NÖROPATİK AĞRILARA DİKKAT

NÖROPATİK AĞRILARA DİKKAT
Paylaş:

A.A

Nöropatik ağrı nedir? Hangi hastalıklarda teşhis konur, tedavisi nasıldır. İşte bilmediğiniz yönleriyle nöropatik ağrı.


Kanser, diyabet, enfeksiyon, nörolojik hastalıklar ya da sinir sıkışmaları ile ortaya çıkan,  tedavi sonrasında geçmeyerek kronik hale gelen, yanma, batma, karıncalama şeklinde kendine gösteren ağrının, basit ağrı kesicilerle tedavi şansı bulunmuyor.

“Nöropatik ağrı” olarak isimlendirilen bu tür ağrıların doğru tanı  alması ve tedavi edilebilmesi için mutlaka hekime iyi tarif edilmesi gerekiyor.  Tedavi edilmediğinde, kişinin yaşam kalitesini bozan ve iş gücü kaybına yol açan  nöropatik ağrının, hastaların yüzde 40'ında depresyona yol açabildiği uyarısında  bulunuluyor.

 Türkiye Romatizma Araştırma ve Savaş Derneği (TRASD) Genel Sekreteri  Prof. Dr. Ayşen Akıncı Tan, sinir sistemindeki sinirlerin hastalanması  ya da hasar görmesinde ortaya çıkan ve mevcut hastalık tedavi edildikten sonra geçmeyerek kronikleşen ağrının ilk defa 1994 yılında  “nöropatik ağrı” olarak tanımlandığını söyledi.

Çevresel veya merkezi sinir sistemindeki sinirlerin hasar görmesi sonucu  ortaya çıkan nöropatik ağrının süreğen olduğuna dikkati çeken Tan, ağrının  batıcı, yakıcı, delici, saplanıcı, yakıcı, karıncalanma ve elektrik çarpması gibi  his yarattığını bildirdi. Tan, “Örneğin, bel fıtığı olan hastada bacağına  yayılan ağrının, tedavi sonrasında da yanma, batma şeklinde devam etmesi  nöropatik ağrının göstergesidir. Mevcut hastalık tedavi edildiğinde, ağrıya neden  olan uyarı ortadan kalkmaktadır ama sinir sistemi kendiliğinden beyin ya da  omurilikten birtakım ağrılar üretmekte ve nöropatik ağrıya yol açmaktadır” diye  konuştu.

Ağrının şiddetinin kişiden kişiye göre değişiklik gösterebildiğini ifade  eden Tan, “Bazı hastalar, vücutlarına sürülen pamukla bile çok şiddetli ağrı  hissedebiliyor. Hastaların bir kısmı ağrı nedeniyle çalışamaz, yürüyemez,  uyuyamaz hatta giysilerin yarattığı yanma hissiyle giyinemez hale gelebiliyor”  dedi.

“HER 100 ŞEKER HASTASINDAN 15'İ NÖROPATİK AĞRI ÇEKİYOR”

Nöropatik ağrıya birçok şeyin neden olabildiğini anlatan Tan'ın verdiği  bilgiye göre, bu ağrı alkolizm, kanser, bazı nörolojik hastalıklar, damar  hastalıkları, sinir sıkışması, bazı enfeksiyon hastalıkları (zona gibi), böbrek  yetmezliği ve şeker hastalığında sıkça görülüyor. Özellikle diyabetlilerin yüzde  51'inde sinir hasarı oluşuyor ve her 100 şeker hastasından 15'i nöropatik ağrı  çekiyor.

Nöropatik ağrı, bunların dışında kafa travması geçirenlerde, trafik  kazası sonrasında omurilik kesisi olan ve belden aşağısı felçli kişilerde, inme  geçirenlerde ya da kolu bacağı kesilen kişilerde kesik bölgede ağrı hissi  şeklinde olabiliyor.

Bu tip şikayetleri olan kişilerin mutlaka fizik tedavi ve rehabilitasyon,  nöroloji, nöroşirürji, onkoloji, romatoloji ve algoloji uzmanlarına başvurmaları  gerekiyor.

“NÖROPATİK AĞRISI OLANLAR AYDA 5.5 GÜN ÇALIŞAMIYOR”

Prof. Dr. Ayşen Akıncı Tan, tanı ve tedaviye geç kalındığında ağrının  şiddetine bağlı olarak kişinin yaşam kalitesinin önemli ölçüde düştüğüne,  özellikle geceleri artan ağrıların uyku bozukluğuna, sosyal yaşamın aksamasına,  depresyon ve gerginliğe yol açtığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

 “Bu durum, hastalarda iş gücü kaybına neden oluyor. ABD'de yapılan bir  araştırmaya göre nöropatik ağrısı olanların ayda 5.5 gün çalışamadıkları  saptanmış.

Nöropatik ağrının yarattığı fiziksel, psikolojik, duygusal ve sosyal  etkiler nedeniyle hastaların yüzde 40'ı depresyona girebiliyor. Tüm bunlar da  hastada mutsuzluk, iş gücü kaybı, stres ve sinir yapabiliyor.”