Ön yargıları kırmak için hazırlandı

Sosyal Duvarları Yıkalım" projesi kapsamında, devlet korumasında yetişen çocuk ve gençlerin toplumdaki olumsuz algısını değiştirmek için 'doğru sözlük' hazırlandı.

Ön yargıları kırmak için hazırlandı

"Sosyal Duvarları Yıkalım" projesinin koordinatörü Rahmiye Bozkurt, senarist ve basın mensuplarının farkında olmadan devlet korumasında yetişen çocuk ve gençleri damgalayabildiğini belirterek, 'doğru sözlük' ile onlara sorunun çözümünde rol almayı teklif ediyoruz. Medyanın dili dönüştüğünde bizimki de değişecek, toplum algısı büsbütün değişecek" dedi.

Hayat Sende Gençlik Akademisi Derneği tarafından yürütülen ve beş sivil toplum kuruluşunun girişimiyle başlatılan "Sosyal Duvarları Yıkalım" projesi kapsamında, devlet korumasında yetişen çocuk ve gençlerin toplumdaki olumsuz algısını değiştirmek için 'doğru sözlük' hazırlandı. Doğru sözlükle, medyada zaman içinde ortak bir iletişim dili oluşturulması, devlet korumasındaki çocuk ve gençlere yönelik ön yargı ve etiketlemelerin önüne geçilmesi hedefleniyor. "Sosyal Duvarları Yıkalım" projesinin koordinatörü Sosyal Hizmet Uzmanı Rahmiye Bozkurt, projeyle, toplum ve medya nezdindeki olumsuz algıyı, söylemi değiştirmek ve uzun vadede kolektif bilinçte etkili bir dönüşümü hayata geçirmeyi amaçladıklarını belirtti.

"EN ÖNEMLİ ENGEL ÖN YARGILAR VE ETİKETLEMELER"

Sosyal Duvarları Yıkalım projesini, medya çalışanlarıyla birlikte zaman içinde ortak bir iletişim dili oluşturmak, medyada ister istemez oluşturulan ön yargılar ve etiketlemeler nedeniyle örülmüş sosyal duvarları birlikte yıkmak için tasarladıklarını ifade eden Bozkurt, devlet korumasında yetişen gençlerin topluma katılımının önündeki en önemli engelin ön yargı ve etiketlemeler olduğunu söyledi. Devlet korumasında 15 bin çocuk bulunduğunu vurgulayan Bozkurt, bunun 3 bin 200'ünün koruyucu ailede olduğunu kaydetti. Her yıl 700-1000 arası çocuğun yetiştirme yurdundan ayrılıp topluma katıldığını dile getiren Bozkurt, bunların da yüzde 40'ının iki yıllık, yüzde 10'unun dört yıllık üniversite mezunu olduğunu belirtti. Bozkurt, "Ülke eğitim ortalaması 6,5 yıl iken, yurtlarda bu rakam 13 yıl. Aslında tek yapmamız gereken algılarımızı değiştirmek. Bunu başarabildiğimiz oranda da bu çocuk ve gençlerin hayata entegrasyonları kolaylaşacaktır" dedi.

"EVLATLIK ALMA YERİNE, EVLAT EDİNME" Proje kapsamında medyadaki dili dönüştürmeyi planladıklarını belirten Bozkurt, bunun için "doğru sözlük" oluşturduklarını söyledi.

Sosyal dışlanma ile mücadelenin, temelde verimli ve etkili bir iletişim sürecinden geçtiğini dile getiren Bozkurt, "Bu nedenle devlet korumasında yetişen bireyler ile toplum arasında sosyal duvarlar oluşturan, söz konusu çocuk ve gençlerin öz güvenlerini kıran, kendilerini toplumsal hiyerarşinin en altına koymalarına neden olan, rencide edici ve ayrıştırıcı etiketlerin oluşmasına yol açan hatalı kullanımları ortadan kaldırmak için, hep birlikte zenginleştireceğimiz 'doğru sözlük' oluşturduk" diye konuştu. Sözlükteki bazı kavramlardan örnek veren Bozkurt, "evlatlık alma" yerine, çocuğu alınıp satılan bir meta gibi görmeyen ve ailenin bireyi olduğunu hissettirebilen "evlat edinme"yi, "gerçek anne" yerine, "biyolojik anne" ifadesini tercih ettiklerini söyledi. Çocuğu metalaştıran "yuvadan çocuk alma" yerine, "bir çocuğun bakımını üstlenme", "yuva çocuğu" yerine "çocuk yuvasında yetişen çocuk" kavramını kullandıklarını belirten Bozkurt, "yuva çocuğu" ifadesinin toplum gözünde şiddete eğilimli, yaramaz, ahlaken düşkün, ötekileştirilmeye mahkum bir çocuk anlamına geldiğini ifade etti. Bozkurt, "yetimhane" sözcüğü yerine de, 11 bin 825 çocuk ve gencin yaşadığı "çocuk evi, çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, sevgi evi" isimlerini kullanmanın daha doğru bir seçim olacağını vurguladı.

"DEVLET KORUMASINDAKİ ÇOCUKLAR KİMSESİZ DEĞİL" "Yuva çocuğu" sözcüğü ile eşleştirilen olumsuz sıfatların, gerçeklerin önüne geçebildiğine işaret eden Bozkurt, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çocuk yuvasında yetişen çocuk, sosyo-ekonomik nedenlerle ailesi yanında bakılamayan, devlet koruması altında büyüyen çocuktur. 'Kimsesiz çocuk' yerine 'devlet korumasındaki çocuk' diyoruz. Çünkü devlet korumasındaki çocuklar kimsesiz değil, yalnızca ailenin ölümü, ekonomik yetersizliği, ihmal ve istismarı gibi nedenlerle kendi ailesi yanında korunup bakılamayan 0-18 yaş arası çocuklardır. Devlet koruması altındaki çocukların yüzde 95'inin ailesi veya bir yakını var. Çok büyük bir çoğunluğu ise biyolojik aileleriyle görüşüyor." Senaristler ve basın mensuplarının farkında olmadan bu çocuk ve gençleri damgalayabildiğine vurgu yapan Bozkurt, "Doğru sözlük ile onlara sorunun çözümünde rol almayı teklif ediyoruz. Medyanın dili dönüştüğünde, bizimki de değişecek, toplum algısı büsbütün değişecek. Çünkü bu çocuk ve gençler ne kimsesiz ne de potansiyel suçlu" ifadesini kullandı.

A.A

Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Metabolik sendrom, kalp hastalığı, diyabet, felç ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilen bir hastalık türüdür. Metabolik sendromun altında yatan nede
  • Kadın-erkek ilişkilerinde en kritik soru bu olsa gerektir. Evliliğin başlangıcında romantik duygular daha baskındır. İkinci dönemde kişilik ve güç çat
  • Nikotin bağımlılığı Kalp hastalığı, felç, kanser, akciğer hastalığı ve diğer birçok sağlık durumu riskinizi artırmanın yanı sıra, sigara içmek beynini
  • Özgüven, özsaygı, özdeğer gibi kavramları içeren ego, genler ve stres gibi pek çok faktörden etkileniyor.
  • Psikiyatri, ruhsal bozuklukların ve duygusal ve davranışsal bozuklukların kökeni, teşhisi, önlenmesi ve yönetimi ile ilgilenen tıp dalıdır. Bu nedenle
  • Krampların nedenleri nelerdir? Krampların nedeni tuz eksikliği midir? Bu ne kadar doğru? Kramp sırasında ne yapmak gerekir?
  • Randevu Al