Neden merak ediyoruz, nasıl merak ediyoruz

Neden merak ediyoruz, nasıl merak ediyoruz? Merak duygusunun kökeninde ne var?

Neden merak ediyoruz, nasıl merak ediyoruz

Yeni Dünya olarak anılan Amerika kıtasının Avrupalılarca keşfinden, Ay’a ilk ayak basılan ana kadar, merak ve yeniliğe duyulan istek, bilim için en büyük motivasyon kaynağı olarak görülebilir...

Merak duygusuna hepimiz aşinayızdır. Bilmediğimiz, bizim için yeni sayılabilecek bir şeyle karşılaştığımızda, ya anlayabilmek için daha da yaklaşıp inceleriz ya da korunmacı bir içgüdü ile kendimizi geri çekeriz. Merak duygusu, insanlığın tarihte yaptığı birçok bilimsel keşfin de temelinde yatıyor. Yeni Dünya olarak anılan Amerika kıtasının Avrupalılarca keşfinden, Ay’a ilk ayak basılan ana kadar, merak ve yeniliğe duyulan istek, bilim için en büyük motivasyon kaynağı olarak görülebilir. Canlıların meraka ve yeniliğe olan ilgisine iki farklı şey sebep oluyor diyebiliriz; alışılmamışlık ve haz merkezi.

ALIŞILMAMIŞLIK

Canlılar, biyolojik olarak, yeni uyaranlara karşı daha duyarlıdır. Görme, işitme, duyma, koklama ve dokunma gibi temel duyusal yeteneklerimiz, sürekli maruz kaldığı uyaranlara karşı zaman içinde duyarlılığını yitirir. Bu duruma “alışma” ismi veriliyor. Örneğin, sıktığımız parfümün bir süre sonra kokusunu almamamız da bu sebeptendir.

Alışma sürecinde kazanılan alışkanlık için beyinde bir girdi oluşturuluyor. Yeni bir çevresel uyarıcı, bu girdiden ne kadar farklıysa organizma o kadar hızlı şekilde uyarılıyor ve tepki veriyor. Bu durum, yeni uyaranlara karşı bir tür duyarlılık oluşturuyor. Bu duyarlılık, uygun bir seviyede olursa, organizmayı, keşfetmeye yönelik harekete geçiriyor ve bir “motivasyon” durumuna geliyor.

HAZ MERKEZİ VE DOPAMİN

Motivasyonla harekete geçen organizmanın beyninde, uyarana karşı, motivasyon ve nörotransmitter görevi gören dopamin seviyesi ile bağlantılı olarak bir “istek” oluşuyor. Dopamin seviyesi ne kadar yüksek olursa, oluşan istek de o kadar büyük oluyor.

Üç makak maymunu üzerinde yapılan bir çalışmada, maymunların, bir bilgisayar ekranından gösterilen ve içlerinden rastgele birine ödül değeri verilen 3 fotoğraftan birini seçmeleri sağlandı. Eğer maymun, ödül değeri olan fotoğrafı seçerse meyve suyu ile ödüllendirildi. Fotoğraflardan biri, rastgele dağıtılan aralıklarla değişecek şekilde ayarlandı. Maymunlar, farklı aralıklarda tuzlu su ve “Vanoxerine” isimli; dopamin salınım noktalarına yerleşerek, dopamin salınımını azaltırken, dopaminin görevini üstlenen bir ilaç enjekte edilerek teste tabî tutuldu. Her iki durumda da yeni fotoğrafı seçme oranının yüksek olduğu gözlenirken, “Vanoxerine” enjeksiyonundan sonra maymunlarda, yeni fotoğrafı seçme oranının daha da yükseldiği gözlendi.

Bu durumda, maymunlar için, meyve suyu ödülü, yeniliğin sebep olduğu motivasyon ile birleşerek bir “istek” haline dönüştü ve bu isteğin karşılanması ile, haz merkezi bir “tatmin olmuşluk” hissetti. Benzer bir test, insanlar üzerinde de gerçekleştirildi. Bir grup denek, tekrarlayan uyaranlara maruz bırakıldı. Ancak süreç içerisinde, tekrarlayan uyaranlardan farklı olarak yeni uyaranlar da eklendi. İnsanların da, laboratuvar hayvanlarına benzer şekilde, alıştıklarının dışında bir uyarana karşı daha hassas davranarak ilgi odaklarını, yeni uyarana kaydırdıkları gözlendi.

Dikkatimizi çeken her yeni uyarıcı, benzer bir süreçle bir motivasyon-istek-ödül döngüsü içerisinde sindiriliyor ve alışılana kadar da süreç devam ediyor. Merak güdümüz, evrimsel sürecimizde kilit sıçrayışlara sebep olması bakımından da önemli. Canlılık var oldukça, keşfetme-haz döngüsünün kolay kolay yok olmayacağını bilmek, geleceği daha heyecan verici kılıyor ve bilim bu döngünün kilit noktasını oluşturuyor.

BİLİMFİLİ

Paylaş:



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı:

İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aşk su gibidir fazla kaynarsa buharlaşır diyor ve ekliyor: Aşkın formülü H20'dur. Pozitif iletişim kurulamazsa aşk buhar olu
  • Psikiyatri, ruhsal bozuklukların ve duygusal ve davranışsal bozuklukların kökeni, teşhisi, önlenmesi ve yönetimi ile ilgilenen tıp dalıdır. Bu nedenle
  • Özgüven, özsaygı, özdeğer gibi kavramları içeren ego, genler ve stres gibi pek çok faktörden etkileniyor.
  • Krampların nedenleri nelerdir? Krampların nedeni tuz eksikliği midir? Bu ne kadar doğru? Kramp sırasında ne yapmak gerekir?
  • Teselli edici sözler kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Önce kişilere üzülme, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir.
  • Motivasyonunuzu kaybettiğiniz anda hayatınızda bazı değişikliklere ihtiyacınız olabilir. İşte öneriler...
  • Randevu Al