Müsli’nin de bir tarihçesi varmış

İsviçre'nin kahvaltıda yaptığı devrim: Müsli. İşte müslinin ilginç hikayesi.

Müsli’nin de bir tarihçesi varmış

İsviçre deyince aklımıza ilk gelen şeylerden biri 'müsli'dir. Peki müslinin mucidi Dr Bircher-Benner 20. yüzyılın ruhunu yakalayan bu yiyeceği nasıl icat etti?

İsviçre dünyada kahvaltı tarzını değiştiren ülke oldu. İlk kez burada ortaya çıkan müsli bugün de etkisini koruyor ve giderek yaygınlık kazanıyor.

Zürih Üniversitesi'nde Dr Eberhard Wolff'a göre, müslinin ilk ortaya çıkışı kahvaltı amaçlı değildi. İlkin, ana yemek öncesinde yenen bir iştah açıcı olarak tasarlanmış, sonra uzun bir süre akşam yemeği olarak kullanılmıştı; ama kahvaltıda yeneceği hiç düşünülmemişti.

Müslinin hikayesi 1900'de başladı. Zürih Gölü civarında yaşayan Doktor Maximilian Oskar Bircher-Benner, tüberkülozun etkilerinin iyi beslenme ile giderilebileceğine inanıyor, bunun için en iyi besin karışımları üzerinde çalışıyordu.

Sarılık olunca bu karışımları kendi üzerinde denemiş, sağlığına kavuşmuştu. Bu karışımda elma, kuruyemiş (badem, ceviz, fındık, fıstık), yulaf, limon suyu ve konsantre süt kullanmıştı. Buna kısaca 'Elma Diyeti' adını vermişti.

O sıralar İsviçre'nin Vevey kasabasında yeni kurulmuş olan Nestle, İsviçre'yi sağlıklı yaşamın merkezi olarak reklam ediyordu.

İsviçreli yazar Johanna Spyri'nin daha sonra çizgi filme dönüştürülen kahramanı Heidi hastalandığında Alp Dağları'nın havası ve otları iyi gelmiş, tekerlekli sandalye kullanan arkadaşı Clara da Heidi'nin yanına dağlara gidince yeniden yürümeye başlamıştı.

Dr Bircher-Benner 1904'te Zürichberg'de dağ eteğinde, beş yıldızlı bir otel yakınlarında bir sanatoryum açtı. Binlerce insan güneşten ve özel diyetten yararlanmak için buraya akın ediyordu.

Wolff'a göre, Bircher'in başarısı basit kurallara dayanıyordu: pişirilmemiş yiyecekler, erken kalkmak, erken yatmak, temiz dağ havası vs. "Ama aynı zamanda dönemin orta sınıflarında ve zenginlerde bir kendini kontrol etme modası başlamıştı. 'Büyülü Dağ' olarak anılan bu mekâna akın etmeleri bundandı."

Almanya'da 'hayat reformu' adıyla anılan ve özgürlük, hippi idealleri ve vejetaryenliğe dayanan bir sosyal hareket de sanatoryumun gelişmesinde etkili oldu.

Ama sanatoryumda dört hafta kaldıktan sonra 'Büyülü Dağ' romanını yazan Alman yazar Thomas Mann gibi orayı hijyen hapishanesi olarak görenler de vardı.

Bugün Zürichberg'de orijinal klinikten fazla bir şey kalmamış. Ama beş yıldızlı otel hala yerinde duruyor. Bu bölge artık FIFA merkezi olarak biliniyor.

TAKVİM

 



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: