kıskananlar, çevresine kötü koku yaydığına inandığı için suçluluk duyanlar, doktor muayenesine genelde kendi kafasında
  • Çocukluk çağında olduğu gibi erişkin yaşamda da DEHB tedavisinde ilaç kullanımı genellikle etkili ve hızlı cevap oluşturur.
  • Teselli edici sözler kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Önce kişilere üzülme, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir.
  • Randevu Al