MÜSLÜMAN ÜLKELERDE BİLİM NEDEN GERİ?

MÜSLÜMAN ÜLKELERDE BİLİM NEDEN GERİ?

Dünyadaki en iyi 500 üniversiteden yalnızca ikisi İKÖ üyesi ülkelerdedir. (ikisi de Türkiye'de bulunuyor).

Arap ülkelerinde bilimin gelişmemesinin nedeni maddi olanaksızlıklar, bina azlığı veya öğretim görevlisi sayısının yeterli olmaması değil. Tam tersi bu bölgedeki eksiklik, bilimin toplumdaki rolünü halkın ve yöneticilerin anlamakta zorlanmasıdır.

İSLAMİ RÖNESANS GEREKİYOR

İslam dünyası için aydınlanma zamanı geldi. 11 Eylül 2001'i izleyen dönemde İslam dünyası çeşitli suçlamalarla karşı karşıya bırakıldı. Bunun sonucunda Batı ile İslam dünyası arasındaki uçurum giderek açıldı. Müslüman toplumlar, içlerinde güçlenmekte olan kökten dincilik akımının önünü kesmek için, kendi sınırları içinde reformların yolunu açmak ve sosyo-ekonomik modernizasyona odaklanmak zorunda olduklarını nihayet fark ettiler.

Şimdi Müslümanlar için kritik düşünce ve kendini tanıma zamanı. İslam ülkelerinin liderleri aydınlanmayı geçerli kılma görevini üstlenmeli. Biz Pakistanlılar, bilgiye dayalı rönasansın gerçekleşmesinde, bilim ve teknolojinin çok önemli bir rol oynadığına inanıyoruz.

İslam dünyasının bilimsel harcamaları dünya ortalamasının çok altındadır. Tam tersi, savunma harcamaları GSMH'ın %4 ile %7'si arasında değişiyor. Pek çok ülkede bilim adamı sayısı çok yetersiz ve inovasyon için yasal bir çerçeve söz konusu değil. İslam ülkelerinden bugüne dek yalnızca iki bilim adamı Nobel ile ödüllendirildi. Bunlar Abdus Salam (Pakistanlı, fizik dalında, 1979) ve Ahmed Zewail' dir (Mısırlı, kimya dalında, 1999) . Bu iki bilim adamı da araştırmalarını İslam ülkelerinin dışında sürdürmüştü. Bugünün Müslüman toplumları uluslararası üne sahip çok az sayıda bilim adamı yetiştirebilmiştir.

Bilim eğitimini ele alalım. Aralarında Malezya'nın da bulunduğu İKÖ'ye üye pek çok Arap ülkesinde lisans eğitimi oldukça düzeyli olmakla birlikte, lisansüstü eğitim zayıftır. Dünyadaki en iyi 500 üniversiteden yalnızca ikisi İKÖ üyesi ülkelerdedir (ikisi de Türkiye 'de). İKÖ'nün 1.3 milyar düzeyindeki nüfusu 600'den az sayıda üniversite ile yetinmek zorunda. Kaldı ki bu üniversitelerin pek çoğu da Batı standartlarının altında eğitim veriyor.

Bugün başta Türkiye, Pakistan, İran ve Mısır olmak üzere pek çok İslam ülkesi bilimsel yatırımlara öncelik veriyor. Bu başarı öyküleri bizlere cesaret veriyor. Ancak dünyadaki yakıt rezervlerinin dörtte üçüne sahip olmakla birlikte İKÖ ülkeleri geri kalmışlık döngüsünü kırmakta zorlanıyor. Geri kalmışlığımızın en önemli nedenlerinden biri bilim ve teknolojiye yatırım yapılmamasıdır.

Bu eksikliği gidermek için devletlerin tek tek geliştirdiği çözümlerin yanı sıra İslam ülkelerinin grup olarak girişimlerde bulunması da büyük fayda sağlayacaktır. Dolayısıyla ISESCO (İslami Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu) ve COMSTECH (Bilimsel ve Teknolojik İşbirliği Komitesi), tüm İslam ülkelerini kapsayan bir fon yaratarak İKÖ ülkelerinde bilim ve teknolojinin gelişmesini teşvik ediyor.

Yazarlar: Atta-ur-Rahman ve Enver Nasim , ISESCO ve COMSTECH yetkilileri

PETROL GELİRLERİ BİLİMSEL ARAŞTIRMALARA

Katar'ın devlet başkanı Emir Hammad bin Khalifa Al-Thani, Katar'ın fosil yakıt gelirlerinin büyük bir kısmını bilimsel araştırmalara ayırdı. Ülkenin çalışmalarını yurt dışında sürdüren bilim adamları bu fonların nasıl kullanılacağını belirlemek üzere Katar'ın başkenti Doha'da bir araya geldiler.

Bilgi-ekonomisi trenini kaçırmak istemeyen Katar, böylece bir Eğitim Kenti kurdu. Doha'nın banliyösünde kurulan bu üniversite yerleşkesinde, Texas A&M gibi ABD'nin tanınmış üniversitelerinin bazı dallarını lisans eğitimi veriyor. Ülkenin liderleri, yılda en az 2.000 öğrenciyi çekeceklerini umuyor. Şimdiye dek birkaç yüz öğrenci üniversiteye kaydolmuş durumda.

Yazar: Jim Giles, Nature 441, 132-133 (11 Mayıs 2006)

MUHAFAZAKÂRLAR ENGEL

Dr. Mustafa Moin İran'ın eski Yüksek Eğitim ve Bilim Bakanıydı. 2005 yılında İran'daki cumhurbaşkanlığı seçimlerine reformist aday olarak katıldı. Ancak seçimi muhafazakar Ahmedinejad kazandı. Nature'dan Declan Butler , Dr.Moin ile İran'da bilim ve teknolojinin durumu konusunda bir söyleşi yaptı. Bu söyleşiden bazı ilginç satırlar:

"Ahmedinejad yönetimi bilim ve yüksek eğitim konusunu iktidara geldiğinden beri ikinci plana atmış durumda. Hükümet, üniversite rektörlerinin hemen hemen tümünü, yüksek öğrenim kurumunun başındakileri iktidara gelir gelmez değiştirdi. Ben bilim, teknoloji ve araştırma bakanıyken üst kademe üniversite görevlilerini akademik personel seçiyordu. Oysa şimdi yeni hükümet bunları doğrudan seçiyor."

"Kuşkusuz üniversiteler üzerinde kurulan bu politik baskının sonucunda bazı öğretim görevlileri istifa edip gitti. Kısıtlamalar ve eleştirilerin ardı arkası kesilmedi. Tanınmış akademisyenler emekli olmaya zorlandı. Öğrencilerin politik faaliyetlerde bulunması ve öğrenci dernekleri sindirildi. Uluslararası öğrenci mübadelesi programları da bu baskıcı rejimden nasibini aldı. Öğrenciler artık yurt dışına gönderilmiyor ve öğretim görevlilerinin de araştırma için yurt dışına çıkışları engelleniyor."

"Hükümet reformist gazetelere ve siyasi partilere de baskı uyguluyor. Shargh isimli yüksek tirajlı reformist gazete, eylül ayında kapatıldı. Ayrıca kız öğrencilerin üniversitelere girişlerinin kısıtlandığını duydum.

"Bu koşullarda İran'da siyasi bir reformun kendine çıkış yolu bulacağını hiç sanmıyorum." "Yüksek öğretimde yapısal reformların yarım kalmış olması beni üzüyor. Beni üzen bir diğer konu da üniversite bağımsızlığının ve akademik özgürlüğün kurumsallaştırılmaması."

ARAP DÜNYASI: ÇÖLDE YEŞEREN UMUTLAR

Bu günlerde Arap dünyası karanlık dönemlerini yaşıyor. Arap ülkelerinin pek çoğunda yaşam standartları düşüyor; Filistin-İsrail çatışması her geçen gün biraz daha kanlı bir hal alırken, ABD yönetiminin Irak'ı darmadağın ettiğini izliyoruz.

Arap bilim adamları için ufukta bir umut ışığı belirmiş durumda. Bölgede araştırma ve geliştirmeye ayrılan harcamalar giderek artıyor. Bu arada Müslüman ulusları kapsayacak şekilde bilisel bir yapının kurulması için çalışmalar yapılıyor.1999 yılında Kimya Nobel ödülünü kazanan MIT'de görevli, Mısır doğumlu Ahmed Zewail , hem para hem de insan kaynaklarına sahip olan Arap dünyasının bilimsel arenada kendini daha fazla göstermesi gerektiğine inanıyor.

Yaklaşık bin yıl önce Araplar dünyadaki bilimin öncüleriyken , Avrupa Ortaçağ karanlığında yaşam savaşı veriyordu. Bu arada Arap bilim adamları cebir ve modern astronomide büyük aşamalar kaydediyordu. Ancak bugün Arap dünyası bilimsel açıdan bir çöl görüntüsü veriyor. Bazı ülkelerde petrol gelirleri sayesinde parlak kentler, muhteşem camiler ve renkli alışveriş merkezleri kuruluyor. Ancak bilimsel altyapıya hiçbir yatırım yapılmıyor. Toplam olarak Arap ülkeleri araştırma ve geliştirme harcamalarına GSMH'larının % 0.15'ini ayırırken, dünya ortalama olarak % 1.4'ünü ayırıyor. Ancak son yıllarda Arap hükümetleri petrodolarların sonsuza dek kendilerine akmayacağını nihayet fark etti. Şimdiden bölgedeki pek çok ülkenin GSMH'sı düşme eğilimi gösteriyor. Gelecekte ekonomik gelişmeyi garantilemek için bu ülkeler bilime yatırım yapmak zorunda olduklarının bilincine vardı.

Bu trendlerin tetiklemesiyle, ASTF (Arap Bilimi ve Teknoloji Vakfı) 2000 yılında kuruldu. Bu vakfın, aralık olan bilim kapısını ardına kadar açması bekleniyor. Merkezi Dubai'deki Sharjah kentinde bulunan vakıf, Arap bilim adamlarını tek bir çatı altında topluyor. Vakfın amacı Arap biliminin çölde yeşermesini sağlamak. Bugüne dek çalışmaları Sharjan kentinin yöneticisi Seyh Sultan bin Muhammed El Kasimi 'nin 6 milyon bağışı ile yürütüldü. ASTF, gelecek beş yılda mali kaynaklarını 150 milyon dolara çıkartmayı hedefliyor.

Beyrut'taki Amerikan Üniversitesi'nden fizik profesörü Antoine Zahlan sorunlara ilişkin gözlemlerini şöyle aktarıyor: "Arap ülkelerinde bilimin gelişmemesinin nedeni maddi olanaksızlıklar, bina azlığı veya öğretim görevlisi sayısının yeterli olmaması değil. Tam tersi bu bölgedeki eksiklik, bilimin toplumdaki rolünü halkın ve yöneticilerin anlamakta zorlanmasıdır. Ayrıca pırıl pırıl, yeni cihazlarla donanmış bir laboratuvarın açılmasının bilime katkıda bulunmayacağı, bilimsel kapasiteyi geliştirmenin daha önemli olduğu nihayet anlaşıldı."

"Arap bilimcileri bütçelerinin yönetim ve ücretlere gittiğinden dolayı araştırmalara yeterli miktarların kalmadığından yakınmayı adet edindiler. Uzmanlar ayrıca bilimsel harcamalardaki artışlara ilişkin resmi istatistiklerin de doğru değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor, çünkü bu rakamların içinde yüksek öğrenime ayrılmış yatırımlar da bulunabiliyor. Bütün bu giderler, bilimsel araştırmalar ayrılması gereken kaynakları kurutuyor."

Yazar: İhsan Mesud , Merkezi Londra'da bulunan kalkınma örgütü LEAD (Leadership for Environment and Development) International'ın haberleşme sorumlusu.

Derleyen: Reyhan Oksay,
Nature 2006

KAYNAK: //www.cumhuriyet.com.tr

Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Teselli edici sözler kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Önce kişilere üzülme, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir.
  • Motivasyonunuzu kaybettiğiniz anda hayatınızda bazı değişikliklere ihtiyacınız olabilir. İşte öneriler...
  • Kişinin hayatta en çok endişe duyduğu şeylerin başında sevdiklerinin başına kötü bir şeyin gelmesidir. Bu dönem eğer doğru biçimde geçirilmezse kişiy
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aşk su gibidir fazla kaynarsa buharlaşır diyor ve ekliyor: Aşkın formülü H20'dur. Pozitif iletişim kurulamazsa aşk buhar olu
  • Sevdiğini hastalık derecesinde kıskananlar, çevresine kötü koku yaydığına inandığı için suçluluk duyanlar, doktor muayenesine genelde kendi kafasında
  • Çocukluk çağında olduğu gibi erişkin yaşamda da DEHB tedavisinde ilaç kullanımı genellikle etkili ve hızlı cevap oluşturur.
  • Randevu Al